İletişimin dili
Evimizin yanındaki reklam panosunda, NTV Spor’un reklamı var:
NTV Spor artık karasal yayında.
Düşününce ne demek istediğini tahmin etmek zor değil. Yine de “Karasal Yayın” da ne demek?
Birisine bir şey anlatmak istiyorsak, bizim hangi dili kullandığımız değil, mesajı dinleyecek kişinin hangi dili bildiği önemlidir, öyle değil mi?
Rekabet yan masa ile değil…
Şubat 24, 2010
Pazarlama Stratejileri
1 yorum
Yeni bir proje üzerinde çalışmaya başladım bir kaç ay evvel.. Başlarda farkında değildim nasıl bir iş yaptığımın. Logosunu Ukrayna’dan bir çocuk yaptı, sitenin tasarımını Avusturya’lı bir çocuk yapıyor, HTML tarafı Türkiye’de yapılıyor. Programlamasını ise Kıbrıs’ta bir ekip yapıyor.
Yaşlı hissetmemek için, “Bundan bilmem kaç kadar yıl önce…” diye başlayan cümle kurmamak için kendimi tutuyorum.
İnsan kaynaklarının çok fazla zaman ayırdığı 2 sorunun yanıtı belki de burada:
- Daha az parayla en iyileri çalıştırmak.
- İhtiyacın olmadığında yeteneğe para ödememek.
Düzenin insanları tam farkında değil ama rekabet yan masadakiyle değil, dünyanın her yanındakilerle yaşanıyor. Bugün hala bazı işleri bir yerde, ofisten yapmak daha anlamlı, daha karlı olabilir fakat hiç şüphesiz yarın böyle olmayacak.
Gelişim için sorulacak bir çok soru var:
Firmalar için 1 soru: Nasıl yeteneklerden daha iyi faydalanabileceğim bir organizasyon kurabilirim?
Çalışanlar için 1 soru: Nasıl tüm dünya tarafından aranan bir yetenek olabilirim?
Daha iyi yenil
Sürekli bir radyo kanalında duyuyorum. (Rock FM)
Hep denedin.
Hep yenildin.
Olsun…
Yine dene.
Yine yenil.
Daha iyi yenil. Samuel Beckett
Wifi tartı ile kilonuzu sürekli İnternet’te paylaşmak ister misiniz??
Şubat 9, 2010
Pazarlama Fikirleri
12 yorum
Internet’i soyut bir şey gibi düşünmek daha kolay. Dokunamadığımız, koklayamadığımız, 3 boyutlu göremediğimiz İnternet. İnternet’ten uzak olan bazılarının “İnternet, bilgisayar bana uzak şeyler” derken, “Dünya işleri ile ilgileniyorum ben” dermiş gibi bir tavırda olmaları muhtemelen bundan.
İşte İnternet’i somutlaştıran bir alet, İnternet tartısı. Wifi tartı Evdeki bu tartınızın her üzerine çıktığınızda, kilonuzu yağ ölçünüzü bilgisayarınız vasıtasıyla İnternet’e taşıyor, isterseniz twitter ‘da, Facebook’ta paylaşıyorsunuz…
“Ne salak alet, kim kilosunu sürekli paylaşmak ister ki?” demeyip, yaklaşımı benmseyip benzeri ne fikirler üretebileceğimize bakalım. Yaklaşım:
Kullandığımız cihazlar, araçlar İnternet’te bazı bilgileri paylaşsa…
- Arabamız sokağa geldiğinde, evdekilere geldiğimizin bilgisi gelse.
- Havalar kötü olduğunda alarm erken çalsa.
- Evdeki su bittiğinde, su bidonumuz otomatik su siparişi verebilse.
- Spor salonunda koştuğumuz kilometreler İnternet’te yayınlansa.
- Her gün sonunda, “Can bugün 100 sms attı” diye İnternet’te yayınlansa.
Başka neler olabilir?
Bozulma dönemindeyiz
Ocak 20, 2010
Pazarlama Stratejileri
1 yorum
Firmalar, bilançolar kötüye gittiğinde şimdiye kadar hep kemer sıkma politikası uyguladılar. Zarar etmeseler dahi kriz olduğunda insanları işten çıkartarak, yapılan harcamaları kısarak işleri yoluna sokmaya uğraştılar. Zaman zaman işe yaradı.
Ama artık bozulma dönemindeyiz. Teknoloji, sosyal medya ve diğer gelişmeler sayesinde (yüzünden) artık işler kötüye gitmiyor, bozuluyor.
Daha iyi yönetimler, başarılı çalışanlar, süreç optimizasyonları değil, daha iyi iş modelleri yarışan. Ne kadar iyi yönettiğimiz değil, ne kadar iyi bir fikir üzerine çalıştığımız önemli olan. Bozulan pazarlama modellerinin yerine, yenilerini bulmak ve bunlara geç olmadan yatırım yapmak.
Bozulma döneminde iki yol var, hareket kabiliyetimizi yitirmeden seçmemiz gereken:
- Dünyanın, işimizin, ilişkilerimizin yönlendiği yolu benimseyip, onlara yatırım yapmak veya
- Kendi yolumuzu çizip, dünyanın, ilişkilerimizin bizi izlemesini beklemek.
Bu iki seçenekten birisi diğerinden daha iyi veya daha kötü değil. Önemli olan ikinci yolu, hiçbir şey yapmamakla karıştırmamak çünkü eskiden doğru bildiğimiz fakat artık geçerli olmayan yolu kullanmaya devam etmek bir yol seçmek değil, bir çıkmaza girmek.
Müzik endüstrisinin korsanla mücadelesi. İnternet gazetelerinin site ziyaretçilerinden para almayı planlamaları. Firmaların sosyal medyadaki tek yönlü pazarlama kampanyaları…
[Farketing notu]: Çıkmaza girdiğinizde ne kadar hızlı koşarsanız koşun, varacağınız nokta aynıdır.
Başarısızlıktan zevk almak
En yaratıcı, en başarılı insanı belirleyen, başarısız olmaya olan istekliliğidir.
Başarısızlığa cesaret edin. Hızlıca başarısız olun. Başarısızlıktan öğrenin. Başarısızlık üzerine çalışın. Başarısızlığı anlayın.
En önemlisi başarısızlıktan keyif alın. Hayat kısa. Hiçbir şeyin keyfinizi kaçırıp sizi tutmasına izin vermeyin. – John Winsor
Başarısızlıktan nasıl zevk alır insan diye düşünüyorsanız, yanıtı: Bir sonraki başarı/başarısızlık için yola çıkarak…
“Hey, başarısız oldum ama çok şey öğrendim. Şimdi deneyebileceğim yeni işler için hazırım.”
“Erkek arkadaşımdan ayrıldım, üzüldüm ama güzel şeyler de hissettim, yaşadım. Ve artık yeni bir ilişki için hazırım.”
Hayat zor, kabul et!
Sıkıntı sırasında söylenirken kendimizi bulduğumuzda:
Bir insanı değerlendirmenin en iyi yolu, konforlu ve mantıklı bir ortamda nasıl davrandığına değil, mücadele ve uyuşmazlık durumunda nasıl bir duruş sergilediğine bakmaktır. Martin Luther King
İsmini hatırlamadığım bir filmde zorlu bir durumda ağlayan çocuğuna annesinin söylediği bir cümle:
Hayat zor. Bir an önce kabul et. (Ağlamayı kes)
Not: Canı yanan küçük bir çocuğa söylememekte fayda var.
Kendi başarını yarat
Ocak 12, 2010
Pazarlama Fikirleri
4 yorum
Microsoft’un kurucusu Bill Gates yıllar önce, üniversite öğrencilerine bir ders verir. Dersin sonunda, soru cevap bölümünde, öğrencilerden birisinin “Çok para kazanmak isteyen genç bir insana ne tavsiyede bulunursunuz?” sorusuna yanıtı:
Ne yaparsanız yapın, lütfen benim yaptığımı yapmayın. Bu para zaten benim tarafımdan kazanıldı. Bill Gates
Başarı örneklerine bakmak güzel öğrenecek çok şey var ama unutmamamız gerekiyor: Her başarı eşsizdir. Kendi pazarımızı, kendi markamızı, kendi başarımızı yaratmalıyız…
Sosyal medyadaki PR ajansları
Ocak 12, 2010
Sosyal medya
yorum yok
Sosyal medyada konuşmak için PR ajanslarını kullananlara:
Çok berbat bir sesim var fakat oğlumun doğum gününde “İyi ki doğdun” şarkısını kasetten çalarsam, oğlum bana bozulur. - Clay Shirky
Gizlenecek binalarımız yok
Ocak 8, 2010
Sosyal medya
11 yorum
İnternet sayesinde, neredeyse her fikir paylaşılmış, her yapılan herkes tarafından biliniyor. Gizlenecek büyük binalarımız, saklayacak büyük sırlarımız yok artık.
Ürün inceleme siteleri, sosyal medyada arkadaşlarımız ve diğer insanların söyledikleri, Google arama sonuçları… hepsi markaların ve firmaların bize anlattıkları veya anlatmadıkları önemli şeyleri açığa çıkarıyor.
Peki, neden markalar her yerde kendilerini anlatmaya çalışırken İnternet’te bunu yapmaktan çekiniyorlar?
Korku. Bilinmeyen, denenmemiş olandan korkmak. Ya herkes gelip bana küfretmeye başlarsa, ya olaylar kontrolümden çıkarsa?
Tabii ki korkmalıyız. Doğru şeyler yapmıyorsak İnternet’teki varlığımızla daha göz önünde olacağız. Hata yaptığımızda, koskoca bir şirket olmamıza rağmen özür dilemek zorunda kalacağız. Bir yandan, söylediklerimizin hiçbirini unutulmayacağını bilip, söylediklerimize dikkat etmek zorunda kalacak, bir yandan da insanların bizi dinlemesi için kurum gibi değil insan gibi davranmak zorunda kalacağız.
Öte yandan, markamızla, İnternet’te olalım veya olmayalım, insanlar zaten hakkımızda konuşuyorlar. İki seçeneğimiz var: İnsanları dinlemeye hazır olup, sohbetlerine katılma cesaretini göstermek veya korktuğunuz için konuşulanlar yok varsaymak.
Siz hangisini seçiyorsunuz?





