Arşiv: Eylül, 2004

Cola Turka vs Coca-Cola

Cola Turka ve Coca-Cola Ramazan reklamlarını izlediniz mi? İki firma da aynı promosyonu benzer reklam konseptiyle, tüketicilere sunuyorlar. Cola Turka reklamındaki küçük kız karşı apartmanındaki yalnız nineye acıyor ve onu eve getirmek için kapaklarla bir tabak alıyor, Coca-Cola reklamında ise küçük çocuk, kapaklarla bir tabak alıyor ve kız arkadaşını eve getiriyor.

Bir tarafta acıma duygusu bir tarafta arkadaşlık. Hangi reklam size hitap ediyor? Acıma duygusuyla Cola Turka mı, arkadaşlık duygusuyla Coca Cola mı?

Pazarlamanın kendisi marka

Firmalar, sürekli reklam yapıp, her noktada tüketicilere istemedikleri mesajları ilettikçe, reklamın önemi ve etkisi azalıyor. Yankelovich firmasının yaptığı araştırmaya (pdf) göre:

Tüketicilerin, %59′u reklamın kendilerini ilgilendirmediğini,
- %61′i kendilerine saygı gösterilmediğini, %65′i reklam ve pazarlamayla ilgili kanuni kısıtlamalar getirilmesi gerektiğini düşünüyor.

Sonuç: Bir markayı, yapılan tüm pazarlama aktivitelerinin oluşturduğu düşünüldüğünde, müşterilere dinlemek istemedikleri bir şeyi zorla dinletmek markaya bir şey katmak yerine zarar dahi verebilir.

Örneğin kaçımız, heyecanlı bir futbol maçı sırasında, görüntüyü bozacak şekilde çıkan bir bant reklamın, reklam verene pozitif bir etkisi olduğunu düşünüyoruz?

Fahrenheit 9/11

İnsanların sürekli olarak mesaj bonbardımanı altında kaldığından ve artık reklamın eskisi gibi etkili olmadığından daha evvel de bahsetmiştim (Ref: Reklam bombardımanı). Bu kadar yoğunluğun olduğu bir ortamda bir mesajı, bir fikri hatırlamak gerçekten çok zor.

Haftasonu eşimle, Bush karşıtı Fahrenheit 9/11 adlı filmi izledim. Film, 11 Eylül, Bin Laden, Irak, ve savaşla ilgili ne kadar çok şeyi, ne kadar çabuk unuttuğumuzu çok iyi sergiliyor. Filmin pazarlama açısından gösterdiği şey: Ortamda ne kadar çok ürün/servis tanıtımı (politik fikir, yeni olay, yeni haberler) varsa, evvelki mesajları (olayları, haberleri, bir konu hakkında bildiklerimizi, öğrendiklerimizi) o kadar kolay unutuyoruz.

Sahi, Irak’taki kitle imha silahları nerede?

Bu yazının amacı bu filmi eleştirmek ya da desteklemek değildir. Sadece yukarıda yazılan durumun, belirli bir kesim için olmasa da çoğunluk için, sık rastladığımız, pazarlama ile ilgili bir olaya (yoğun reklam ve kaybolan mesajlar), iyi bir örnek olmasıdır.

Çifte standart?

Firmalar “Evet bizde çifte standart var” diye beyanda bulunmasa da çifte standart iş hayatının getirdiği, vazgeçilemez bir şey. Tabi ki herkese belirli bir standartta servis sunulması gerek ama değeri çok farklı iki insana aynı ilginin gösterilmesini beklemek çok da doğru değil.

Sevgilinize, sevdiklerinize gösterdiğiniz ilgiyi herkese gösteriyor musunuz? Eğer cevabınız hayır ise, neden bir şirket için değerli olmayan bir insanla, değerli olan bir insan aynı kefeye girsin?

Çiçek nasıl satılır?

Bir ürünün satın alınabilmesi için ilk olarak bilinirliğin olması gerekiyor.

Büyük reklam büteçsi olmayan bir çiçekçiyseniz, ilk bakışta tek şansınız aynı sokaktaki diğer çiçekçiden daha iyi bir yerde dükkan açmanız. Peki yapılabilecek tek şey bu mu?

Şu senaryo nasıl? Etraftaki çeşitli lokantalarda, kafelerde, … ücretsiz (ya da çok düşük fiyata) çiçeklerinizi sergiliyorsunuz. Hem etrafınızdaki yerleri çiçeklerinizle güzelleştiriyorsunuz, hem de çiçeklerin altındaki kartvizitinizle markanızı sergiliyorsunuz. Hem bilinirliğinz arttığı için siz, hem de dükkan sahipleri mutlu. (kazan-kazan)

Sizce bir çiçekçi daha fazla çiçek satmak için başka neler yapabilir?

Hedef kitleyi bilmek

Eğer Bodrum’da akşam barlar sokağına gittiyseniz, görürsünüz ki, bir çok bar tıka basa doluyken, bir çoğu da boştur. İngilizce terimleri sevmesek de bazıları ‘in’, bazıları ‘out’dur. Bir çok yeni açılan bar, birbirini taklit ederek bu kervana katılır. ‘In’ olurlar, ‘out’ olurlar.

Öte yandan, bazıları bu gruba dahil değildir. Çünkü onlar, pazarlamada ilk öğretilen fakat ciddiye alınmayan temel konulardan birisini iyi kavramışlardır. Hedef kitle.

Körfez Bar: Rock ve alternatif müzik sevenler
Adamik Bar: Rock, alternatif müzik ve rüzgar sörfünü sevenler

Eğer popüler müzik dinlemek istiyorsanız, Bodrum’da çok fazla seçeneğiniz var fakat eğer, rüzgar sörfünü seviyorsanız ve Rock dinlemek istiyorsanız, nereye gidersiniz? Tabi ki tüm Rock seven sörfçülerin olduğu yere, Adamik Bar’a.

Tivo ve Netflix

Amerika’daki Tivo ve Netflix şirketi biraraya gelip, müşterilerine istedikleri DVD’yi, istedikleri anda izlemeye başlayabilecekleri bir servis sunmayı planlıyorlar. Kaynak: MSNBC Artık, Tivo’su ve Netflix aboneliği olan kim, DVD kiralamak için evden çıkmak ister?

Tivo, insanlara televizyonda istedikleri programı istedikleri zaman, kesintisiz (reklam vs diğer kesintiler olmadan) izleme imkanı sunan bir servis. (bir kayıt cihazı yardımıyla çalışıyor) Netflix ise, DVD kiralaması yapan fakat oluşturduğu iş modeliyle çok başarılı olmuş bir firma. Model, satın alınan DVD’nin istendiği zaman iade edilmesine olanak sunuyor.

Hep daha fazlası

Hep daha fazlasını istiyoruz: Daha iyi servis, daha iyi ürün ve aynı zamanda daha az para ödemek.

Ortada iki servis varsa, biri birinden yaklaşık %30 daha ucuzsa, hangi ürünün daha kaliteli olması beklenir. Pahalı olan mı? Peki müşteri ucuz olan servisi seçmişse, sizce daha düşük bir servis beklentisinde mi olur?

Artık değil, artan rekabet koşullarında kimse sırf daha ucuza bir ürün aldığı için servisin kötü olmasını kabul etmiyor. Bunun farkına varamayan şirketler yok oluyor, yok olacaklar. AtlasJet %30 daha ucuza ürün sunuyor fakat müşteriler AtlasJet’ten THY’nın sunduğu servisin hemen hemen aynısını bekliyor.

Müşteri saygı istiyor

Hafta sonu eşimin doğumgününü kutlamak için Atlasjet ile Bodrum’a gittik. Havalimanına gittiğimizde uçağın bir saat rötarlı olduğunu öğrendik. 1 saat geçtikten sonra yeni bir bilgilendirme yapılmayınca, yolcular tepki gösterdiler.

Sorun 10 dk ya da 1 saat gecikme değil, bilgilendirilmemekti. 10 dakika sonra uçak kalktı fakat bir grup yolcu sırf bu olay yüzünden uzun süre söylendi. Oysa uçak 30 dakika sonra kalksaydı fakat yolcular personel tarafından bilgilendirilseydi, büyük bir ihtimalle memnuniyet çok daha fazla olacaktı.

Not: Bu olay dışında, AtlasJet’in personelinin ve sunduğu servisin yeterince iyi olduğunu söyleyebilirim.

MSN messenger vs ICQ

Bir zamanlar sadece ICQ varken, arkadan gelen MSN Messenger’ın şimdiki kullanıcı sayısına ulaşımş olması bir başarı öyküsü. Türkiye’de ICQ’nun 1.7 milyon, MSN Messenger’ın ise 1.5 milyon kullanıcısı olduğu söyleniyor.

Bu başarıda tabi ki promosyon, dağıtım, gibi diğer 4P elemanlarının da önemi var fakat en görünür neden ürünün kendisi.

MSN messenger,
- basit, sevimli, öğrenmesi kolay ve indir-kullan bir servis sunarken,
ICQ,
- kompleks, indirdikten sonra kullanıma hakim olmak için zaman isteyen ve MSN messenger’a oranla daha zayıf bir tasarıma sahip bir servis sunuyor.

Sizce yeni bir kullanıcı, eğer arkadaşlarında iki servis birden varsa, hangisini kullanmayı tercih eder?

« Eski yazılar

Yeni yazılardan haberdar olmak için

Farketing hakkında

Farketing.com’da farklıyı değil, fark yaratanı, yaratırken de bir değer oluşturabilen fikirleri anlatmaya çalışıyorum.

Ben Can Turanlı. Danone, ACNielsen, Garanti Bankası ve Turkcell'de çeşitli satış ve pazarlama pozisyonlarında çalıştım. Şu anda GittiGidiyor'un yeni projeleri ve kendi projem buzla.com'un üzerine çalışıyorum. Devamı için tıklayın

Yeni iş fikirlerini takip edebilirsiniz