Arşiv: Nisan, 2005

4 yanlış bir doğruyu götürür

E-postama sürekli farklı kişilerden gelen, eski ama kesinlikle düşünülmesi gereken bir fikir.

Neden “Sinavlarda 4 yanlış bir doğruyu götürür.” yerine “4 doğru bil, bir doğru kazan” şeklinde bir ödüllendirme yoktur?

Öğrenciyken başınıza gelen olası durumlar:

  • Test türü bir sınavda, sorunun cevabını bilyorsunuz ama emin değilsiniz. Cevap vermiyorsunuz.
  • Benzer bir şekilde, yazılı sınavda, soruyu doğru biliyorsunuz ama öğretmenin öğrettiği şekilde çözmüyorsunuz. Yarım puan alıyorsunuz (iyi ihtimalle).

Bunlar, üniversiteyden en azından bir kaç kez benim başıma geldi. Sizin?

Eğitim sisteminin varsayımı/palavrası:
Ne kadar iyi ezberlersen, hayatta o kadar başarılı olursun. Muhakeme etmek ve risk almak yanlıştır.

Bu mantıkla okullarda öğretilen pazarlama kitaplarında pazarlamayla ilgili aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. "Daha fazla psikoloji, sosyoloji, ekoloji gibi düşündürücü yazılar, daha az pazarlama kitabı, yayınları okumalıyız" kampanyam devam ediyor.

Kartvizitten yararlanıyor musunuz?

Kartvizit denince çoğumuzun aklına, adres, telefon, faks, logo, e-posta, … gibi bilgilerin farklı alternatiflerle yerleştiği bir mizanpaj geliyor.

Çoğumuz başka türlü bir uygulama görmedik, başka türlüsünü de hayal edemiyoruz.

USA Today’deki bir yazıdan yola çıkarak, şunları sormak akıllıca olabilir:

  • Neden kartvizitlerimizi kendimizi ya da kendi işimizi tanıtmak amacıyla kullanmayalım? Belki bir sloganla, belki ne yaptığımızı daha iyi anlatarak?.
  • Neden, adres, faks gibi hemen hemen hiç kullanılmayan bilgileri kartvizitimizde bulunduruyoruz? En azından adres bilgisini mümkün olduğuncak kısa bir şekilde verebiliriz.
  • Neden anlatacak daha önemli şeyler varken, önemsiz şeylerle müşterilerimizin dikkatini dağıtalım?

Bu tamamen alışılagelmiş olanın doğru algılanmasıyla ilgili. Bu noktada, belki daha kritik olan soru şu:

  • Neden yukarıdaki fikirlere karşı hemen aklımıza, “Faks ve adres bazen gerekir o yüzden kartvizitte var” benzeri, kartımızı verdiğimiz 100 kişiden 99’unun ihtiyaç duymadığı, düşünceler geliyor?

Biletix fiyat modeli

Biletix Internet sitesinden fiyatlandırma açıklaması:

Biletix sayesinde tüketiciler biletlerini satın alırken alışageldikleri mevcut satış kanallarının yanı sıra, Çağrı Merkezi, Internet ve Perakende Satış Noktaları gibi bir dizi yeni satış kanalından yararlanabilmektedirler. Bu kolaylığın karşılığında, Biletix sizden satın aldığınız bilet başına bir hizmet bedeli talep eder. Bilet fiyatına eklenecek hizmet bedeli etkinliğe göre değişiklik gösterir, ve organanizatörler, spor kulüpleri ve mekan işletmecileri ile yapılan anlaşmalara bağlıdır.

Türkiye’deki miyonlarca Internet kullanıcısı yerine, çalıştığı bir kaç anlaşmalı kurumu mutlu etmeyi hedefleyen ve bu yaklaşımla bunu başarması mümkün olmayan saçma bir strateji.

İşte, olası bir biletix senaryosu:

  • www.biletix.com‘a giriyoruz; 4 kişilik sinema bileti almaya niyetleniyoruz; bu kolaylığa karşılık?, 8 YTL (bilet başı 2YTL) servis ücretini görüyoruz.
  • 4 kişi aramızda konuşuyor ve birisini biletleri gişeden almak üzere görevlendiriyoruz

Kaçanlar/kaybedilenler:

  • Bilet başına 2YTL vermek istemeyen bir çok akıllı, hesaplı müşteri.
  • O anda bileti almadığı için sinemaya/gösteriye hiç gitmeyen bir çok potansiyel müşteri.
  • Biletlerin Internet üzerinden satılmasıyla elde edilecek eleman tasarrufu.

Biletix’in muhtemel hedef kitle tanımı: Paranın ne önemi var diyen, %20 fazla ödemeye hazır,… (Evet zaman zaman ben de alıyorum biletix’ten, özellikle zamanım çok değerli olduğunda)

Bu konuya dikkatimi çektiğin için teşekkürler Ali.

Sahte yakınlıklar

Aileler, bazen aile büyüklerini sevindirmek, bazen de sırf beğendikleri için çocuklarına çift isim veriyorlar. Bir istatistik vardı, Türkiye’deki insanların %X’inin 2 ismi var diye. Oranı hatırlamıyorum ama oldukça yüksek olduğunu söyleyebilirim.

Sonuçta, içinde benim de bulunduğum çift isimli bir çok kişi isimlerinden sadece birisini kullanıyor. Örneğin ben ‘Hasan Can’ yerine ‘Can’ı kullanıyorum. Hasan ismine o kadar yabancıyım ki birisi bana Hasan diye seslendiğinde kendimi garip hissediyorum.

Soru: Bir bankanın çağrı merkezini her aradığınızda, size kullanmadığınız bir isimle hitap ediliyorsa, ne hissedersiniz? İsimle hitap etmenin amaçlarından birisi müşteriye yakınlık hissettirmekse, yanlış (ehliyette ne yazdığı kimin umrunda) bir isimle hitap edilmek müşteride nasıl bir etki bırakır?

Bira şişede daha iyidir?

Blikbeugel2_1Birayı şişeden içmeyi tercih eden birisi olarak, kesinlikle denemeye değer bir fikir olduğunu söyleyebilirim. Link

Mantının konumlandırması

Sezar salatası herhalde her şey dahil maksimum 3 dakikada hazırlanır. Kullanılan malzemeyi, harcanan emeği ve uzmanlığı düşündüğümde bir salatanın fiyatının, 3-5 YTL’yi geçmemesi gerekiyor.

Öte yandan mantıyı düşünün. Birisi mantının hamurunu açacak, hamuru küçük parçalara ayırıp içlerine kıyma koyacak ve düzgün bir şekilde kapatacak. Harcanan zamanı ve uzmanlığı düşündüğümde mantının fiyatının salatanın 2,3 katı olması gerekiyor. Durum bunun tam tersi. Görünüşe göre, restaurantlar ve kafeler mantıyı doğru hikayeyle konumlandıramamışlar.

Sizce şu anki fiyatlandırma hangi hikayeye göre yapılmış?

Kadınlar mı erkekler mi?

Kadınlar neden parkedemez, kadınlar neden geç hazırlanır?… türü fıkralar çoğu zaman bana komik gelmiştir. Bunların bazıları ilginç olmakla beraber, iş dünyasının kadınlar hakkında bu fıkralardan öte çok şey bilmediği çok açık. Bir çok pozisyona özellikle erkek aranıyor. Bunlardan en gözönünde olanları, satış pozisyonları.

Satışa kadın alınır mı?

Reimagine kitabında Tom Peters, satış pozisyonları için aşağıdakileri soruyor.

  • Kim dış görünüşüne daha çok önem veriyor?
  • Kim daha iyi dinleyici?
  • Kim daha çok soru soruyor?
  • Kim daha rahat insanlarla iletişime geçebiliyor?
  • Kim uyumluluğa ve uzlaşmaya daha yatkın?
  • Kim daha çok insanla kontakta kalıyor?
  • Kim yapılması gerekenler listesiyle daha çok zaman harcıyor?
  • Kim gün sonu olanları değerlendiriyor?

Yukarıdaki konuların hemen hepsinde Pınar’ın (eşimin) benden net bir şekilde daha iyi olduğunu söyleyebilirim.

Nasıl görünüyorsunuz?

Aynı firmada çalışan 2 kişi düşünün. Birisinde spor pantalon ve spor gömlek, diğerinde ise, koyu renk elbise/takım var. Hangisi pazarlama, hangisi finans departmanında çalışıyor?

İş görüşmelerine koyu renk elbise/takım ile gidilmeli fikri, IK departmanıyla görüşürken belki doğru ama pazarlama müdürüyle görüşülecekse, bunu bir kere daha düşünmek lazım.

Pazarlama müdürüyle görüşürken, takım giymişseniz garantide olursunuz, evet (herkes böyle yaptığı için) ama unutmayın iş görüşmesinde marka sizsiniz.

Starbucks’a alternatifler

Strabucks’a karşı delocator.net. Starbucks ve benzeri zincirler yerine küçük kafelere gitmek isteyenlere alternatif sunan bir site.

Fark yaratmak muhakkak tamamen zıt olanı yapmak değil ama ortada büyük bir pazar varsa, bu pazarın dışında kalanları hedeflemek de iyi bir yöntem olabilir.

Daha hızlı alışveriş

Unilever’in yaptığı bir araştırmaya göre, süpermarketteki alışverişlerin %62’si hızlı ziyaretler şekilndeymiş. Al ve çık. Ve yine aynı araştırmaya göre, her kategoride alınan ürünlerin %70′i müşteriler tarafından markete girmeden önce planlanmış oluyormuş.

Bir süpermarkette, genellikle en çok satın aldığımız ürünler, belirli bir yerde değil, farklı lokasyonlarda olur. Örneğin, süt, marul ve ekmek alacaksanız, bu ürünler birbirinden uzak yerlerde olur. Amaç, bunları alırken, mümkün olduğunca çok yeri dolaşmamız ve planlamadığımız şeyleri de almamızdır.

Buna karşılık, yukarıdaki araştırma sonuçlarını da gözönünde bulundurarak, müşterileri daha çok memnun etmek için neden temel olarak aldığımız ürünleri bir yerde bulunduran bir süpermarket olmasın? Eğer süpermarketlerin amacı herkese ve yüksek kalitede hizmet sunmaksa (ki bu çok doğru mu emin değilim: Kuyruklar) ekmek, süt gibi temel ürünlerin bir arada bulunduğu bir reyon neden yok?

« Eski yazılar

Yeni yazılardan haberdar olmak için

Farketing hakkında

Farketing.com’da farklıyı değil, fark yaratanı, yaratırken de bir değer oluşturabilen fikirleri anlatmaya çalışıyorum.

Ben Can Turanlı. Danone, ACNielsen, Garanti Bankası ve Turkcell'de çeşitli satış ve pazarlama pozisyonlarında çalıştım. Şu anda GittiGidiyor'un yeni projeleri ve kendi projem buzla.com'un üzerine çalışıyorum. Devamı için tıklayın

Yeni iş fikirlerini takip edebilirsiniz