Arşiv: Aralık, 2005

10 dakika fark yaratır

Hiç başınıza geldi mi? Akşam 5′e doğru bankaya koşuyorsunuz fakat saat 5′i 5 geçiyor ve güvenlik görevlisi sizi geri çeviriyor.

Çalışma saatleri 9:00-17:00

Fast Company blogundaki yazıya göre, Commerce Bank, yazılı olmasa da 17:10′a kadar kapıyı açıp, gelenleri içeri alıyormuş.

Geç kaldığınız durumda kapının sizin için açılması unutulmayacak bir davranış, değil mi?

Pilin hangi tarafı üste gelmeli?

Emotional Design: Why We Love (Or Hate) Everyday Things kitabından:

Neden bir cihaza pil takarken neresinin (+) neresinin (-) olduğunu bulmak için bu kadar çok uğraşıyoruz?

Gerçekten de neden?

Müşteri sorar, pazarlama cevaplar

“Sık sorulan sorular” da bu işin önemli bir boyutudur.

Müşteriyi yönlendirmek, bilgilendirmek hatta ürün/servisi satmak için bu sorular olmazsa olmazdır. Bu sorular ve tabi ki yanıtları mutlaka hazırlanmalıdır fakat ne zaman?

  • Ürün aslında müşterinin sorabileceği tüm sorular değil midir?
  • Bu sorulardan yanıtlarını bulmak mı, bu soruları mümkün olduğunca elemek midir mühim olan?
  • Eleyebileceğiniz sorular varken bu soruları, geliştirmeler bittikten sonra elemek ne kadar mümkündür?

[Kendime not:] Mümkün olduğu ölçüde, sık sorulan sorular projenin başında yanıtlanmış olmalı.

Zahmeti kim sever?

Zahmet etme kelimesi pazarlamacılar için ne kadar da önemli.

Yeni bir cep telefonu alırsınız fakat içerisindeki telefon numaraları yeni telefona taşımak bir derttir. Yeni bir siteye taşınacaksınızdır ama taşınma işi gözünüzde büyür. Yeni bir televizyon alırsınız, yeniden tüm televizyon kanallarını ayarlamanız gerekir. Bu gibi bir çok şey, insanların/bizim/müşterilerin aksiyona geçmesini engellerler. Engellemese de, müşteri memnuniyeti/tatminini azaltır.

Esasında bunlar aynı zamanda bir fırsat değil midir?

Üst model bir televizyon alırken yeni televizyonunuzda eski televizyondaki tüm kanallarınızın ayarlı olmasını sağlamak veya yeni cep telefonunuza tüm ayarların kolayca aktarılmasını sağlamak…

5 duyumuz var

Duymak, görmek, dokunmak, tatmak ve koklamak.

Markanın tüm duyular kullanılarak algılandığı düşünüldüğünde, tüm duyulardan olabildiğince faydalanabilmeniz gerekiyor. Güzel tasarımlar, güzel sloganlar, uygulanabiliyorsa güzel tatlar, güzel kokular.

Fakat duyma ve görme duyularına o kadar odaklanmışız ki, belki de diğer duyularla yapılabilecekleri atlıyoruz.

USA Today‘in haberine göre, Omni isimli otel zincirleri, koku duyumuza yönelik ilk adımı atmış. Otele girer girmez, otelin özel kokusunu duyuluyormuş.

Deneyim pazarlamasından bu kadar çok bahsediyorsak, benzeri uygulamaların arkası muhakkak gelecek.

Kokunun adı: Lemongrass, Türkçe ismini bilen var mı?

Anlatacak bir şey kaldı mı?

Hep sinir olmuşumdur: Birisi bir fıkra anlatır ve sonunda belki ben gülmeye dahi başlamadan, "komik çünkü…." diye açıklama yapar. Buradaki güdü nedir? Karşıdakinin gülmeme riskini ortadan kaldırmak mı? Espiri anlatıldığında fıkra eskisi kadar ilginç midir?

Ağızdan pazarlamada durum aynı. her şeyi reklamla anlatırsanız/satarsanız, insanların üzerine konuşacakları bir şeyi kalır mı? Herkesin her şeyi reklamverenden duyduğu bir ürün düşünün. Herkesin bildiğini biliyorsam, bir arabanın ilginç olduğunu düşündüğüm bir özelliğini heyecanla arkadaşlarıma anlatır mıyım?

Tabi ki her güzel şeyi anlatma isteğine karşı koymak ürün sahibi için zor fakat heyecanı sadece anlatarak yaratamazsınız, daha fazlası gerekir.

Güzel şeyi keşfetmek veya arkadaştan duymak > güzel şeyin reklamı

En sağlıklı değil ama çok lezzetli

Sağlıklı gıda konsepti gitgide artıyor. Herkes sattığı ürünlerin, organik, sağlıklı, vitamin dolu… olduğundan bahsetmeye çalışıyor.

Sıkıcılık kendini göstermeye başlıyor. Sağlık ve gıda sektörü her zaman önemli olacak olsa da, tüketiciler için de sıradan ve farkedilmeyen olacak gibi görünüyor.

Şu anda değilse bile, yakın bir zaman sonra, yüksek kalorili veya sağlıksız nitelendirilen ürünler eskisi kadar hayatımızda olmayacak.

Herkesin sağlık konsepti üzerine çalıştığı bir zamanda bakalım ilk kim çıkıp, "en sağlıklı değil ama çok lezzetli" konsepti üzerine müşterinin kafasında bir yer edinmeye çalışacak?

Müzik kafe

Bir yıl önce hayalini kurduğum, arkadaşlarımla ateşli bir şekilde tartıştığım fikirlerden birisini Starbuck’s hayata geçiriyor:

Starbuck’s’ın özel kafelerine gidiyorsunuz, 1 milyon şarkıdan istediğinizi seçip, CD’ye kaydediyorsunuz.

Starbuck’s müzikleri mp3 formatında sunmaya başlamamış olsa da başarılı olabilecek bir proje. Habere göre ilk sonuçlar da bunu gösteriyor imiş.

Müziğin Internet’ten çok dükkanlardan yaygın olmadığı Türkiye’de tutma olasılığı daha da yüksek değil mi?

[Farketing notu]: Tek düşünebilen siz değilsiniz. Düşündüğünüzü belki binlercek kişi de düşünmüş olabilir. Varılmak istenen noktaya varmak için yapılması gereken ilk şey yola çıkmaktır.

Arabayı itmeye başlamak zordur

Bazı ürünler vardır, insanlar bu ürün/servisleri bırakmak isterler ama bırakamazlar. Çünkü ürün/servisi bırakıp, yeni bir ürüne geçiş süreci sıkıntılıdır.

Yeni bir ajansa geçmek için elinizde nedenler vardır fakat bir şey yapmazsınız: Mevcut ajansınız kadar iyi ama daha ucuz bir anlaşmaya çalışabileceğiniz bir ajans bulsanız da bilirsiniz ki, duran bir arabayı itmeye başlamak gibi ilk hareketi vermek çok caba gerektirir.

Yeni ajansa stratejileri anlatma, hissettirme, eskiden yapılmış bazı hataların tüm çabalara rağmen tekrarlanacağını bilme, çalışlılacak insanlarla uyum sağlama… insanı/müşteriyi korkutur.

Peki, firmalar kendi ürün/servislerine ilgi duyan müşteri adaylarını kapmak için ne yapmalı?

Google’ın "gmail’e geçiş çok kolay" konsepti oldukça iyi bir başlangıç olabilir:

Gmail’e geçiş

kaynak: yenibu.com

Audi Disel otomobil

AudilogoHabere göre, Audi çok popüler 24 saatlik Le Mans yarışlarında, Diesel arabasıyla yarışacak.

Yarışı kazanıp kazanmamasını çok önemi yok. Yarışı izleyenler veya bunu duyanların kafasında, Diesel otomobillerinin performansını ispatlamış olacak.

Zekice.

« Eski yazılar

Yeni yazılardan haberdar olmak için

Farketing hakkında

Farketing.com’da farklıyı değil, fark yaratanı, yaratırken de bir değer oluşturabilen fikirleri anlatmaya çalışıyorum.

Ben Can Turanlı. Danone, ACNielsen, Garanti Bankası ve Turkcell'de çeşitli satış ve pazarlama pozisyonlarında çalıştım. Şu anda GittiGidiyor'un yeni projeleri ve kendi projem buzla.com'un üzerine çalışıyorum. Devamı için tıklayın

Yeni iş fikirlerini takip edebilirsiniz