Pratik, pratik, pratik

yayınlanma: 20 Şubat 2006

Ders aldığım dövüş hocama, hem biraz dinlenmek için (yorulunca zaman kazanmak için onu konuşturuyorum) hem de merakımdan, küçük bir çocuk gibi "Nasıl oluyor, gerçek hayatta bunları yapabilir miyim?" diye sordum. Yanıtı:

Ne kadar çalışırsan çalış durum aynı değil. Öncelikle insanlar kavga etmek durumunda kaldığında çok heyecanlanıyorlar. Bu heyecan iki şeye neden olabiliyor: Çok heyecanlanıp, kendilerini kontrol edemiyorlar ve karşı tarafa çok zarar verebiliyorlar (sonra pişman oluyorlar). Diğeri de donup kalıyorlar, hiçbir şey yapamıyorlar. Ne kadar çok çalışırsan çalış, gerçek yaşam bu odadaki çalışmadan daha farklı… Bunlarla karşılaşmamak için çok fazla pratik yapmak… pratik yapmak…

Rekabet içindeyken de durum aynı değil mi? Yeni bir rakip geliyor ve tüm dengeleriniz bozuluyor, sağlıklı düşünemiyorsunuz. Oysa, doğruların çoğunu zaten biliyoruz ve bir kavgadan farklı olarak, karar vermek için saniyelerden daha fazlasına sahibiz. Yapmamız gereken rekabet yokken dahi pratik yapmak, pratik yapmak.

Belki de danışmanlar bu yüzden şirketler için iyi. Sizin bildiklerinizden daha fazlasını bilmeseler de, durumunuza dışarıdan ve daha soğukkanlı bakabiliyorlar.

paylaşmak isterseniz:
  • http://map.blogsome.com Marketing Post

    Pratik. Buna Tatbikat da deniliyor galiba. Savaş olacaksa hazırlıklı olmalı insan.

  • http://pazarlamacadisi.blogspot.com Anonim

    Ben bunun en güzel çözümünü senaryo yönetimi ekipleri bence. Pazarlama ve hatta risk yönetimi bölümlerinde senaryo yönetimi ekipleri olmalı şirketlerin. Yaratıcı, geleceğe farklı pencerelerden bakabilen, pazarı bilen ve sürekli takip eden, sektörel gelişmeleri anlık olarak gören, tahmin etme gücü yüksek insanlardan oluşan bir ekip. Şirkete ait her türlü datanın paylaşıldığı bir departman. Pazara yeni giren rakip, savunma stratejisini bırakıp bir anda yeniden canlanan eski rakip, ürünlerin pazar paylarında ani azalmalar, pazara yeni girebilecek ürünler, niş pazarlar, ani değişime meyilli tüketici eğilimleri, vs üzerinde sürekli düşünen, beyin fırtınası yürüten, tek bir problem üzerinde pek çok alternatif oluşturabilen bir ekipten bahsediyorum. Bu problemler üzerine yoğun şekilde zaman harcayıp, gerekli en güzel alternatif planlar her zaman hazırda tutulmalı. Ama tabii yine şirket yönetimleri bu tür programları boşa harcanan para ve zaman olarak görmeye devam ettikleri sürece, herhangi bir beklenmedik durumda panik olmak normal. ''İnsanlar bilmedikleri, düşünemedikleri ve akıllarına gelmeyen şeyleri gördüklerinde korkup, telaşa düşerler. Hiç görmesende hayal edebiliyorsan korkacak bir şey yok'' derdi bir hocamız.

  • yetkin soy(matematik öğretmeni)

    Ne kadar çalışırsan çalış durum aynı değil. Öncelikle öğrencilerin büyük çoğunluğu deneme sınavlarına girince çok heyecanlanıyorlar. Bu heyecan iki şeye neden olabiliyor: Çok heyecanlanıp, kendilerini kontrol edemiyorlar ve bildikleri sorulara bile yanlış cevap veriyorlar (sonra pişman oluyorlar). Diğeri de donup kalıyorlar, hiçbir şey yapamıyorlar. Ne kadar çok çalışırsan çalış, gerçek sınav yani öss okul veya dersanedeki çalışmadan daha farklı… Bunlarla karşılaşmamak için çok fazla pratik yapmak… pratik yapmak…Sizcede hayat hep aynı değilmi