Arşiv: Mart, 2006
Çılgın saçlar
Mart 31, 2006 Pazarlama Fikirleri
![]()
Pınar (eşim) geçen gün saçına ‘rasta’ yaptırdı. Geçici rasta. Rasta nedir derseniz, ünlü şarkıcı Bob Marley’in saçına bakabilirsiniz. (yandaki fotoğraf)
Sonra da, sadece çılgın saç modellerinin yapıldığı bir kuaför iyi fikir diye düşünmüş: Sadece rasta gibi çılgın saç modellerinin yapıldığı, sadece kırmızı, mor gibi sıradışı boyların yapıldığı. Fön, manikür… yaptırmak isteyenlere, "Biz bunları yapmıyoruz" diyebilecek bir kuaför.
Fikri kuaföre söylediğinde kuaför sormuş:
Nasıl para kazanacağız peki, fön, manikür, pedikür olmadan?
Şimdi de ben soruyorum:
- Aynı şeyi yapan bu kadar çok kuaför varken, yeni bir kuaför nasıl para kazanır?
- 2 bakkalın olduğu bir yerde, üçüncüyü açmak ne kadar akıl karı?
Pazar büyük değildir yeterli talep görmez ama asıl soru:
- Herkesin yaptığını yapmak mı, kadınların birbirlerine "nerede yaptırdın" veya "şurada yaptırdım" diye anlatabileceği bir servis sunmak mı daha riskli?
Bir amacınız olmalı
Mart 30, 2006 Pazarlama Stratejileri
Tanıtım yaparken bir amacımız olmalı. İnsanları bir şeye ikna etmek. Ben iyiyim, prestijliyim veya hemen alın bu fırsat kaçmaz… Neyi hedeflerseniz hedefleyin amaç satış yapmak. Şimdi veya daha sonra.
Görünen o ki, bir çok firma başka şeylerle ilgileniyor. Şu kadar yerde göründüm, şu kadar kişi artık beni biliyor. Oysa, biliniyor olmak değil, nasıl bilindiğimiz mühim olan.
Burgaz Alkollü İçkiler, çeşitli sitelere reklam vermiş. Reklamı tıkladığınızda direkt sitelerine gidiyorsunuz.
Şık bir site belki ama amacı ne? "Şık, prestijli bir sitem var, doğal olarak tadım da güzeldir?" Sanmam. Muhtemelen amacı yok.
Yapmış olmak için yapmak. Veya "İnsanlar adımızı öğrensin"
Bu mudur pazarlamanın amacı, sadece bilinir kılmak mı? Bilinen zaten alınır mı? Amacımız satmak ise, böyle satabilir miyiz?
Hürriyet Cumartesi
Mart 29, 2006 Pazarlama Stratejileri
25.03.06 Cumartesi, Hürriyet gazetesi:
52 sayfa
Bir sayfa, 52cm X 35cm = 1.8 0,18metrekare.
Gazetedeki toplam alan = 52 X 1.8 0,18 = 94.6 9,46metrekare.
Verilen reklamın toplam alanı = 61 6,1metrekare.
Reklam alanı/gazete toplam alanı = %64.5
Sorulması gerekenler:
- Bu bir gazete mi?
- Bu kadar kalabalık bir yerde, reklam vermek işe ne kadar yarar?
Haberturk Weekend
Mart 28, 2006 Diğer
İngilizce kelimeleri kullanmak, dililmizden utanmamak… önemli konular ama bahsettiğim bu değil.
İsminiz HABERTURK ve bir program için kullandığınız başlık HABERTURK WEEKEND.
Ne kadar büyük bir çelişki.
Balıklı burger tanıtımı
Mart 27, 2006 Diğer
![]()
Mc Donald’s’ın filetofish isimli burgerinin tanıtımı için hazırladığı oyun.
İnsanlar reklam görmemeye çalışırken, bir markanın oyunu ile bir dakikadan fazla zaman geçiriyorsa, bir fark yaratılabilmiş demektir.
İş ilanı nereye verilmeli?
Mart 24, 2006 Pazarlama Fikirleri
İş görüşmeleri tam bir taktik savaşıdır. Görüşmeye çağrılan kişi, laboratuvardaki bir denek gibidir. Direkt olarak olmasa da, her cümle, her yorum, her hikaye sorgulanır.
Gerçek: Aday için, deneyim kadar, iyi rol yapabilmek de önemlidir. Bazıları ellerindeki az şeyle, çok şey yapmış gibi görünürler, bazıları ise çok şey ile ilk görüşmede elenirler.
Aynı iş dünyasında ve hayatta olduğu gibi.
Bu soruna (eğer iyi rol yapan daha iyidir demiyorsak), bir bakış açısı, adayların daha iyi analiz edilmesi için kişilik testleri, yetenek testleri yapmaktır.
Bu testler doğru sonuçlar bile verse, nihai kararı insanlar veriyorsa, kararlardan nasıl emin olabiliriz?
Belki de duruma farklı açıdan bakmalıyız? Genelde olduğu gibi problemi çözmeye değil, problemi ortanda kaldırmaya çalışmalıyız? Ne yaparız da rol yapacak insanların görüşmeye gelmesini önleriz?
Herkesi çağırıp, kimin doğru olduğunu anlamak yerine, doğru kişileri çağırmaya çalışmak.
Bir fikir: İş ilanını, işe almak istediğiniz elemanın okumasını beklediğiniz yerlere verirsiniz. Örneğin, Infomag, Forbes veya konuyla ilgili bir iş dergisi, yayını. (Starbucks benzerini zamanında Türkiye’de yapmıştı.)
[Farketing görüşü]: Sorunları çözmenin değil, önlemenin yolunu bulmalıyız.
Dürüst olmak
Mart 23, 2006 Pazarlama Stratejileri
![]()
Dürüst olmak ne kadar dikkat çekici. Kimse bu adama yardımcı olmasa dahi, anlatmaya değer.
Ne bekliyorsunuz?
Mart 22, 2006 Diğer
Bir muhabbet sırasında konu yine aynı noktaya geldi. Zamanında şunu yapsaydık, şimdi neler olurdu…
Anlamsız. Belki tamamen zaman kaybı.
Yine de gösterdiği güzel bir şey var: Hala hayallerimiz var. Bugün başlarsak, hala başarabiliriz; ileride ‘yapsaydık’ kelimesi yerine ‘iyi ki’ kelimesini kullanabiliriz.
Cesaret edemiyorsanız, şunu cevaplayın: Bir gün geriye baktığınızda, bugün için ‘keşke’ o zaman cesaret etseydim demek istiyor musunuz? Derseniz bilin ki, bunu dediğiniz gün, bugünden ileride olmayacaksınız.
Cesaretiniz varsa da, ne bekliyorsunuz?
“Bana ne var?”
Mart 21, 2006 Pazarlama Stratejileri
Eskiden çok sık Varan ile seyahat ederdim. Yolculuğun başında, otobüsün ve firmanın tanıtımı olurdu. Belki şimdi değişmiştir ama o zamanki anonsu hala hatırlıyorum (hatırladığım kadarıyla):
…Şoföre yol durumunu 4 farklı dilde anlatan yol bilgisayarı… ABS, ASR,…
"Bizim şoför 4 dil mi biliyor ki?" deyip dalga geçerdim. Fakat sorulması gereken: Kimin umrunda otobüsün ne özelliklerinin olduğu? Bana ne, şoförün ne kadar rahat yolculuk yaptığından. Müşteriye ne?
Muhtemel varsayım: Müşteriye özellikleri anlat, o kendisine uygun faydayı bulur. Varan örneğinde, ‘otobüslerimiz çok güvenli’ olsa gerek.
[Farketing görüşü]: Müşteri özelliklerle değil, faydayla ilgilenir. Müşterinin duymak istedği "Bana ne var?" sorusunun cevabıdır.
Örnekleri çoğaltmalı. Müşteriye faydası yerine, özellikten bahseden firmalara örnek aklınıza geliyor mu?
Nerede olduğunuz önemli
Mart 20, 2006 Diğer
Ofiste ilk oturduğum yer hemen kat asistanının yanında, iç haberleşme kutularının bulunduğu bölümün önünde idi. Bilindiği üzere asistanlar, şirketlerdeki en popüler kişilerdir. Genel müdürden, çaysına kadar herkesin onlarla bir işi vardır. Telefonları hiç susmaz, soranları hiç eksilmez.
Artık farklı bir yerde oturuyorum. Daha izole, daha rahat, daha sessiz.
Bir kitap okuyana dek, eski oturduğum yerin bana ne kadar faydalı olduğunun farkında değildim: Artık asistanımızın yaşadığı sorunları duymuyorum ama artık çok daha az kişiyle muhatap oluyorum. Asistanımızın yanına gelenler artık beni rahatsız etmiyor ama yeni insanlarla tanışmıyorum. İnsanlar bana asistanımızın yerini sormuyor ama birlikte çalıştığım/çalışacağım insanlarla daha az görüşüyorum…
"İnsanlarla tanışmakta zorlanıyorum, iletişime zaman ayıramıyorum." diyorsanız, iyi bir fikir oturduğunuz yeri değiştirmek olabilir. Ne dersiniz?

