Arşiv: Mayıs, 2006

E-posta listesi

10 gün sonra döndüğümde yazılarımı tekrar okumaya başlamayı düşünüyor ve farketing e-bulten’e kaydolmadıysanız, e-bulten’e kaydolmanızı öneriyorum.

E-bulten’e farketing.com’un sağ kolonunda bulunan forma e-postanızı yazarak hemen kaydolabilirsiniz. (E-bulten’in mesaj listesinden çıkmak da listeye girmek kadar kolay)

New York kablosuz iletişim

NYTimes’ın haberine göre Central Park da (New York’un ortasındaki büyük park) Temmuz ayında kablosuz ağ (wifi) ile Intrenet’e bağlanıyor. Yani wifi destekleyen bir cihaz ile bu büyük parkın her yerinden Internet’e ulaşmak mümkün olacak. Bedavaya.

Önümüzdeki 10 gün boyunca tatil amaçlı NY’da olacağım. Fakat, Internet’i ve wifi’ı sadece Palm’ım (el bilgisayarı) içerisinde bulunan Vindigo isimli yazılımı (bar, yemek, alışveriş mekanlarının yerlerini ve yerlerini gösteren bir uygulama) güncellemek dışında bir amaçla kullanmayı hiç düşünmüyorum.

Bu süre zarfında attığınız e-postalara da yanıt veremeyeceğimi hatırlatayım. .

1 Haziran’da tekrar görüşmek üzere.

Dilinizi ısırın!

Korn/Ferry International isimli firmanın yaptığı araştırmaya göre, görüşmelerde yapılan en büyük gaflardan birisi: Çok konuşmak

Pazarladığımız ne olursa olsun, durum aynı.

Ürünü/markayı tanıtırken çok fazla özellik tanıtıyorsanız, durumunuz aynı. Özelliklerden birisi anlaşılmazsa durumunuz kötüye gidiyor. Müşterinin kafası karışıyor.

Bir cafe işletiyorsanız, çok fazla seçenek müşterinin algısını bozuyor. Sen nesin? veya Neyin iyi? sorusunun yanıtı net olarak oluşmuyor.

Kendinizi pazarlıyorsanız (iş görüşmesi), asıl vermek istediğiniz mesajınız kayboluyor. Hata yapma riskiniz artıyor… Sonuç odaklı değil, detay odaklı görünüyorsunuz… Soğukkanlı bir intiba bırakamıyorsunuz.

Kendinizi pazarlıyorsanız (maaş artışı görüşmesi) detaylara girmek (o kadar çalışıyorum)sorununuzun aslında maaş olmadığı gibi bir izlenim bırakıyor. (Şu işleri senden alıp, Ahmet’e vereceğiz rahatlayacaksın…)

"Yeteri kadar" kelimesi izafi ama:
yeteri kadar konuşmak > az konuşmak > çok fazla konuşmak

[Farketing notu]: Ne kadar konuşmanın yeterli/etkili olduğunu bilmiyorsak, daha da az konuşmak için iyi bir nedenimiz var dememktir.

Kimler seviyor sizi?

Elimizde değil, insanlar gördüğünde ‘evet, kesin tutar, ben de aynı şeyi düşünüyordum, etkileyici’ dedirtecek şeyleri söylemeye/aramaya/yapmaya çalışıyoruz. Çünkü evet, onaylanmak istiyoruz. Sosyal olmanın, hayatta kalmanın bir parçası bu belki de.

Öte yandan, tüm pazarların genel gelişim eğrisi gösteriyor ki, başlangıçta ne kadar çok insan itiraz ediyor garip buluyorsa, şansımız o kadar çok.

Pazara ne kadar ters gidiyorsak, o kadar büyük pazarımız var.

Ne kadar sınırdaysak, ne kadar çılgınsak, ne kadar az seviliyorsak, başarmamız o kadar kolay.

Korkularımız, kabul edilme isteğimiz evet bizi durduruyor ama aradığımız bu mu, herkes tarafından sevilmek isteği mi? Başarıyı mı arıyoruz yoksa?

Şirketimiz her segmente hitap ediyor ve herkes tarafından ortalamanın üzerinde bulunuyorsa/beğeniliyorsa, belki de kendimize sormalıyız: Neyi yanlış yapıyoruz?

Ve tabi ki aynı soruyu kendimize de sormalıyız.

Özür dilemek mi onay almak mı?

Sorup reddedilmeye karşılık, yapıp (deneyip) özür dilemek (başarısız olduğunda)

Büyük başarılar genellikle, risk aldığımızda geliyorsa…

Bir çok insan, her türlü kararı için, başkalarından (üst, alt, eş) onay almak istiyor.

Onay almak riskimizi azaltıyor ama başka şeyleri de azaltmıyor mu?

Onay almak başarı için yeterli olsaydı, her şeyi müşteriye sorardık ve müşterilerimizin istemedikleri hiç bir şey yapmazdık.

Evet ama farklı/yeni bir şey yapabilir miydik?

İnsanlarla nasıl konuşuyorsunuz?

Ifyoutalkedtopeoplethumb

Eğer insanlarla reklamın konuştuğu gibi konuşursanız, yüzünüzün ortasına yumruğu yersiniz. Kaynak

Reklamcılık 101: İnsanlarla, insan gibi konuşun.

Televizyon reklamları, 15.05.06 saat 12:01, bir kaç rastgele örnek:

Hadi Bellona’ya, takatukalatmaya.

Unutmayın sadece 5 gün, yetişen alıyor.

Kanuni, Türkiye’nin motoru.

Patlat bir kranç.

Kırarsanız üzülmeyin. Daha sık uğrayın, koleksiyonunuzu tamamlayın.

Acaba Türkiye’nin en büyük katılım bankası olduğumuz için mi?… Belki herkese kaliteli hizmet sunduğumuz için. Bankamız hepimiz için.

Bebeklerle konuşurken biz büyükler, acayip sesler, acayip tavırlar takınırız. Reklamcılar da aynı duruma mı düşüyorlar?

E-posta ile yazıları almak için

Uzun uğraş sonunda başardım. Yazdıklarımı e-posta ile almak isterseniz, sağ taraftaki forma e-posta adresinizi girebilirsiniz.

[Not]: Söylemeye gerek bile yok belki ama tabi ki e-posta adresinizi kimseyle paylaşmayacağım.

Ali Saydam, “Algılama Yönetimi”

AlisaydamDün Remzi Kitapevin’de gezerken Ali Saydam’ın "Algılama Yönetimi" isimli kitabını gördüm. Kitabın fotoğrafı yanda. Kitabı okumadım. Ali Saydam’ın fikirlerini de çok iyi bilmiyorum. Reklam konusunda benden çok daha bilgili, çok daha tecrübeli olduğu kesin.

Anlam veremediğim, kitabın kapak tasarımı. Tasarım değil içerik mi diyor? Görsellik, tasarım subjektif bir konu evet ama …

İçerik ne olursa olsun, "Algılama üzerine uzun bir kitap yazsam, bu kadar emek harcasam, bu tasarıma asla izin vermezdim" diye düşünmeden edemiyorum. Tasarım içerik kadar önemli olmayabilir, benim "sade" anlayışım Ali Saydam’ınkinden veya bir çok insanınkinden farklı olabilir ama yine de….

Fazla mı düşünüyorum?

Teknoloji kimin umrunda?

Henüz okumadım ama yazılarını okumaktan zevk aldığım Mehmet Doğan’ın kitabı ‘Teknoloji Kimin Umrunda?’ basıldı ve hatta satışa çıktı.

Mehmet Doğan’ı tanımıyorsanız, benim için Mehmet: En iyi Türkçe blog yazarlarından birisidir. Ağırlıklı olarak Internet’te tasarım üzerine yazılar yazar. Yazılarını büyük ustalıkla, günlük hayatın içinden ve sıradışı örneklerle, teknolojiyle yakın olmayan insanları dahi sıkmadan ifade edebilir. Beni hiç tanımazken, sırf yazılarımı sevdiği için, farketing sitesinin tasarımını uygulamaya geçirdiğinden benim için ayrı bir yeri de var.

Teknolojikiminumrunda_1
Durum böyle olunca, kitabı okumadan dahi (okuduğumda yeni bir yorum yazacağım ) rahatlıkla önerebiliyorum.

Başarının bir başka tanımı da şu olabilir mi? Yeni bir şey yaptığınızda, insanlar, yaptığınız şeyi bilmeden/denemeden dahi, başkalarına sizden ve yeni yaptığınız işten bahsediyorsa, bir şeyler başarmışsınız demektir.

Okumadığın bir kitabı önermek, büyük risk diyorsanız, Mehmet’in yazılarını biraz okumanızı tavsiye ederim. Altiustutasarim

Kitabı Ideefixe.com’dan satın alabilirsiniz: Teknoloji Kimin Umrunda

[Not]: Teknoloji benim umrumda. Ama ‘nasıl’ sorusuna verdiği yanıtla ilgili kısmı değil, ‘bana ne var’ sorusuna verdiği yanıtla ilgili kısmı umrumda.

Yardım?

Yazdığım yazıların isteyene e-posta ile gönderilmesi için, siteye bir ek uygulama koymaya çalışıyorum. Fakat Firefox ve Explorer’da aynı anda istediğim formatta görünmesini sağlayamıyorum.

Cüzi olsa da karşılığını alarak, bu e-posta listesine kayıt aracının siteye eklenmesi konusunda bana yardımcı olabilicek birisi varsa, lütfen bana haber versin.

Şimdiden teşekkürler.

« Eski yazılar

Yeni yazılardan haberdar olmak için

Farketing hakkında

Farketing.com’da farklıyı değil, fark yaratanı, yaratırken de bir değer oluşturabilen fikirleri anlatmaya çalışıyorum.

Ben Can Turanlı. Danone, ACNielsen, Garanti Bankası ve Turkcell'de çeşitli satış ve pazarlama pozisyonlarında çalıştım. Şu anda GittiGidiyor'un yeni projeleri ve kendi projem buzla.com'un üzerine çalışıyorum. Devamı için tıklayın

Yeni iş fikirlerini takip edebilirsiniz