Arşiv: Eylül, 2006

Ne için varız?

Bir iş yerinde, iki kişi sürekli aynı fikirdeyse, birisine ihtiyaç yok demektir.

Patronumuzla hemfikir olmadığımızda belki de bu sözleri hatırlamalıyız.

Neler söylüyorsunuz?

Sozler
Duyduğumuz bir kelime/haber, yediğimiz ufak bir tatlı… günümüzün güzel geçmesini sağlayabiliyor. Benzer bir şekilde, zamansız bir eleştiri (haklı veya haksız), özensiz bir davranış… ne kadar iyi niyetli olsak da karşımızdakinin o gününü cehenneme çevirebiliyor/çeviriyor.

Anlamamız gereken, bir şeyin küçük ve önemsiz görünmesi etkilerinin de küçük olduğu anlamına gelmiyor. Harvard Business School’daki bir profesörün yöneticiler için söylediği şu sözler çok anlamlı:

Söylemek üzere olduğum cümle karşımdakinin bugünkü en önemli olayı olabilir mi? Cümlem karşımdakinin duygularında ve performansında pozitif veya negatif bir etki yaratacak mı?

[Kendime not]: Sık sık hatırlamalı.

Ford’un başarısı

Hürriyet’teki habere göre:

Ford Otosan’ın uyguladığı tasarruf tedbirleri arasında en ilginci ise aşırı yaz sıcaklarında fabrikadaki klimaların gün içinde sadece 3 saat açılması. Ford Otosan Genel Müdürü Turgay Durak, "Gün içinde sadece 13.00-16.00 saatleri arasında klimaları açıp 500 bin Euro enerji tasarrufu elde ettik" dedi.

Ford, Türkiye’nin en büyük sanayi kuruluşlarından birisi.

Şaka gibi fikirler kategorisine eklemeli. Benzer bir hikaye: Koç Allianz’ın başarısı.

Sıradanlık klübü

WhispHerkes gibi yöneticileriniz hakkında söylenip, hiçbir şey yapmıyor musunuz? Sürekli bir şeyleri eleştirip, daha iyisi için çaba göstermiyor musunuz? Hep kendi işinizi kurmaktan bahsedip bir şeyler yapmıyor musunuz? Sorunlarınız için hep başkasını veya şartları mı suçluyorsunuz? Bunları yapıp da yaptığınızı inkar mı ediyorsunuz?

Yukarıdaki soruların bir veya bir kaçına “evet” diyorsak ve tüm cevapları “hayır” olarak değiştirmeyi başaramazsak, geleceğimizi tahmin etmek çok da zor değil. Çünkü sıradanlık klübüne girmişiz demektir.

Herkesin mutsuz olduğu ve kimsenin bunu ortadan kaldırmak için çabalamadığı, dertlerden konuşmayı sevenlerin, milyonların klübüne.

Sürekli bir şeyleri eleştirip, sürekli bir şey yapmayan insanlara (kendimiz de dahil) şöyle bağırmalı:

KAPA ÇENENİ ve bir şeyler yap.

Bugünün doğruları

Teknetur

Tekne turunda, deniz gözlüğü tekneden suya düştü. Düşüşünü izledim. Başka bir gözlük ile düştüğü yere daldım. Gözlük yoktu. Halbuki emindim. Kıç tarafında merdivenin biraz sağındaydı.

Hatam: Rölativiteyi hesaplamamak.

Yaptıklarımız/yapmadıklarımız o zaman için doğru veya o zaman için yanlış. Sadece o zaman için.

Tekne sürekli yerinde durmadığı gibi pazarlama/hayat da aynı kalmıyor. İlerlemek için, pazarın/hayatımızın yeni konumlarını keşfediyor ve ona göre aksiyon almamız gerekiyor.

"Birisi televizyon reklamı ve ağıza takılan bir reklam müziği ile müşteri kazanılır mı?" diye sorduğunda, şöyle cevaplamak gerekiyor:

Dünün mü, bugünün mü, yarının mı cevabını istiyorsun?

[Not]: Gözlüğü teknenin burnunun altında buldum.

Proje Buzla’dan

Üzerinde çalıştığım "Buzla" projesinin bloğundan ilginizi çekebilecek bazı yazılar:

Projede 7 aşama
Çok bililmsel olmasa da projeyle ilgili aklıma gelen 7 adım. Fikir, danışma, fizibilite, saha, insanlar, plan, lansman ve tanıtım.

En önemli bölüm: İnsan
İyi adamlar = mutlaka iyi sonuçlar. Başarı olmasa da, bahsetmeye değer başarısızlıklar iyi insanlarla garanti.

Ufak projelere harcanan efor

Working_2Herkesle ilgilenmek, herkesle iyi olmak güzel fakat önem verdiğimiz insana (büyük proje), önem vermediğimiz bir insana (küçük proje) harcadığımız kadar zaman/emek ayırıyorsak, bir şeyler yanlış demektir.

İş hayatına bakarsak da, benzer bir şekilde şu soruyu cevaplamamız gerekiyor:

"Büyük bir proje ile uğraşmıyorsak, neden bu kadar zaman kaybı?"

Fizibilite, geliştirme, mükemmeliyetçilik… hepsi önemli. Fakat her projeye, her fikre aynı şekilde yaklaşmak mümkün mü, doğru mu?

Ufak projelerle uğraşırken neler kaybediyoruz, biraz düşünelim:

  • Zaman: Diğer önemli/yeni projelerimize ayırabileceğimiz zamanı gereksiz yere harcıyoruz.
  • Deneme, yanılma, öğrenme fırsatı. Denemek yerine sürekli tahminlerde bulunmak bizi ne kadar ileri götürebilir?
  • Şevk: Çalışanlar "Değer mi?" diye sormaya başladıklarında, kazanacaklarımız çoğu zaman kaybettiklerimizden daha çok.
  • Eklemek istediğiniz?

Seviyorum seni müşteri.

Guller
Ne gerek vardır, “Seni seviyorum” demeye.

Şöyle düşünmememiz için hiçbir neden yok:

Çiçek aldım, sık sık aradım… Hastalandığında, ihtiyacın olduğunda hep yanındaydım… Eşek misin, anlamıyor musun seni sevdiğimi?

Belki bir bakış, ufak bir hareket bile zaten sevgimizi gösteriyor… Belki sosyal olarak öğretilmiş olduğundan, belki de güven eksikliğinden… Her ne olursa olsun, “seni seviyorum” demek işe yarıyor.

Asıl zor olan sevdiğini söylemek değil, sevdiğini göstermek iken, iki kelime için başarısızlığa uğramayı göze almak, ne kadar anlamsız/gereksiz.

Peki, içi dolu “Seni seviyorum” kelimesi hep işe yararken, şirketler önemli/değerli müşterilerine neden “Siz bizim değerli/sevdiğimiz müşterimizsiniz” demiyor? Onlar kadar önemli olmayanları üzmemek için mi? Sevdiklerini söylediklerinde, sevgilerini gösterecek bir şey yapmadıkları/yapamayacakları için mi?

Sınırlı sayıda üretmek

Juicy

Şık bir marka yap, sınırlı sayıda üret, pahalıya sat.

Juicy, limitli sayıda ürün stratejisi üzerine kurulmuş bir marka.

WSJ’a göre, 2002 yılında 47 milyon Dolar’lık cirosu, stratejisini korumasıyla 2006’da 300 milyon Dolar’a çıkmış.

Peki, sizce kaç marka/firma “hızlı para kazanmanın cazibesini” aşıp böyle bir strateji uygulayabilir?

Sınırlı ürettiğimiz şu model çok iyi sattı. Daha fazla üretip daha çok mu kazanasak?

Bilgiye nasıl ulaşıyorsunuz?

Detaylı bir satış rakamı, bir kanun maddesi,… hayatımızı/kafamızı boş yere kaplayanlar…

Evet, bir şeyler bilip, yeri geldiği zaman bildiğini göstermek hoş bir duygu.

Evet, bazı şeyleri istemesek de hatırlıyoruz.

Peki, gerekli/gereksiz ezberlemek veya altımızda çalışanların her şeyi ezbere bilmesini beklemek?

Gerçek: Bilgiye kısa sürede nasıl ulaşacağını bilmek yerine, her türlü şeyi ezberlemeye çalışmak, aptalların işidir.

« Eski yazılar

Yeni yazılardan haberdar olmak için

Farketing hakkında

Farketing.com’da farklıyı değil, fark yaratanı, yaratırken de bir değer oluşturabilen fikirleri anlatmaya çalışıyorum.

Ben Can Turanlı. Danone, ACNielsen, Garanti Bankası ve Turkcell'de çeşitli satış ve pazarlama pozisyonlarında çalıştım. Şu anda GittiGidiyor'un yeni projeleri ve kendi projem buzla.com'un üzerine çalışıyorum. Devamı için tıklayın

Yeni iş fikirlerini takip edebilirsiniz