Arşiv: Nisan, 2007
Mutlak değer de nedir?
Nisan 30, 2007 Pazarlama Stratejileri
Yaklaşık 4 yıl önce Bali’deydik. El yapımı çantaların Pınar’ın dikkatini çekmesi çok sürmedi. 1 USD’ye istediğiniz çantayı alabiliyorduk. Bir çok çanta aldık.
Dönerken yakınlarımıza bir şeyler getirebilmek için bir çantacıya daha girdik. Çantalar gerçekten güzeldi fakat fiyatları 3 USD’idi. Fiyatları pahalı bulduk. Almadık.
Bugün hala o çantaları pahalı bulup almadığımız için şaşıyoruz. (Türkiye’de benzer çantalar 20,30 USD’den başlıyor)
Ekonomistler her ne kadar mühim olanın ‘mutlak değer’ -%kaç pahalı/karlı/ucuz olduğu değil, ne kadar paranın cebe girdiği/çıktığı- olduğunu söylese de, kararlarımızı mutlak değerlere göre değil, değişime göre veriyoruz.
[Farketing notu]: İnsanlar iki rakam arasındaki farka göre değil, ‘değişim’e göre karar verir.
Önce memnuniyet sonra…
Nisan 27, 2007 Pazarlama Stratejileri
Gerçek1: Müşteri hizmetleri. Çözüm için varlar. İyi bir işletmenin parçası iseler, "Müşteri her zaman haklıdır" prensibini uygulamaya çalışıyorlar.
Gerçek2: Bazı insanlar kötü niyetli ve açıklardan faydalanıp müşteri hizmetlerinden bir şeyler elde etmeye çalışıyorlar.
Bir çok iyi şirket bu 2 gerçeğe bakarak, karar alıyor:
- Müşteriyi dinle.
- İyi niyetle araştır.
- Her sorunu bul, her sorunu gider.
- Müşteriyi memnun et.
Kesinlikle güzel. Peki her zaman öyle mi olmalı? Şu bakış açısı nasıl?
- Müşteriyi dinle.
- Müşteriyi memnun et.
- Temel bir sorun bulursan, sorunu gider.
- Müşteri kötü niyetli ise müşteriyi işaretle.
Evet, 2. numaralı gerçekten dolayı şirketin bir zararı var. Peki ya 2 numaralı gerçeğin dışında kalan çoğunluk? 100 kişinin 1′i kötü niyetli diye, çözüm için masum müşterileri bekletmek, cezalandırmak mı gerek? Peki, şirketteki bir çok insanın sadece ufak bir sorun için saatlerce çalışması? Sırf bir kaç YTL tasarruf etmek için? Çoğu zaman daha büyük bir kayıp değil mi?
Lüks + temel ihtiyaç
Nisan 26, 2007 Pazarlama Fikirleri
İngiltere’de £5 verip (yaklaşık 14YTL) girebilecek özel tuvaletler tasarlanmış. Her kullanımdan sonra hijyenik malzemelerle temizlenip ambalajlanan tuvaletler, bol ayna, ücretsiz el masajı, ücretsiz makyaj malzemeleri…
Sadece bayanlar için. WC1
Enteresan ve potansiyeli yüksek bir pazarlama fikri.
[Not]: Tuvaletlerde kullanılan malzemeler Vitra imiş.
Öğreterek satmak
Nisan 25, 2007 Pazarlama Stratejileri
1 hafta önce bir arkadaşım bisiklet bakmaya giderken ona eşlik ettim. Galata’daki Trek mağazasına gittik. Bir Trek çalışanı bizi karşıladı. Trek marka bisikletleri tanıttı: Ürünlerin özelliklerini, viteslerin özelliklerini, ne işe yaradığını, modeller arasındaki farkı, performans artıran…
Şu anda bisiklet almayı düşünüyorum. İnsana, almayı o ana kadar pek düşünmediği, çok ucuz olmayan bir ürünü aldırtan nedir?
Çok ucuz bir ürün değilse, tabii ki en başta güven geliyor. Satıcının, bilgisine, anlattıklarına güven.
Dükkana girdiğimde bildiklerimle (sadece tanıtılan ürün özelliklerinden bahsetmiyorum), çıktığımda bildiklerim farklıysa… Vaov.
Bir satıcıdan yeni bir şeyler öğrenmek. Öğreterek satış yapmak. Alışılmadık.
Şimdi şöyle diyorum: “Bisiklet alacaksam, bu Trek mağazasından, bu adamdan alırım. Birisi para kazanacaksa, bari benimle bu kadar ilgilenen, beni bu kadar iyi bilgilendiren bu adam kazansın.”
Siz de benzer şeyleri zaman zaman hissediyor musunuz? Hissediyorsanız, size bunu kim/ne hissettiriyor?
Öznellik
Nisan 24, 2007 Diğer
Susuz kaldığınız bir durum düşünün. Çok fazla koştuğunuzu, terlediğinizi, susadığınızı ve suyunuzun olmadığını. Suyu bulduğunuz anın mutlu bir an olacağı aşikar değil mi?
Bir de, az önce su içtiğinizi ve arkasından su ikram edildiğini. Mutlu bir an mı olur?
Cevap çabuk çıkan bir "hayır" ise, neden hislerin ve düşüncelerin duruma göre değiştiğini anlamakta bu kadar zorlanıyoruz?
Gerçek önemli mi, bizim gerçeğimiz başkalarının gerçeği ile aynı değilse?
[Farketing notu]: Aynı şeyler farklı ortamlarda aynı değildir.
Köpekler geçmişte mi kaldı?
Nisan 20, 2007 Diğer
Günümüz pazarlamasının durumunu anlatan eğlenceli bir bakış benzetme:
Kediler ve köpekler aynı temel şeyleri isterler. İkisi de sevgi ve ilgi ister, beslenmek ister. Fakat köpek geçmişin tüketicisidir, kedi ise geleceğin. Köpeğe kemik verip onu mutlu edebilirsiniz. Çağırırsınız ve yanınıza gelir. Kedi farklıdır, ilgiye hazır olduğunda yanınıza gelir, canı istediğinde yer. Ve bazen de nerede olduğunu dahi bulamazsınız.
Tanıtım var ürün yoksa
Nisan 19, 2007 Diğer
Bir arkadaşım, Akbank’ın kampanyasından bahsetti:
Akbank sms kredisi. Vatandaşlık numaranızı bir numaraya kısa mesajla atıyorsunuz, size alabileceğiniz kredi miktarını gönderiyorlar.
Denemiş. Olumsuz cevap almış. Ben ve 2 kişi daha denedik. Gelen mesaj:
SMSKREDİ başvurunuz olumsuz sonuçlanmıştır. İlginize teşekkür ederiz.
Belki biz deneyenlerin hepsi almaya uygun şahıslar değiliz; bilmediğimiz, bir borcumuz var. Peki, öyle değilse, Akbank pazarlamanın hatta iş hayatının ilk kurallarından birisini ihlal ediyor: Tanıtımı yapılan ürünün bulunabilir olması gerekir.
Nerede olduğumuz önemli mi?
Nisan 18, 2007 Pazarlama Stratejileri
Washington Post gazetesi dünyadaki en ünlü keman virtüzölerinden Joshua Bell ile birlikte bir araştırma yapıyor.
Bell, işlek bir metro istasyonunda 45 dakika boyunca keman çalıyor. Metroya gitmeye çalışan yaklaşık 1000 kişiden sadece bir kaçı ilgi gösteriyor. Diğerleri sadece bakıp geçiyor.
Pazarlamayla ilgili bir çok şeyi sorgulatıyor bu yarı ciddi araştırma:
- Mesala, müşteriler sadece aldıkları şeye mi yoksa aldıklarına inandıkları şeye mi para ödüyorlar?
- Bir şeyin değerini sadece ona bakarak mı veririz, yoksa ona ve içinde bulunduğu ortama bakarak mı?
- ……..
Siz ne düşünüyorsunuz?
Kaynak: Seth Godin
Ne olduğunuzu düşündüğünüz değil…
Nisan 17, 2007 Diğer
Batman Begins filminden bir alıntı. Kendi anlamak istediğim şekliyle tercümesi (birebir tercümesi değil):
Maskenin altında kim olduğu önemli değil, beni ben yapan yaptıklarımdır.
Bizi biz yapan, kim olduğumuzu düşündüğümüz, neler başarabileceğimize olan inancımız değil. Ne yaptığımız.
Aynı şey markalar için de geçerli. Markayı marka yapan ne anlattığı, nasıl reklam yaptığı değil. Ne yaptığı.
[Farketing notu:] Ne yaparsan, O’sun.
Olmayanı görebilmek
Nisan 16, 2007 Diğer
Ünlü dedektif Sherlock Holmes’la ilgili bir hikaye:
Suç mahalini araştıran dedektifler evde çalışanları sorgulamaktadır. Eve kim nasıl girdi, kim ne duydu, olay sırasında insanlar ne yapıyorlardı gibi sorularla olayı çözmeye çalışmaktadırlar.
Holmes ise, eve girerken gördüğü köpekleri sordu. "Köpekler havlıyor muydu?"
Sherlock Holmes diğerlerinin görmediğini gördü. Başarısı hayal gücünün diğer dedektiflerden daha iyi olması mı sizce?
Hayır.
Köpeklerin havlıyor olduğunu herkes sorarak gözlemleyerek anlayabilirdi. Fakat havalamıyor oluşunu? Suçlunun köpekler tarafından tanınan birisi olduğu sonucuna varabilmek?
Olmayanı görmek. Geleceği hayal edin, ne görüyorsunuz? Pazarlamada 10 yıl sonra ne konuşuluyor olacak? Ağızdan ağıza pazarlama mı? Her bireye özel ürünler/servisler sunabilmek mi? En hızlı olan mı kazanacak?
Hepsi olabilir ama fark yaratanlar her zaman, olanı ve olanın nereye gittiğini görenler değil, olmayanı, henüz olmamışı görebilenler olacak.
‘Keşif’e karşı ‘Yaratıcılık’ = ‘Olanı görmek’e karşı ‘Olmayanı görmek’



