Arşiv: Şubat, 2008
Ortak kullanılabilecek neler var?
Şubat 26, 2008 Pazarlama Fikirleri
Citizen Spaces, Sandbox Suites, yurtdışından iş fikri. Bu firmalar değişik bir şekilde ofislerini kiralıyorlar. İsterseniz özel masa kiralayarak, isterseniz bulduğunuz yeri kullanarak çalışabiliyorsunuz. Konferans odasını ve kahve makinesini kullanabiliyorsunuz. Ortamda çalışan diğer insanlarla sosyalleşmek için de fırsat sunuyorlar.
Serbest çalışanlar için iyi bir alternatif olabilir.
Ortak kaynakların kullanılmasını sağlayan bir ortam yaratmak, 2. nesil bir iş modeli.
Belki de yeteneklerin (insanların) de bu şekilde kullanılmasını sağlayan bir iş modeli mümkün olabilir, ne dersiniz?
Veya ortak olarak kullanılabilecek ofis dışında başka neler var?
Yalanabilir reklam
Şubat 26, 2008 Pazarlama Fikirleri

WSJ’daki habere göre, Welch’s isimli bir meyve suyu, People dergisinde ‘yalanabilir’ reklamını koymuş. Etiketi kaldırıp, arkasındaki kısmın tadına bakabiliyorsunuz.
Enteresan.
2 site
Şubat 24, 2008 Diğer
Son zamanlarda pek yapamıyorum ama farketing’de yorum yapan veya farketing’e link vermiş kişilerin sitelerine fırsat buldukça bakıyorum.
2 bakılası site:
Geziyorum.net
Eğer gezmekten, bisiklete binmekten, maceradan hoşlanıyorsanız, bakmalısınız, hatta takip etmelisiniz.
Kırmızı kaplı defter
Pazarlama yazılarının da olduğu çok ciddi olmayan bir site. Bezelyeler üzerine bir geyik isimli yazı beni düşündürttü:
Neden kavanozlar bu kadar zor açılıyor? Yıllardır varlar ve yıllardır birileri cam kavanozları açmak için gereğinden fazla uğraşıyor. Sizce neden? Nasıl olsa herkes almaya devam edecek diye mi? Sizce?
Müşterinin sahibi hangi departmandır?
Şubat 24, 2008 Pazarlama Stratejileri
Bir çok iyi şirkette, "Müşterinin sahibi, pazarlama departmanıdır." diye bir söylem vardır. Amaç, müşteriyle olan ilişkilerden, müşterinin mutlu olmasından, müşteriye çıkarıkalcak ürünlerin belirlenmesinden direkt pazarlamanın sorumlu olduğunu anlatmaktır.
İyi niyetli bir yaklaşım olsa da, hoşgeldin Retro Pazarlama.
Oysa, artık müşterinin sahibi hiçbir departman olamaz. Artık. Kontrolü elinde tutan pazarlamacı değil müşteridir.
Müşteridir gücü elinde tutan artık.
Müşteridir sahip olan markalara, firmalara.
Biziz (tüketiciler) onlara (firmalara) sahip olan.
Onlar (firmlar) değil bize (tüketiciler) sahip olan.
Kontrol bizde (tüketiciler).
Kontrol onlarda değil (firmalarda).
Yaşasın seçtiğimiz markalar, ölsün beğenmediklerimiz.
Ölsün bizi düşünmeyenler, bizim için çalışmayanlar.
[Farketing notu]: Pazarlama departmanı müşterinin ancak ortağı olabilir. ANCAK. En fazla.
Müşterinizi tanıyor musunuz?
Şubat 23, 2008 Diğer
Bankalar, mobil operatörler ve müşterileriyle birebir iş yapan servis firmaları. Müşterilerini tanıyorlar.
Şahıs olarak. İsimle.
Geriye kalanlara ise sorarsanız "Müşteriniz kim?" diye, ‘focus’ grup veya diğer araştırma sonuçlarından bahsediyorlar: "Şu yaşlarda, şu tipte, genellikle şuralardan alıveriş yaparlar…"
Segmentasyonla bu tanımları artırabiliyorlar şüphesiz. Ama hiçbiri müşterisini tanımıyor.
Birey olarak. Adıyla.
Lipton markasının ürün müdürü olduğunuzu hayal edin. Dün ürünüzü alan bugün almıyorsa, nasıl haberiniz olacak? İstatistiki olarak anlamlı bir şeyler değiştiğinde mi? Sizi bırakanlara veya yeni ürünüzü almaları için zaten sizi kullananlara nasıl ulaşacaksınız? Televizyon reklamıyla mı?
Bir pazarlamacı için ürününü tercih edenleri bilmemek ne kadar korkunç bir durum.
Bir çok frima aynı durumda olduğuna göre, pazarlamacılar için ne büyük fırsat.
Peki sizce bu durumdaki firmalar ne yapmalı?
Pepsi Raw
Şubat 20, 2008 Pazarlama Stratejileri
Habere göre, Pepsi, içerisinde hiçbir katkı maddesi olmayan (renklendirici, koruyucu madde…) yeni ürününü lanse etmiş. (Türkiye’de değil)
Doğal ürünleri farklılaşmak için önümüzdeki günlerde çok daha fazla göreceğiz gibi görünüyor. Doğal deterjan, doğal sabun, doğal bakım…
Sizin ürününüz doğallıkla veya doğaya katkıda bulunarak (aynı şey olmasada) farklılaşabilir mi?
Karar verirken kime sormalı?
Şubat 19, 2008 Diğer
Karar verirken kimlere soruyoruz? Sorduğumuz kişilerin cevapları baştan belli olabilir mi, çoğu zaman?
"Anne, okulu bırakıp, kendi işimi kurmak istiyorum, ne dersin?"
"Sayın müşteri, fiyatlarımızı yükseltip lüks marka olarak algılanmak istiyoruz, ne düşünürsünüz?"
Dünyanın en zengin adamlarından Warren Buffet’tan:
Berbere asla "Saç kesimine ihiyacım var mı?", diye sormayın.
Rekabete göre pazarlama
Şubat 19, 2008 Pazarlama Stratejileri
"Fiyat" dışında pazarlamanın odağını bozan diğer konsept "rekabet".
Rekabete göre ne durumdayız? Rekabet nasıl, onlardan nasıl pay alabiliriz? Rekabet fiyatı düşürürse ne olur?
"Biz"e (kendi markamıza, şirketimize) değil başkasına bakarak (müşteriden değil, rekabetten bahsediyorum) ilerliyorsak, rekabet ve fiyatla savaşmaya devam edeceğiz demektir. Eski pazarlama mantığıyla.
Farkı, biz mi yaratacağız, başkarıları mı? Rekabet başarısız olunca mı başarılı olacağız? Fiyatları bizimkinden pahalı oldğunda mı? Bir hata yaptıklarında mı? Bir ürünü bizden sonra çıkarttıklarında mı?
Gerçek başarının başkalarına bağlı olduğunu mu sanıyorsunuz?
Eksik olan nedir?
Şubat 17, 2008 Diğer
Ikea’dan aldığımız koltuk takımını kurmak için 3 saat uğraştım. Ayakları takarken, 4 vidanın eksik olduğunu farkettim. Kesinlikle emindim, o kadar saat uğraştıktan sonra, eksikti vidalar. Çaresizce sinirlendim.
Sonra, eşim bir önceki yazımda da kullandığım, kendi sitesinde de yazdığı, aşağıdaki yorumu yaptı.:
Hayatta eldeki parçaları yerli yerine yerleştirememişsen eğer, bir parça hep eksikmiş, hatta kayıpmış gibi gelir sana.
Okudukça daha çok seviyorum.
Bir kaç paralel düşünce:
Para için çalışıyorsak, acaba eksik olan para mı?
Sevdiğimizin bizi yeterince sevmediğini düşünüyorsak, acaba eksik olan sevgi mi?
[Not]: Doğru zamanda kurulmuş bu cümle üzerine sorunu keşfettim. 4 vidayı doğru olmayan başka yerde kullanmışım. Vidaları oradan sökerek, olması gerektikleri yere taktım. Koltuğumuz kuruldu.
Karşı tarafı suçlamak kolay
Şubat 17, 2008 Diğer
Siyahkuğu‘dan:
Kendimize dair yapabileceklerimiz esnekliğimizle sınırlıdır. Başkalarına dair yaptıklarımız ve yapabileceklerimiz ise ancak onların algılayabildikleri, anlayabildikleri, yorumlayabildikleri kadardır.
Doğru fakat pazarlamacının görevi, insanların söylemek istediklerimizi anlamasını sağlayabilmek için en iyi ortamı yaratmak. Yani pazarlama sadece karşımızdaki (müşteri)
ile ilgili değil, biz (pazarlamacı) ile de ilgili. Bizim
yaptıklarımızla, anlattıklarımızla… Mesala benim,
- Bir şey söyleyip, insanlar söylediklerimi anlamıyor demem,
- Bir müşterinin haksız bir şey istediğini düşünmem..
yine benimle alakalı.
Daha açık bir örnek: "Müşteri haksız" demek müşterinin durumunu değil, bizim durumumuzu gösteriyor. "Müşteri haksız" diyorsak, arkasından şunu da söyleyebilmeliyiz: "Müşteriye, markamızı, markamızın ona neler sunduğunu, bizden ne beklemesi gerektiğini anlatamadık."
Sorunu müşteride buluyorsak, yine siyahkuğu‘dan:
Hayatta eldeki parçaları yerli yerine yerleştirememişsen eğer, bir parça hep eksikmiş, hatta kayıpmış gibi gelir sana.
[Not]: Siyahkuğu.com, -eşime ait – pazarlama değil, ağırlıklı olarak edebi ve düşündürücü yazıların olduğu bir site. Pazarlama penceresinden bakınca, içerisinde pazarlamayı hatırlatan bir çok fikir var. Görebilene.


