Arşiv: Temmuz, 2008
Satıp unutanlar
Temmuz 30, 2008 Pazarlama Stratejileri
1. Firmalar müşterilerle ne zaman temasa geçiyor?
Büyük çoğunluğu sadece ihtiyacı olduğunda. Satış yapmak istediklerinde. Reklam veya satın alma sırasında. Retro pazarlamacılar
2. Müşteriler firmalarla ne zaman temasa geçiyor?
Büyük çoğunluğu sadece ihtiyacı olduğunda. Ürünü alırken veya ürünle ilgili bir sorun çıktığında.
3. Peki arkadaşlarımızla ne zaman temasa geçiyoruz?
İhtiyacımız olduğunda, bir sorunumuz olduğunda. Tabii ki burada kalmıyoruz, seslerini duymak, yardım etmek, sadece birlikte takılmak istediğinizde… Arkadaşlarımız onlar.
Amacımız müşterilerimizle bir arkadaş gibi yakın ilişkiler kurmak ise (değilse buraya kadar okuduğunuz için üzgünüm, lütfen 1. cevaba gidiniz.), neden sadece bir şey satmak istediğimizde temasa geçelim?
Neden ürünü sattıktan bir gün sonra, belki arkasından 1 ay sonra, nasılsınız var mı sorununuz diye aramayalım?
Sat unut mu?
Sattık ama sizi unutmadık mı?
Web projesini duyurmak için 4 fikir
Temmuz 30, 2008 Pazarlama Fikirleri
Çok iyi çalışan başarılı (ürün 101), kolay ulaşılabilen (dağıtım 101), ulaşması ucuz (fiyat 101) bir web siteniz var, bunu insanlara nasıl duyurabilirsiniz?
1. Reklam (promosyon 101)
Paran yoksa, milli piyangodan büyük ikramiyeyi kazan, çıkan parayla acayip bir medya satın alması yap. Her yere
reklam ver, ilan yap, ‘banner’lar yerleştir. Yaşasın paranın gücü.
2. Viral fikir
Sitenle ilişki kurulabileceğin ilginç, insanların zaman geçirilebileceği bir fikir bul, insanlar onun etrafında takılsınlar. Viral video, eğlenceli bir oyun veya başka paylaşmaya değer bir fikir. Yaşasın yaratıcılık.
3. Ortaklık
Medya gücü de olan büyük bir firmayla stratejik ve/veya finansal bir ortaklık kur, başladığın gün yeterli bir kitleye ulaşmış olmayı garantile. Yaşasın medya gücü.
4. Halkla ilişkiler (klasik PR)
Haber müdürünü tanıyan arkadaşını ara. Her tanıdığın insandan siteni tanıtıması için ricada bulunun. Bildiğin seni tanıyan, sana güvenen herkese mesaj at. Siten hakkında yazılar çıkmasını sağla. Yaşasın bağlantılar.
Gerçek: Hepsi ancak bir yere kadar etkililer. Sürekli farkı yaratan ise, tanıtımlar değil, insanlar. Ürününüzü, sitenizi, markanızı benimseyen insanlar.
[Farketing stratejisi]: Fikirlere değil insanlara odaklan. Farkı fikirler değil, fikirleri benimseyen insanlar yaratır.
Kontrollü iş görüşmeleri
Temmuz 28, 2008 Diğer
Belki yıllar boyunca birlikte çalışmayı planladığınız bir kişiyi kontrollü bir ortamda sadece bir kaç saatte değerlendirmek ne kadar mantıklı? Soruları belli bir kaç soruya çalışıp gelmiş, olmadığı gibi davranan insanlar arasından en iyi rol yapanı işe almak…
Yanınızda oturacak, sizin başarınızı direkt olarak etkileyecek, zor anlarda bizi destekleyecek, belki bir gün yerimizi dolduracak kişiden bahsediyoruz. İş görüşmesi performansı ile işte performansın aynı şey olduğunu düşünmüyoruz herhalde?
Daha iyi bir yöntem olmalı, değil mi?
Mesala yemeğe çıkmak. İşe aldığınızda yemeğe çıkacaksanız, şimdi neden çıkmayasanız? 10 kişiyle görüşüyorsanız, en iyi 2,3 adayla belki?
Veya, 5, 10 gün birlikte çalışmak, en azından yeni mezun adaylarla. Acımasız mı, daha mı adil?
Bu fikirlere burun kıvırabiliriz ama insanları doğal ortamlarında tanımak, kontrollü bir ortamda tanımaktan şüphesiz daha doğru.
Şovmenler değil, iyi performans gösterecek insanlar arıyorsak…
Fiyat rekabeti için 3 + 1 strateji
Temmuz 24, 2008 Pazarlama Stratejileri
Fiyat rekabeti nedeniyle pazar payı kaybeden markalar için Landor 3 yöntemden bahsediyor:
1. Onlara katılın
Kendi markanızı onlarla rekabet edecek şekilde genişletmek. Risk, markanın imajını yitirmesi. Başarılı örnek: BMW Z3, 7 serisinin 3′te biri fiyatına alınabiliyor.2. Başka bir markayla savaşın
Düşük fiyatlı ikinci markalar. Pg’nin ve diğer markalarının benzer ürünleri farklı markalarla sattığı3. Onlardan iyice uzaklaşın
Markanızı daha da üst bir marka olarak konumlandırın.
Hepsinin farklı artıkları ve eksisi var.
Fakat en iyisi, yapması söylemesi kadar maalesef mümkün olmayan, bizi rekabetten ayıracak, yeni bir pazar yaratmak:
4. Rekabetin girmesi kolay olmayan yeni bir pazar yaratmak:
Sıradan bir şarap markası olmak yerine, karikatürlerle ve blog yazılarıyla, eğlenceli şarap pazarını yaratıp, taklit edilmesi kolay olmayan bir şarap markası olmak. Stormhoek
Gelip giden insanlar
Temmuz 19, 2008 Pazarlama Stratejileri
Büyük şirketlerin yaptıkları İnternet projelerine bakın. Ya da
ajansların web2.0 işlerine. Sırf Türkiye’de de değil, tüm dünyada.
Eğlenceli interaktif uygulamalar. İlgi çekiyorlar. ‘Viral’ olarak yayılıyorlar.
Ve bitiyorlar.
Geldim. Gördüm. Gittim.
Bir ürünü tanıtmak için evet, kesinlikle gerekliler, başarılılar. Fakat
İnternet’ten bahsediyoruz, neden başlamış bir şey hemen bitsin?
Geldim. Gördüm. Kaldım.
Arkadan gelen strateji
Temmuz 19, 2008 Pazarlama Stratejileri
"Facebook diye bir şey varmış, tüm firmalar oradaymış, bizde girelim." mantığı ne kadar yaygın büyük şirketlerde.
Strateji mi, teknoloji mi önemli olan?
Çoğu zaman trend olan teknoloji, arkasından biz Facebook’la ne yapabiliriz mantığı geliyor büyük firmalarda sanki…
Oysa olması gereken sırasıyla:
- Hedefler,
- Strateji
- Teknoloji.
Tam tersi değil.
Yeni sorun giderme anlayışı
Temmuz 17, 2008 Sosyal medya
Geleneksel pazarlama anlayışına göre, küçük, güçsüz, zayıf olana tepki/cevap vermek, doğru değildir. Cevap vermek veya tepki göstermek, varlığını kabul ediyorum anlamına gelir ki bu karşınızdakini güçlü ve önemli kılar.
Büyük şirketlere bakın hemen hemen hepsinde aynı tavrı görürsünüz. Ufak bir olayın büyük bir olaya dönmesine gerek yoktur. Strateji: Durumu tespit et, kanıtları yok et, sorunu gider (iyi ihtimalle).
Neyse ki değişen bir şeyler var: Kanıtlar artık pek kolay yok edilemiyor. İnternet’le organize olmak daha kolay. Artık basın bültenlerine değil sosyal medyaya inanıyoruz. Arkadaşlarımızı ve sevdiğimiz bazı blogları takip ediyoruz.
Sosyal medya ile gelen yeni durum: Kanıtlar yok edilemez. Fiziki olarak yok olsalar bile (İnternet’e girdikten sonra küçük bir ihtimal), kulaktan kulağa yayılmaları önlenemez.
Sosyal medyayı benimseyen firmalar için yeni strateji: Durumu tespit et, sorunu çöz, gerekiyorsa uygun dilde özür dile, durumu ve çözümünü sosyal medyayı kullanarak anlat.
İnternet’te hiçbir şey kaybolmadığına göre, yaşanan sorunu insanlar görecekse, çözümle birlikte görülmesi en iyi stratejidir, değil mi?
Gün 1, nasıl büyüyeceğiz?
Temmuz 17, 2008 Sosyal medya
Başarısı düzenli müşteri kitlesi veya belirli bir komuniteye sahip olmakla ölçülen işlerde en büyük zorluklardan birisi başlangıç aşamasıdır.
Örneğin bir restaurant açtınız, içerisi boş. Geçenler boş diye içeri girmiyor.
Veya bir arkadaşlık sitesi kurdunuz, içerisi boş. "İnsanlar neden üye olayım ki, kimse yok burada." diyor.
Fakat belirli bir trafiğe ulaştıktan sonra, restaurantınızda sürekli bir grup insan, arkadaşlık sitenizde arkadaş olunacak yeterince insan olunca, büyüme başlıyor. Tabii ki, sunduğunuz yemekler veya sunduğunuz servis yeterince iyiyse.
Soru: Gün 1. İşe başladınız. Dükkanınız boş. Sitenizde bir tek siz ve 5 arkadaşınız var. Şimdi ne olacak?
Nasıl artacak müşteri kitlesi, nasıl komüniteniz büyüyecek?
"İyi bir hizmetim/ürünüm var, sabretmeliyim" mi yanıt? "Bir sürü kampanya yapmalıyım insanlar akın akın gelmeli." mi?
Bir çok cevap olabilir. Fakat belki soruyu değiştirmek daha akıllıca. Belki.
Nasıl birinci günde, 100 müşterim olabilir?
Nasıl birinci günde, 1000 kişi arkadaşlık siteme kayıt olur?
[Farketing notu:] Sorularımızı değiştirirsek, cevaplarımız da değişir.
Peki sizce nasıl?
Yeni medyamız, sosyal medya
Temmuz 13, 2008 Sosyal medya
Şimdiye kadar, medyayı iki gruba ayırmak mantıklı görünüyordu.
Yayıncılık medyası.
Gazete, televizyon gibi. Bir kişiden binlere, daha fazlasına ulaşım. Tek yönlü.
İletişim medyası.
Telefon, faks gibi. Bir kişiden bir kişiye ulaşım. Zaman zaman tek zaman zaman çift. Ama genellikle çok küçük bir grup içerisinde.
Şimdi ise, İnternet’in sayesinde daha net görebildiğimiz yeni bir medya var.
Sosyal medya
Bloglar, komunite siteleri gibi. Bir kişiden yüz kişiye. Yüz kişiden milyonlara. Çok yönlü. Her yönlü. Tamamen sohbetler üzerine kurulu.
Yaşasın sosyal medya.
“Sen nesin, ne yaparsın?”‘a yanıt
Temmuz 13, 2008 Pazarlama Stratejileri
Deve + kuş = Devekuşu değil şüphesiz.
Buzla projesinde göz göre göre yaptığım ve kabul edilemez hata, projeyi benim bile basit olarak anlatamam. Buzla nedir? Bir rss okuyucu mu, bir link saklama sitesi mi, bir paylaşım sitesi mi?
Cevap benim için hiçbiri. Asıl amacı, iyi içeriğe insanların ulaşmasıı sağlamak ve şu anki araçları da bunu desteklemek için var.
Cevap kullanıcılar için ise çok net değil.
Gerçek: Projenin amacının ne olduğu kimsenin umrunda değil.
[Farketing notu]: Şunu da yapar, şunu da yapar, şunu da yapar demek, müşteri için, "Ne yaptığı belli değil; benim için hiçbir şey yapmıyor", demek.
[Aksiyon]: Buzla’yı parçalara ayır. Ayrı markalarla yeniden lanse et.


