Arşiv: Kasım, 2008
Statüko ve seminer
Kasım 27, 2008 Pazarlama Stratejileri

General Motors, Amerikan rüyasının bir zamanlarki önemli parçalarından. Amerika'da iyi bir üniversitede oku, çok çalış, kafan da çalışıyorsa iyi büyük bir şirkete gir ve başarılı ol. GM, bu iyi büyük şirket tanımlamasına giriyordu. Bir zamanlar.
Gençken Amerika'ya bir kaç kez gitmiş birisi olarak, bu hayali az da olsa yaşamış (hayal olarak) olduğumu söyleyebilirim. Amerika'da okumadım ve çalışmadım ama Türkiye'de de benzer bir yaşam sürdüğümü söyleyebilirim. Sabancı'ya girdim.
Olabilecek en iyi işti Sabancı. Herkesi memnun ettim. Orada, yıllarca çalışıp, iyi ilişkilerim ve çalışkanlığımla yükselebilirdim. Ayrılma hikayem çok farklı (aslında anlatmaya değer) ama orada kalmam zaten mümkün değildi.
Sabancı değişmiyordu. Yönetim statükocu idi. "Güçlüyüz, daha güçlü olmalıyız, daha çok çalışmalıyız." benzeri cümleler hala kulaklarımda. Şu anda nasıl gittiklerini yakından izlemiyorum ama statüko yaklaşımları devam ediyorsa, GM'in yandaki grafiğinden çok farklı bir gidişatları olamaz.
Ve biliyor musunuz, bir şirkette statüko ile yönetim varsa, bu çok kolay değişmez. Statüko ile değişim kelimelerinin birbirlerinden yakın olmadıkları bariz.
Şu anda başarının ve pazarın yönetiminin firmalarda değil, müşterilerde olduğunu hepimiz yavaş yavaş anlıyoruz. Değişimi firmaların değil, organizasyonlara güvenip arkasında duran müşterilerin başladığını görüyoruz.
Statüko ölüyor, hoşgeldin değişim.
Sosyal medya bu değişimin önemli bir parçası. Yeni bir parçası kesinlikle değil. Ama İnternet'le daha güçlü bir parçası olduğu kesin. Bu konuda daha fazla düşünmek istiyorum, daha fazla çalışmak istiyorum.
Sosyal medya ve statüko başlığı altında ücretsiz bir seminer versem ilgilenir misiniz?
Katılmak isteyen, ilgilenen, nerede kime sunmam gerektiği hakkında fikri olan varsa, farketing@gmail.com adresine mesaj atabilir. Ben İstanbul'dayım ama hangi şehir olduğu da çok umrumda değil, (zamanlama ve ulaşım dışında) yeter ki bu ücretsiz seminere belirli sayıda (20,30 kişi) insanın katılacağına emin olayım.
Gönüllü işlerden nasıl kazanabilirim?
Kasım 26, 2008 Diğer
Firefox, Pardus, Linux, insanlar neden bunlar için çalışıyor? Neden ücretsiz ve para kazandırmayacak bir proje için çalışalım? Neden?Kendi İnternet projem için dahi sıfırdan geliştirildi diyemiyorum çünkü bir çok kod, daha evvelden başkaları tarafından yazılmış.
Peki neden yapıyorlar?
Öncelikle çünkü bu mümkün. Paylaşmak, paylaştıkça daha iyi bir şeyler, daha fazlasını elde etmek mümkün. İnternet'le. Dünya çok kapitalist gibi görünebilir ama birileri büyümenin, çok büyük bir karşılık beklemeden paylaşmak ile geldiğinin farkında.
Öte yandan, asıl sorumuz bu değil. Sorumuz:
Ücretsiz bir projede çalışmanın bana ne faydası var, bundan nasıl para kazanabilirim?
Bir yazılımcı için cevaplar aslında sanıldığından daha çok, aklıma ilk gelen 2 fikir, yazılımcılar için yazdım ama her türlü gönüllü proje için geçerli olabilir:
Komunite
Ubuntu gibi özgür yazılımlar, bir çok bilgili insanın bir araya geldiği, birlikte bir şeyler başarmaya çalıştığı ortamlar. Aynı Lions klübünde, insanların, gönüllü yardım işleriyle uğraşmanın yanı sıra, komunite sayesinde bir çok doğru insanı tanımak için üye oldukları gibi. Etrafınızda 100 iyi programcı varsa, hiçbir zaman işsiz kalmazsanız. Tabii ki siz de yeterince iyi bir programcıysanız.
Destekten para kazanma
Bir çok özgür yazılım, sayısız büyük firma tarafından kullanılıyor. Rakamları hatırlamıyorum ama maliyeti ve performansı nedeniyle bu rakam her gün büyüyor. Fırsat, bu şirketlere girip, ücretli olarak çalışmak veya bir şirket kurup, destek hizmeti sunmak olabilir. Kimse, yazılımı yazan kadar bir yazılımı tanıyamaz değil mi?
Bu yazı mesaj kutuma gelen bir e-posta üzerine yazıldı. 27 Kasım'da, özgür yazılım nasıl para kazanacak ve komünite yönetimi ile ilgili bir seminer düzenlenecekmiş. Muhtemelen benim anlattıklarımdan çok daha fazlasını bu seminerde bulabilirsiniz.
Seminer ücretsiz, ben gitmeyi düşünüyorum, ilgilenirseniz, bilgileri burada.
Retro viral kampanya yaklaşımı
Kasım 26, 2008 Pazarlama Stratejileri
Geleneksel reklamın sorunu, reklam bittiği anda değerinin kayboluyor olması.
Vayyy, güzel reklam… Havalı markaymış…
Şanslıysanız, insanlardan duyabileceğimiz harika sözler. Sorun reklam bitince, bu sohbetler devam etmiyor.
Bir çok firma, bu sohbeti uzatmak için 'viral' kampanyalar, reklamlar düzenliyorlar. Fakat mantıkları hala aynı.
tanıt,
ilgi çek
etkile.
Ve zaman doldu. Bitti.
Bir arkadaşım göndermiş, Tekel'in Cin markası için yaptığı kampanya:
Şu anda "bitti" aşamasında. Tek yönlü, anlamsız, değer katmayan. Site duruyor ama artık Tekel'e bir faydası yok, sayfayı ziyaret edene de.
Sayfanın bundan sonra ziyaret edenler için anlamı:
Birisi önerdi geldin teşekkürler ama hoşgelmedin. Sana bir şeyim yok. Bir dahaki reklam kampanyamda belki yine birisi beni önerirse ve sen yine buraya kadar zahmet edip gelmek istersen, o zamana kadar hoşçakal.
Tekel'in kampanyası retro pazarlama yaklaşımına bir örnek.
Ne yapmalı derseniz, tabii ki ayağına kadar gelen ziyaretçiyi bırakmamalı. İletişime geçmeli. Sohbetlerinin parçası olmalı.
Bir kereye mahsus değil. Sürekli.
Ekonomik krize bakış
Kasım 23, 2008 Diğer

Cumartesi günü, en sevdiğim arkadaşlarımdan birisi olan, diş doktoru olarak çalışan Ahmet'e diş kontrolü için gittik. Dişlerim hakkında harika şeyler söylemedi ama yaşadığımız kriz hakkındaki görüşünü işverenlerin duyması lazım. En azından bazılarının.
Akbank'ta 1,000+ kişi işten çıkarıldı, 700 kişilik Digiturk'ten 110 kişi bu Cuma günü işten çıkarıldı ve bir çok firma da aynı yolda ilerleyecek gibi.
Sözde önlem alıyorlar. Krizi önlemek için.
Ben olsam stres altında panikle ne yapardım bilmiyorum ama Ahmet'in söyledikleridir söyleyeceğim, bundan sonra, ortada çok ciddi bir durum yokken yapılan işten çıkarmalarla ilgili olarak:
"Sen de yanında çalışanları işten çıkar şimdiden, kriz çok yakın" dedi bir arkadaşım. Düşündüm ama niye şimdi çıkarayım? Neden kriz geliyor diye şu anda beni finansal olarak çok etkilemeyecek birisini bugünden işsiz bırakayım? Gerçekten gerekirse, gerektiği zaman işsiz bırakırım. 2 ay veya daha ne kadar varsa neden işsiz kalsın insanlar…
Ahmet'in söylediklerini biraz düşündüğümde: Evet, piyasalar iyi gitmiyor ama Akbank ve Digiturk gibi kar eden firmalarda insanların işten çıkartılması, ancak fırsatçılıktır.
Ve asıl kriz belki de, korku ile "SADECE KENDİNİ" kurtarma/kurtulma çabasıdır.
Not: Bu arada, gerçekten harika bir diş dokturu (ve bir doktor olarak harika bir insan) arıyorsanız, Ahmet'in muayenehanesi Jinemed Beşiktaş'ta .
Bu yazıyı beğendiyseniz, Steve Jobs ve Ekonomik krizle ilgili yazıma bakmak isteyebilirsiniz:
Ekonomik kriz ve Steve Jobs
Gartner ‘Hype Cycle’
Kasım 16, 2008 Pazarlama Stratejileri

95 yılında Gartner araştırma firması tarafından yaratılmış Hype Cycle, yeni teknolojilerin ve buluşların izledikleri seyri anlatıyor. Teknolojiler ilk hayatımıza girdiklerinde herkes heyecanla onlara saldırıyor. Tabii ki anlayabilen herkes.
RSS, CRM, WOM, e-ticaret, mobil, 'open source', ERP, kullanıcının ürettiği içerik (UGC), web 2.0, bloglar…
Başlangıçta, herkes onlardan bahsediyor, her yerde onları dile getiriyor. Öyle hızlıca yükseliyor, çevremizi sarıyorlar ki, insanlar bu teknolojilerin, buluşların, herkesin hayatını tamamen değiştireceğini sanmaya başlıyorlar.
Değiştirmiyor.
Bu ilk aşama bitiyor ve görünürlük azalıyor. Ve insanlar bir sonraki teknolojiye bir sonraki fikre atlıyorlar.
Oysa bu fikirlerden bazıları gerçekten anlamlı. Bazı firmalar, bazı girişimler için. Doğru olanları benimseyip, kullanmaya başlayanların hayatı gerçekten değişebiliyor. Yeter ki bunlara bir trend olarak değil, bir değer olarak bakabilsinler. Bakabilelim.
Sanki web 2.0, ve sosyal medya grafiğin 2. kısmına geçmiş durumda. Yavaş yavaş onlardan daha az duyacağız, herkes onlardan bahsetmeye devam etmeyecek fakat birileri gerçekten bunlardan faydalanmaya başlayacak. Aynı CRM'den artık eskisi gibi bahsedilmiyor olması ama birilerinin CRM'den artık ciddi olarak faydalanmaya başlamış olması gibi…
Ne düşünüyorsunuz, sosyal medya, web2.0 veya bloglar grafiğin neresindeler?
[Farketing notu]: Mühim olan trend değil, trendin sunduğu değerdir.
Genç Girişimciler klubü
Kasım 13, 2008 Diğer
Bu Cumartesi (15 Kasım 2008) Genç Girişimciler Klubü’nün düzenlediği seminere konuşmacı olarak katılıyorum.
Katılmak isterseniz, klubün sayfasındaki formu doldurmanız gerekiyor.
Üst kademeler mi, alt kademeler mi?
Kasım 12, 2008 Diğer
Başarı yüksek mevkilerde ne kadar çok insan tanıdığınızla mı alakalı?
Başarı alt mevkilerde ne kadar çok insan tanıdığınızla mı alakalı?
İnsanlara paylaşılacak şeyler vermeli
Kasım 10, 2008 Pazarlama Stratejileri
Düz reklamın etkisi belli.
Google ads veya 'banner' reklamlardan bahsediyorsak, 100,000 kez göster, 1,000 kişi tıklasın.
1,000 kişi tıklasın 10 kişi kayıt olsun.
10 kişi kayıt olsun sadece bir tanesi bundan birisine bahsetsin.
Rakamlar uydurma ama tanıtımın etkisinin azalması bir çok tanıtımda benzer.
Onun yerine, hedeflediğimiz insanların ilgisini çekecek, başkalarıyla da paylaşılacak bir şeyler yapabiliriz, değil mi?
Buzla için iyi blogları keşfetmek önemli, o zaman blogların ilgisini çekip, blog sahiplerinin konuşmak isteyecekleri ne yapılabilir?
Buzla blog yarışması. 17 Kasım'da başlıyor, ilgilenirseniz, şimdiden kayıt olmak için tıklayın.
[Not]: Buzla.com sitesi bana ait fakat bu yazı bir reklam değil bir pazarlama yaklaşımının paylaşımı. Blogunuz yoksa, yukarıdaki linki tıklamayın.
Asıl kriz durmaktır
Kasım 3, 2008 Pazarlama Stratejileri
İlerleme veya büyüme iyi reklamlarla, sponsorluklarla olmaz. Markayı ilerleten, sunduklarıdır, yaptığı geliştirmelerdir.
Ben, daha çok insan tarafından tanınınca daha iyi bir pazarlamacı olmam. Porsche, daha çok insan reklamını gördüğü için daha çok tercih edilmez.
Bizi veya şirketlerimizi değerli kılan da, yokolmaktan koruyan da ilerlemedir, üretkenliktir.
Kriz geliyor diye, yeni fikirlere yatırım yapmamak, ilerlemeyi durdurmaktır.
Ve asıl kriz, durmaktır.
Etkileyen sunumların ne özellikleri var?
Kasım 2, 2008 Diğer
Önümüzdeki günlerde yapacağım bir sunum için, değişik sunumlar ve videolar izerleken farkettim ki, bir çok sunum ders kitabı tadında: Uzun yazılar, merak uyandırmayan başlıklar, mecburiyetten okutan ama hiç zevk vermeyen içerikler.
Oysa, sunum yapmanın tek amacı var çoğu zaman, karşı taraftakine bir fikri satmak. Bir fikir satmanın da bir çok yolu var fakat sıkıcı olmak bunlardan birisi değil.
İzlediklerimden beğendiklerime bakarak şu tip sunumlar beni etkiledi diyebiliyorum.
- Merak uyandıran
- Şaşırtan fikirler sunan
- Alışılmış örneklerin dışında örnekler anlatan
- Sunum gibi değil şov gibi olan
- Düşündüren
Bildik fikirler bile olsa, yeni bir şey öğrenmişim gibi hissediyorum bu tip öğelerden bir veya daha fazlasını barındıran sunumlarda. Sizin eklemeleriniz?




