Okul mantığına hoşçakal zamanı mı?

Herkes benim gibi değil şüphesiz ama okulu hiç sevemedim. Güzel anlarım oldu şüphesiz, güzel arkadaşlıklarım, öğrendiğim önemli şeyler ama okuma fikri benim için işgenceydi. Hep. Maalesef.

İkokul 5.sınıfta o kadar çok çalıştım ki, hazırlıktan itibaren okul benim için sadece bir zorunluluktu. Ortaokulda da bir şekilde ‘Teşekkür’ almayı başarmış olsam da, neyin teşekkürü bu diye çok düşündüm. “Aferin öğretilenleri iyi öğrenmişsin.” “Daha da çok çalışsaydın ‘Takdir’ de alabilirdin.”… Üniversite sınavı (aaagh).

Üniversitede ise, zorunlu ders işgencesini geçersek, üniversite benim için 3.sınıfta bitti. Zorunlu 2.dil olan, İtalyanca dersi bittiğinde. Dil öğrenmekten nefret etmiş birisi olarak, bir başka dil daha öğrenmemi istiyorlardı. Son İtalyanca sınavından sonra okul bitti ve artık zevk aldığım dersler vardı sadece. Pazarlama dersleri. Fakat o kadar çok sıkılmıştım ki, o derslere de istediğim ilgiyi gösteremedim. Pazarlamayla ve hayatla ilgili öğrendiklerimin çoğunu okuldan sonra öğrendim. İş hayatında.

Kimse bana iş hayatında veya sokakta neler olduğunu okulda anlatmadı. İnsanların nasıl davrandığını, ne gibi zorluklarla karşılacağımı. Çok çalışıp, kurallara uyarsam başarılı olacağımı sanıyordum. Kimse kurallar olmadığından bahsetmedi.

Bir yanlışlık var mı dediğimde: Cevabı şüphesiz Evet. Benim gibi okuldan sıkılmıyorsanız bile, okulların neden sıkıcı ve daha da önemlisi tehlikeli yerler olduğunu anlamamız için bir soru:

10 yıl sonrasını bile doğru tahmin edemezken, çocuklarımızı yüzyıllardır süregelen kalıplaşmış kurumlara nasıl emanet edebiliriz? 

Otur sıralara ve dinle!

İş hayatına ilk başladığımda, tahtaya sözlü veya matematik problemi çözmek dışında kalkmamış birisi olarak, kalkıp kalabalığa karşı sunum yapmak, fikirlerimi paylaşmak ne kadar zor geliyordu. Şüphesiz bunun nedeni hep dinleyici, ezberi tekrar edici olarak eğitilmiş olmamdı. Oysa iş hayatı kalkıp herkesin bildiğini anlatmakla alakalı değil, değil mi?

Elini kaldır ve konuş! İzin alırsan.

Başarılı olmuş fark yaratmış insanlara, çocuklara, firmalara bakatığımızda hep sıradışı şeyler görüyoruz. Sıradışı olmalarını da okullarındaki eğitimlerine bağlayabilmek mümkün değil. Risk aldıkları (okulda öğretilen risk tanımından bahsdiyorum), başkalarının denemediklerini denedikleri için başarılı oluyorlar.

Okullara hayır! Bildiğimiz tip okul mantığına

Emin olduğum bir şey var, ilerleyen iyi bir nesil için sorumuz, nasıl bir eğitim/okul olmalı olmalı. İlk aklıma gelen okul tanımları:

1. Yenilikçi, zaten bilineni değil, bilinmeyeni de araştıran okullar. Geleceği bilmiyorsak bilinenle yetinemeyiz.

2. Kurallar üzerine değil, prensipler üzerine kurulu okullar.

3. Sürekli değişen, deneyen, başarısızlıktan korkmayan okullar. Eğitimin kaybedilen/kazanılan bir mücadele (sınavlar gibi) değil uzun soluklu bir savaş olduğunu bilen okullar.

4. Gücünü sadece öğretmenlerinden alan değil, öğrencilerinden, velilerinden, diğer insanlardan, İnternet mantığından alan okullar. İyi 10 öğretmeni bir araya koyup her konuda, kendi uzmanlık konuları olsa bile, bilgili olmalarını nasıl bekleyebiliriz?

Benden şimdilik bu kadar, eklemek istedikleriniz varsa, lütfen yorumlar kısmına ekleyin.

9 yorum var

  1. Aynen öyle aynen öyle!

  2. (diğer yorumlarımı yanlışlıkla gönderdim sileblirsiniz) Aynen öyle aynen öyle demek istiyorum. Okul hayatım ile ilgili bende çok sıkıntılı zamanlar geçirdim. Adeta öğrenmemek isteği oluşmuştu. Ancak internet ortamında (her ne kadar bilgi kirliliği olsada) aksine daha çok okumaya başladım. Hatta okumaktan diksiyonumun ve kurduğum cümle yapılarının değiştiğini hissediyorum. Ayrıca istediğim konuyu öğrenmek beni daha çok motive ediyor. Sanıyorum eğitimde özgürlüğe ihtiyaç var.

  3. (diğer yorumlarımı yanlışlıkla gönderdim sileblirsiniz) Aynen öyle aynen öyle demek istiyorum. Okul hayatım ile ilgili bende çok sıkıntılı zamanlar geçirdim. Adeta öğrenmemek isteği oluşmuştu. Ancak internet ortamında (her ne kadar bilgi kirliliği olsada) aksine daha çok okumaya başladım. Hatta okumaktan diksiyonumun ve kurduğum cümle yapılarının değiştiğini hissediyorum. Ayrıca istediğim konuyu öğrenmek beni daha çok motive ediyor. Sanıyorum eğitimde özgürlüğe ihtiyaç var.

  4. Çok doğru yazmışsınız sanki bir anda kendi okul hayatımı okur gibi geldi gercekden doğruseyler ayrca eğitimde özgürlükdeğilde herseye ihtiyacvar bunu sınırlamamak gerek diye düşünüyorum…

  5. ben ilkokulda (bir zamanlar ilkokuldu) çok başarısız bir öğrenciydim. öğretmenim beni sevmezdi.hissederdim.hissettiklerimin doğru çıktığını görmek beni yıktı çünkü ozamana kadar hep sevilen ben nasıl olurda sevilmezdim.Orta okula başladığımda kendimi derslere verdim. kendimi o derece kaptırmışım ki liseye nasıl geçtiğimi fark etmedim bile. lisede o kadar çok sevildm ki hocalarım not defterine notları bana yazdırır hatta sınav sorularını bana hazırlatırdı.sonra üniversite aynen bölüm birincisi değildim ama adım nam salmıştı. herkes notlarım için bana yalvarıyordu. falan fişman…
    şimdi yeni mezun işsiz bir reklam yazarıyım. şu an staj yaptığım yerde bana göre iş yokmuş :)
    evet "senin" kadar deneyim sahibi olmayabilirim ama allah aşkına armut piş ağzıma düş yerine deneyimsiz birini alıp ona emek verip deneyimli yapmayı deneyin.

    bilyorum yazdığımın çokta bir alakası yok ama yazıyı okuyunca dayanamadım.

    aynen katıldığım yazı için teşekkürler

  6. interneti çok seviyorum, beni aydınlatıyor,istediğim cevaplara ulaşıyorum, sır diye birey yok herşey şeffaf

    okul konusuna gelince, okul bence kurs ve danışmanlık şirketi gibi olmalı, insanlara hem bilgi vermeli hemde bu bilgiyi geliştireceği karşılaştıracağı sistemi ve danışmanlığı sunmalı, herkez zevk aldığı konuda uzmanlaşmalı

  7. Okul açısından benim de çok canım yandığı için, yazılanlara katılıyorum.

    Ancak gerçekleri de görmek gerekiyor.

    Günümüzde okumayan insana ekmek çok zor. Eğitim sistemini bireyler olarak değiştiremeyeceğimize göre, mevcut düzende çocuklara en uygun eğitimi sağlamak zorundayız.

    Öncelikle tespit edilmesi gereken şey şu. İş hayatında neler isteniyor ?

    1. sırada Yabancı Dil !
    Demek ki öncelikle çocuklara 1 den fazla yabancı dil kazandırmak gerekiyor.

    2. sırada iyi bir Çevre !
    Çocuk öyle bir çevrede yetişmeli ki, her kesimden tanıdığı olan, sosyal bir insan olarak yetişsin.

    3. sırada İş Bitiricilik !
    Çocuk başladığı işi sonuna kadar takip edebilecek, zorlukların üstesinden gelebilecek bir şekilde yetişmeli.

    Benim kişisel düşüncem Türkiye'de çocukların bu özelliklerle yetişmesine yardımcı olacak çok az okul var.

    Bu yüzden bana göre, çocuğu anadolu lisesi, ÖSS gibi sınavların stressine sokmadan, ilgi alanları doğrultusunda yönlendirmek.
    Çocuğun Sınavlara hazırlık kursları yerine Yabancı Dil kurslarına gitmesini sağlamak.
    Eğer mali sıkıntı varsa devlet okullarında okutmak. Ama daha sonra Üniversite için mutlaka Yurt Dışına yollamak gerekiyor.

  8. Öğrencilerine farklı bakış açıları kazanmalarını sağlayacak aktivitleri sıklıkla sunan okullar olmalı. Yemek pişirmek, fotoğraf çekmek, ahşap doğramak, hayvan bakımını öğrenmek, blog oluşturmak…

  9. Okula karşı oldum olası ön yargılı ve sevmeyen biri olarak büyük bir zevkle okudum…

    Zorlama değil de, ilgiyle istek olsa keşke sistemin temeli…

Fikrinizi aşağıda paylaşabilirsiniz

Başka yazılar

Yeni yazılardan haberdar olmak için

Farketing hakkında

Farketing.com’da farklıyı değil, fark yaratanı, yaratırken de bir değer oluşturabilen fikirleri anlatmaya çalışıyorum.

Ben Can Turanlı. Danone, ACNielsen, Garanti Bankası ve Turkcell'de çeşitli satış ve pazarlama pozisyonlarında çalıştım. Şu anda kurucu ortağı olduğum markapon.com projesi üzerine çalışıyorum. Devamı için tıklayın

Yeni projem: markapon

Daha fazlası için Facebook’tan takip edin

Kategoriler

Destekliyoruz

Projelerim

Buzla.com sosyal haber komünitesi