Tersini yapmak ‘offline’ Tetris

Genel görüş: Teknolojiden faydalanmak ileri götürür.

Farklılık ise herkesin yaptığını yapmadığımızda olur. Farklılık ile fark yaratmak arasında fark var şüphesiz ama her zaman denemeye, üzerinde düşünmeye değer, ters.

Mesela düşünmek lazım: Facebook’ta yaptıklarımızı, İnternet’siz ortama nasıl uyarlayabiliriz?

Kahramanlıktır yaşamak

Kahraman olmak için ilham gelmesini bekliyoruz. Herkesin takdir ettiği, hayran olduğu birisi olmak için. Kimsenin yapmadığı şeyleri, kimsenin gitmediği yolları ilham ile keşfedeceğimizi sanıyoruz.

Oysa, başarı bekleyerek gelmiyor, yürüyerek, koşarak, hareket ederek geliyor.

Kahraman mı olmak istiyorsunuz? Olmaya çalışmanıza gerek yok çünkü yaşıyorsanız zaten kahramansınız.

…kahramanlıktır yaşamak:

öleceğimizi bilip

öleceğimizi mutlak

Nazım Hikmet

[Farketing notu]: Başarı gelen bir an değil, sonu olmayan bir yoldur. Yola çık.

İş görüşmeleri hakkında bilmeniz gerekenler


Bir kaç haftadır, iş görüşmelerine giriyorum. İş görüşmelerine gidenlerin dikkat etmesi gereken şeyler var. Bazılarını biliyordum ama bazılarının ne kadar önemli olduğunu, işe alan tarafında olunca daha iyi anladım:

Asla yalan söylemeyin.
Bir çok iyi şirket, sizi beğendikten sonra, referans kontrolü yapıyor. Mesela işten çıkarılmış olmanız, işverenin sandığınız kadar umrunda değil. Makul açıklamalarınız varsa, utanmadan söyleyin. Beğenildikten sonra yalan söylediğinizin ortaya çıkması harcadığınız tüm eforu boşa çıkarır.

İstikrarlı olun
İşverenin sorguladığı konulardan birisi çoğu zaman şu soruyla ilgili, “Gerçekten bu işi istiyor mu?”. Çünkü işveren, sadece potansiyele değil, niyete de önem verir. Sonuçta kimse yarın başka iş aramaya başlayacak birisini işe almak istemez.

Başka sıkıcı (iş arayan tarafından baktığımda sıkıcı) bir durum da, bir kandırmaca olmasa da (bazen niyeti anlamak için soruluyor) “Bir de şu pozisyon var onunla ilgilenir misin?” sorusuna ne söyleyeceğiniz. İlginizi çekse bile tavsiyem “Hayır” demeniz. Pozisyona ve görüşmenin durumuna göre tabii ki değişebilir yanıtınız fakat o pozisyon için çağrılmadıysanız, o pozisyonu alma şansınız zaten çok düşük.

Gülümseyin
İşte bu çoğu zaman, işe, pozisyona göre değişmez. Gülümsediğinizde bir çok ayrıntının önemi kalmıyor. Ve her zaman aslında ne kadar samimi, sıcak kanlı olduğunuzu göstermek için çok zamanınız olmayabilir. İnsanlar kararlarını çok kısa zamanda veriyorlar. Her zaman gülümsemeye çalışın.

Hazırlıklı olun
Çok da zor değil. Şirket hakkında biraz araştırma. Pozisyonla ilgili olduğunu düşündüğünüz daha evvelden kurguladığınız (uydurma olmayan) 3-5 örnek.

Daha çok var ama, heey şimdi düşündüm de bunlar pazarlamanın da kuralları değil mi?

Foto / CC

Borçlu hissetmek ve memnuniyet

Araba kullanırken birisi beni sıkıştırdığında, bir çok insan gibi ben de sinirleniyorum. İstemeden bile yapsa sıkıştıran.

Fakat geçen gün, şu koşul gerçekleştiğinde sinirlenmediğimi fark ettim: Önce ben birisini yanlışlıkla sıkıştırdığımda kendimi suçlu hissediyorum ve borçlu hissediyorum. Borçlu ama özellikle sıkıştırdğım aracın sürücüsüne karşı değil tüm sürücülere karşı. Bu ruh haline girdiğim anda başka bir araç beni sıkıştırsa dahi, sinirlenmiyorum.

Gerçek: Borçlu hissettiğimiz anda daha cömert, daha anlayışlı oluyoruz.

Benzeri bir şekilde, müşterilerimize ödedikleri paranın karşlığında beklediğinin üstünde ve/veya yanında bir şey sunuyorsak, müşterileriniz hatalarımız için daha toleranslılar.

Mesela, bir restoranın çalışanları bizi güleryüzle karşılayıp, ikramda bulunuyor, alışık olmadığımız saygıyı, ilgiyi gösteriyorsa, ufak tefek aksamalar umrumuzda olmuyor.

Öyle ise, müşterilerimizi mutlu etmek için, hata yapmaktan değil, beklenenden daha fazlasını yapamamaktan korkmalıyız, diyebilir miyiz?

Dediklerimi anlamayan aptallar

Tüm yeni buluşlar, yeni girişimler, yenilikler… birileri bizim göremediklerimizi görüyor.

Okuduğum halde, fark etmediğim, duyduğum halde anlamadığım bir sürü yeni fikir var. Başarılı olmuş bir iş/fikir için “Nasıl fark etmemişim?”, “Nasıl düşünememişim?” sık kullandığım, anlamsız cümlelerimden.

Oysa yenilikleri kaçırmamızın nedeni, zekamız değil, alışkanlıklarımız ve doğru bildiklerimiz dışına çıkamamamız. Farklı açılardan bakamadığımızdan kaçırıyoruz, bulamıyoruz ve şaşırıyoruz.

Kaçırmak doğal ama anlamadığımız şeye karşı durmak? Anlamayınca veya farklı bir fikir duyunca karşı taraftakinin ne demek istediğini anlamaya çalışmadan kaba olmak?

Kötü niyetli olmasa dahi şu ve benzeri cümleleri duyduğum anda geriliyorum:

“Çok saçma”,
“Yanlış bir fikir”,
“Nerden buldun bu fikri”,
“Sen hangi dünyada yaşıyorsun?”

Sanırım tanımadığın insana saygı duymamakla alakalı bu. Varsayım: “İnsan saygı duyduğuna bu cümleleri söylemez.”

Bu cümleler yerine, “Ne demek istedin, tam anlayamadım sanırım?” demesek dahi en azından bir şey söylemeden önce bunu düşünebilmek gerekiyor sanırım.

Son olarak: Yukarıda söylemek istemediklerimi anlamadıysanız ve bana katılmıyorsanız, aptalsınız! Hahaha!