Başarılı girişim için 3 şey
Başarılı bir girişim için 3 şeye ihtiyacınız var. İyi insanlarla çalışın. Müşterilerin…
Başarılı bir girişim için 3 şeye ihtiyacınız var. İyi insanlarla çalışın. Müşterilerin…
Yeni bir girişim üzerine çalışıyoruz. Henüz projeden bahsetmek için çok erken ama her projeyle insan bazı şeyleri baştan düşü…
Paramızı reklam yerine, ürünümüzü çok çok iyi yapmaya harcamak her zaman daha akıllı b…
Bekleyenlerin başına iyi şeyler gelir. Ama sadece acele edenlerden geriye kalmış iyi şeyler.
Acele et!
Pazarlama, satış, geliştirme… bir işe başlarken en zor kısım başlamak….
Şirkete alınacak insanlar hakkında bir çok varsayımım oldu şimdiye kadar. Zamanla çok değiştiler…
Fiyatlandırma maliyete göre yapılmamalı…
Ekonomide öğretildiği gibi kaynakları kullandığımızda, elimizdekiler azalmıyor. Hayatta…
Bir çok şeyi planlarken sonucu düşünüyoruz, oysa düşünmemiz …
Markaların kendilerini farklı bir şekilde ifade etme yöntemi bu…
Bundan sonra da kolayca değişmeyecek…
Arabalar gibi bisikletler de sadece tasarımından oluşmuyor. Vitesler, zincir, süspansiyon hepsi farklı firmalar tarafından üretiliyor…
Pazarlamanın ne 4P’si var, ne de 4C’si.
Bazen ihtiyacımız olan sadece basit bir sayfa.
Eğer lanse ettiğiniz ürününüzden utanmıyorsanız, çok geç lanse ettiniz demektir. – Reid Hoffman, Linkedin’in…
En iyi ürünler her zaman kazanmaz ama kazanan ürünler genellikle yolun sonunda en iyi ürün olurlar. – Ben Horowitz
“Çok güzel”, “İlk defa görüyorum”, “Çok yaratıcı” deyip beğendiğimiz bir çok fikir/ürün 0′dan üretilmiyor.
İnsanlar size bakarken daha iyi bir insan mısınız?
Araştırmalar öyle diyor. Daha duyarlıyız, daha naziğiz, daha anlayışlıyız…
Bunun gerçekliğini test etmek için bir fırsat çıktı:
Her başarılı satışta aynı döngü:
Neden katılayım, hatta neden umrumda olsun ki?
Bu iş nereye doğru gidiyor, merak ettim?
Sitemizi (Markapon) Facebook’la entegre edip insanların daha kolay kayıt olması için çok uğraştık.
Bunlar sizin sözleriniz mi?
Müşteriye hemen yanıt vermem gerek.
Patronum bir şey istiyor hemen yapmam gerek…
Ne yaptığımızı biliyoruz, nasıl yaptığımızı da belki biliyoruz, peki niye yaptığımızı?…
Kendimi sık sık, “insanlara nasıl ulaşacağız?” diye sorarken buluyorum. Oysa aslında, “İnsanlara nasıl duyuracağım?” diye soruyorum…

Antremanın her dakikasından nefret ettim fakat kendime “Bırakma. Şimdi acı çek ve hayatının sonuna kadar şampiyon olarak yaşa” dedim. – Muhammad Ali
“ŞİMDİ” yapmaktan nefret ettiklerimiz, “SONRA” bizi çok mutlu edebiliyor, değil mi?
Pazartesi günü spora başlayacağım. Film bittikten sonra yeni projenin fizilibitesini hazırlayacağım. Bu son paketten sonra, sigarayı bırakacağım…
Direnç. Bahanenin en kadim dostu.
Dirence karşı yapmamız gerekeni çok iyi biliyoruz aslında. Bazı insanlar bazı şeyleri nasıl başarıyor diye düşündüğümüzde hatırlamalıyız: Haftanın 5 günü, özendiğimiz insanların yaptığını iş yerinde zaten yapıyoruz.
Tek farkımız, onlar yapmak istedikleri için çalışırsken, biz istekli veya isteksiz – ama yine de disiplinle- çalışıyoruz.
Direnci kırıp fark yaratmak için:
İş yerinde veya okulda hepsini zaten yapmaya çalışıyorsunuz. Peki kendi hayalleriniz, yapmak istedikleriniz için?

11 yıl önce biz ACNielsen’da her ay çıkan pazarlama raporlarını kontrol ederken, yakın arkadaşımız Yankı raporları daha kolay kontrol etmeye yardımcı olan bir araç geliştiriyordu. O gün bizden çok çalıştı ama sonraki haftalarda biz rapor kontrol ederken o dışarıda birasını içiyordu.
Okuldan gelen bir alışkanlık olsa gerek işkolik olmak.
çok çalışmak = çok başarılı olmak.
İş dünyasında ise, fabrika işçisi değilseniz, çok çalışmanın başarıya bir katkısı yok. “herkes uyurken çalışanlar kahraman olur” hikayesi eksik bir hikaye. Hikayenin tamamı:
Herkes uyurken, doğru işler üzerine çalışanlar kahraman olur.
Siz doğru işler üzerine mi çalışıyorsunuz?
Yürümeyi öğrenmeye çalışan bir çocuk, yere düştüğünde, “Başarısız oldu” demek ne kadar anlamsız ise, bir konuda başarısız olduğumuzda buna bir son olarak bakmak o kadar anlamsız.
Başarılı olmak veya başarısız olmak bir son değil. Aynı mutlu olmak ve mutsuz olmanın bir son olmadığı gibi.
Mühim olan ana değil, sürece odaklanmak; süreci başarılarla veya mutluluklarla doldurmak.
[Farketing notu]: Fark yaratmak için sona değil, sürece odaklan.
Çok sevdiğim bir avukat arkadaşım:
Avukatlar “hayır” deyip, arkasından sorun çıktığında “ben söylemiştim” demeleriyle ünlüler.
Hayır = sorumluluk almamak = bir şey yapmamak.
Aslında “hayır” demekte sorun yok, problem ”hayır” demenin risk almamak olduğunu sanmak.
Her “hayır” dediğimizde mutlaka yanıtlamamız gerek,
- Yanlış olduğu için mi,
- Riskli olduğu için mi söyledik?
Riskli olduğu için kullanıyorsak, 2 şeyi hatırlamalıyız:
Siz ne gibi durumlarda “hayır” diyorsunuz?