Kitlesel reklam üzerine konuşmak

Kitlesel reklamın (televizyon, radyo… reklamı) eskisi kadar etkili olmadığı fikrinden bahsetmek iyice anlamsız olmaya başladı. Kitlesel reklam bir markanın, bir ürünü, servisi veya markayı insanlara duyurma problemini çözüyordu.

Arık böyle bir problem yok.

Markalar, firmalar, müşterilere kitlesel reklam olmadan da ulaşabiliyorlar. Yaptıkları, yapacakları reklamlar artık eskisi gibi büyük bütçeli olmak zorunda değil.

İlgi çekici, paylaşılmaya değer olmaları yeterli. Gerisini sosyal medya reklamverenin yerine yapıyor.

Bizi para harcamaktan kurtaran, popüler sorumuz:

Üzerinde çalıştığımız iş/reklam , fikir… paylaşmaya değer mi? Veya nasıl daha paylaşmaya değer hale getirebiliriz?

Fotoğraf: meddygarnet CC

Sosyal medyadaki PR ajansları

Sosyal medyada konuşmak için PR ajanslarını kullananlara:

Çok berbat bir sesim var fakat oğlumun doğum gününde “İyi ki doğdun” şarkısını kasetten çalarsam, oğlum bana bozulur.  – Clay Shirky

Gizlenecek binalarımız yok

İnternet sayesinde, neredeyse her fikir paylaşılmış, her yapılan herkes tarafından biliniyor. Gizlenecek büyük binalarımız, saklayacak büyük sırlarımız yok artık.

Ürün inceleme siteleri, sosyal medyada arkadaşlarımız ve diğer insanların söyledikleri, Google arama sonuçları… hepsi markaların ve firmaların bize anlattıkları veya anlatmadıkları önemli şeyleri açığa çıkarıyor.

Peki, neden markalar her yerde kendilerini anlatmaya çalışırken İnternet’te bunu yapmaktan çekiniyorlar?

Korku. Bilinmeyen, denenmemiş olandan korkmak. Ya herkes gelip bana küfretmeye başlarsa, ya olaylar kontrolümden çıkarsa?

Tabii ki korkmalıyız. Doğru şeyler yapmıyorsak İnternet’teki varlığımızla daha göz önünde olacağız. Hata yaptığımızda, koskoca bir şirket olmamıza rağmen özür dilemek zorunda kalacağız. Bir yandan, söylediklerimizin hiçbirini unutulmayacağını bilip, söylediklerimize dikkat etmek zorunda kalacak, bir yandan da insanların bizi dinlemesi için kurum gibi değil insan gibi davranmak zorunda kalacağız.

Öte yandan, markamızla, İnternet’te olalım veya olmayalım, insanlar zaten hakkımızda konuşuyorlar.  İki seçeneğimiz var: İnsanları dinlemeye hazır olup, sohbetlerine katılma cesaretini göstermek veya korktuğunuz için konuşulanlar yok varsaymak.

Siz hangisini seçiyorsunuz?

Sosyal medya çerçevesi

Buzla sohbeti vasıtasıyla tanıştığım, fütürist Ross Dawson, sosyal medyayı anlatan bir çerçeve çıkarmış ve bunu Türkçe’ye de çevirmiş. Çerçeve sosyal medyada yapılması gerekenlerle ilgili güzel bir fikir veriyor. Başlıklar şöyle: Öğren, yetenekleri geliştir. Hedefleri önem sırasına diz. Kurumsal yönetimi kur….

Konserde: Hiçbir şeyi kaydetmeyin

Sanırım 2 hafta kadar önce, Placebo konserindeyim. Konserin başında tanıdık bir anons: Konserin kaydının yapılması veya fotoğraf çekilmesi yasaktır. ?? Oysa, konserlerin hepsi İnternet’te ücretsiz izlenebiliyor. Neden bu kısıtlama? Gerçek: Müzisyenler, gelirlerinin en büyük kısmını konserden kazanıyorlar. CD/DVD satışı gelirlerinin…

Marka ile tüketici ilişkisi aynı kalamaz

İngiltere başbakanı Gordon Brown’ın ‘dış ilişkiler’le ilgili olarak Guardian’a söyledikleri (birebir tercüme değil): Yıllar boyunca kapı komşularımızla nasıl yaşayacağımızı öğrenmeye çalışıyorduk, şimdi ise (İnternet sayesinde/yüzünden) tanımadığımız insanlarla nasıl yaşayacağımızı öğrenmemiz gerekiyor. İnsanlar artık kıtalar arasında konuşup, ülkeler arası ittifak kurabiliyorlar….

Gerçek kaç arkadaşınız var?

Sosyal medyada kaç arkadaşınız var? Twitter, Facebook… kaç kişi sizi arkadaşınız olarak takip ediyor? Sadece vakit geçiriyorsanız çok farketmez ama söyledikleriniz dinlensin, insanları harekete geçirsin istiyorsanız…? 300’e yakın arkadaşım var Facebook’ta ama gerçekler mi? Bir şey rica etsem benim için…

Kollektif habercilik: Buzla Sohbetler

Dünya değişiyor, habercilik anlayışı da. Gazetelerin şu anki haliyle hayatta kalmalarına imkan yok demiştim (Gazeteyi elime almayı seviyorum). İlk söyleyen ben değilim bunları. Ama inanıyorum. Yakın gelecekte, bugünkü formatta gazeteler olmayacak, markalar yaşamaya devam etse bile. Destekleyen gelişmelerden birisi, NYTimes…