İteyim mi cekeyim mi?
Kafam bir şeylerle meşgul olduğundan olacak, bir ofis ya da dükkan kapısının önüne geldiğimde, üzerinde yazıyor olmasına rağmen, çoğu zaman kapıyı itecek miyim yoksa çekecek miyim bilemem. Yaşadığım birkaç örneğe bakarak, şöyle bir varsayımda bulunabiliyorum. Bir çok kapının üzerine yerleştirilmiş "itiniz/çekiniz" yazısı doğru yerde olmuyor.
Bu işaretler genellikle hemen kapı kolunun üzerinde, bel hizzasına yerleştiriliyorlar. Oysa, eğer yere doğru bakarak yürümüyor, otomatik olarak tuttuğunuz kapı koluna bakmıyor ya da kapıya yaklaşmadan kapının üzerindeki yazıları okumuyorsanız, kapının önüne geldiğinizde, "itiniz/çekiniz" yazısını hemen farketmeniz çok kolay değil.
Danone, Coca-Cola gibi bir çok büyük şirket bu konuyu en önemli pazarlama stratejilerinden birisi olarak benimsemiş durumda. Satış ve pazarlama çalışanlarına 'Merchandising' başlığı altında bir çok eğitim veren Danone diyor ki: "Eğer bir rafta ürün görünmüyorsa, o ürünün satmaz." Örneğin, bir çocuk ürününü çocuğun göremeyeceği bir üst rafa koyarsanız, o ürünü çocuğa satamazsınız.
26.11.2004
Zeki Alasya - Metin Akpınar'ın oyunlarından birinde (inanın adını hatırlamıyorum) WC'lerdeki kapı üzerinde bulunan "Push" ibaresiyle ilgili feci komik bir espri vardı. (Belden aşağı olduğu için daha fazla detaya girmiyorum) Benim de hayli gıcık olduğum bir durumdur:itmek veya itemeyip kapıya yapışmak. Normalde, işyerlerinde, belediye ve itfaiyenin ortak yayınladığı genelgeye göre, dış kapılar "dışarıya" doğru açılmalıdır. Yani, dışardan gelirken çekeceğiz, içerden çıkarken de iteceğiz. Ama yurdum insanı, kapının yerini, açılışını ve duruşunu ofisin/işyerinin durumuna göre ayarladığından, genelgeleri de cezai şartları uygulanmadığı için kaale almadığından ve rüşvet diye daha "Genel" bir genelde olduğundan biz daha çooooook kapılara yapışırız.
Raf yerleşimi konusuna gelince, moderator arkadaşımıza sonuna kadar hak veriyorum. Doğrudur. Çocuktur. Yukarı katlara bakmaz. Almaz. Aldırmaz.