Beyin klişelerden hoşlanmıyor

Ne yaparsak yapalım, beynimiz her zaman güzel olanı farklı olanı arıyor daha doğrusu görüyor. Eşim arabanın kilometresinin 35999'dan 36000'e geçişini hemen farkedip bana söylüyor. Renksiz bir yerde renkli giyen birisi, renkli bir yerde renksiz giyen birisi fark ediliyor.

Bunu en iyi bilmesi gerekenler herhalde tasarımcılar, grafikerler, mimarlar. Fakat hepsinin çok da bilmediği kesin. İşte logolarda kullanılan bazı tasarım klişeleri.

Ünlem işareti: önemli, dikkat çekici, farklı
Gülümseyen insan fotoğrafları: iyi servis, güvenilir, eğlenceli
Kalp işareti: sevgi, aşk, güven
Ampül işareti: fikir

Bunlar hiçbir zaman işe yaramaz demiyorum fakat ilk paragrafta yazdığımın gerçekliğini unutmamak gerekiyor.

Sizin aklınıza tasarımla gelen başka hangi klişeler var? Anlamıyla birlikte paylaşırsanız sevinirim.

28.07.2005


 

Yorumlar

el ele tutuşan cin aliler = arkadaşlık
elma = yaratıcılık
takvim = organizasyon
uçak = ulaşım, kontak

..

Introyu Gec: Bundan daha klise baska hicbirsey yoktur sanirim

Dunya: global, uluslararasi

Bilgisayar ve fare: Bilisim, internet

Eksik puzzle parcasi: Cozum, sorun

6ustu: Harf yerine rakam kullanan logolar, yazilar

Iki el el sıkışıyor: is, ticaret, anlasma, sozlesme

Manken resimleri ile gercek insanlari anlatan butun reklamlar. Guzel, gulen insanlar musteri ya da calisan olarak gosterilir.

Tasarımda kullanılan renkler de vardır klişeleşmiş. Aklıma gelen bir kaç örnek:

Mavi: Güven hissi (Turkcell, bir çok banka)
Kırmızı: İştah açıcı (pizza hut, Mc Donald's logoları kırmızıdır mesela)
Yeşil: Üretkenlik, yenilikçilik (Garanti Bankası)
Altın rengi: Zenginlik (Gold Kredi Kartları)
Platin: Prestij (Gold Kredi Kartları)
Turuncu: Gençlik (Hazır kart)

Aşağıdaki sitede ve yorumınlarda 151 adet var. İnternette herşey düşünülmüş, söylenmiş mi diyorum bazen.

http://www.underconsideration.com/speakup/archives/002342.html

Geçen haftalarda buna benzer bir konuyla kafa yoruyordum..
Sahibi ailemden olan birinin şirketine yeni bir sokak tabelası yapılacaktı. Neyse, tabelacı geldi, ölçtü biçti ve tabii nasıl bir tabela istenildiğini sordu.
Firmanın logosu vs. bilgileri verildi. Konu renk kısmına geldiğinde ısrarla rengin mavi ve kırmızı dışında bir renk olmasını savunmama rağmen kabul edilmedi ve logo mavi, slogan kırmızı oldu.

Bu renklerdeki önem neymiş sonradan anladım; dikkat çekiyormuş!
Halbuki bu eskidendi. Şimdi herkes kırmızı ve mavinin dikkat çektiğini düşündüğü için sokaklar kırmızı ve mavi tabelalarla dolu. Gözlerimiz bu renklere fazlasıyla alıştığı için artık hiç bir dikkat çekici yanı kalmadı.
Ama belli ki hala eski reklam taktikleriyle yaşamaya çalışanlar var.

sahi yazmazsam içimde kalırdı. web siteleri inşa altındaysa bir işçi, inşaat aracı, yol çalışması bariyeri vs. konulması.

halbuki birinde yumurtası çatlamış bir kuş yuvası vardı. çok dikkatimi çekmişti.

Aslında klişe olan ve herşeyi klişeleştiren insanın ta kendisidir. Zeka denilen kavram beyin hücreleri arasındaki köprülerden ibarettir, öğrendiğimiz her olgu, ortaya çıkan her kıvılcım hücreler arasındaki köprülerin çoğalması demektir.
Bilimin zekayı açıklamada ulaşabildiği tek yer şimdilik burası. İnsan algıladığı her gerçekliğe bir shortcut yaratır farkında olmadan, bu yöntem algıladığı gerçekliği hafızasında tutmanın en kolay ve kesin yoludur çünkü. Tüm hafıza teknikleri bu yönteme dayanır.
Farkettiyseniz genelde bohem hayatından hem dem vuran, asi, aykırı tipler genelde zeki insanlardır; bunun en büyük sebebi kanımca beyinlerinin olgular arasında daha kısa sürede bağlantı kurması, yani olguların daha çabuk klişeleşmesi. Bu da zaten zekanın tanımı. Her şeyin temelinde daha az bilen ve daha az zeki insanların daha mutlu olmasının sebebi de bu. Şimdi de pazarlama bilimi bu konu hakkında ne yapıyor ondan bahsedelim :)
Bu konu hakkında en büyük çatışma aslında hergün duyduğumuz 4 kelimede saklı "Reklamın iyisi kötüsü olmaz" Bu tezin en güçlü dayanağı reklamın amacına ulaşıp ulaşmadığının önemli olduğudur. Aslında cevap eksiktir; önemli olan reklamdan etkilenmesi gereken grubun klişelere duyarlılığıdır, yani beyin hücreleri arasında köprü sayısı, yani basitçe zekaları. Reklamı eleştirenler genelde reklamda kullanılan klişelere içerlemişlerdir fakat bu sadece onun için klişe olmuş olabilir.
Pazarlamanın farklı olma çabasının ömrü klişelerinki kadardır. Yani tüm insanların beyinlerindeki tüm olgu ve kavramlar arasında mümkün olan tüm bağlantı ve köprüler kurulduğu gün pazarlamanın sona erdiği ve işlevselliğini yitirdiği gün olacaktır. Yani kısaca dünyada daha az zeki(aptal demek istemiyorum:)) insanlar olduğu sürece pazarlama, pazarlama stratejileri geliştirme,reklam gibi kavramlar devam edecektir...Ben buna sonsuza kadar diyorum :)

1101001110101011 gibi rakamları teknoloji, bilgisayar vb. seyleri anlatmak için kullanıyorlar

Hayal dünyasında yaşamayalım. Müşteri hangi rengi isterse ne yazık ki o oluyor. Firma sahiplerine anlatmak lazım bunları. İki kare den oluşan bir logoya ; bu daiş mi ben şimdi sana bunun için dünyanın parasını mı vericem diyen bir zihniyet oldukça bi< daha çok bahsederiz renklerden vs...

Hayal dünyasında yaşamayalım. Müşteri hangi rengi isterse ne yazık ki o oluyor. Firma sahiplerine anlatmak lazım bunları. İki kare den oluşan bir logoya ; bu daiş mi ben şimdi sana bunun için dünyanın parasını mı vericem diyen bir zihniyet oldukça bi< daha çok bahsederiz renklerden vs...

bir çok araştırma yapılmış teknikler kullanılmış renklerin anlamları işlevleri üzerine.ama yeryüzündeki her insan farklıdır ve renkler her zaman her insan üzerinde aynı tepkiyi vermezler.örneğin yeşilin insanın içini açtığı huzur verdiği söylenir ancak ben yeşilden aynı enerjiyi hiç bir zaman alamadım alamayacağımda beyazın saflığı temsil ettiği onunda insana pozitif enerji verdiği söylenir ancak hiç bir zaman beyaz giymedim giymemde.siyahın iç kararttığı söylenir ama ben siyaha bayılırım favori rengimdir ve siyah giydiğim zaman içim açılır.ayrıca kırmızı hiç bir zaman iştah hissi uyandırmaz bende.yani anlatmak istediğim renklerden etkilenmeyen yada tam tersine tepki alan bir çok insan var.

arkadaşlar pazarlama üzerine benimle bilgilerinizi araştırmalarınız paylaşırsanız çok sevinirim.mail adresimi verdim.

Beynin yorulması aslında söz konusu değil. Dünya Hafıza şampiyonu Mega Hafıza Melik Duyar'dan aldığım hafıza ve beyin eğitimine göre, beyinde işlenmesi gereken o kadar çok hücre var ki biz onları ihmal ediyoruz. Yaratıcı düşünme de bu zaten. Farklı bakmak, şablonlardan kurutulmak lazım. www.megaegitim.com sitesinde de bununla ilgili eğitimler var. Tavsiye ederim.

 

Lütfen yorum yazın