Dizi yayın programları

İnsanlar tatilden döner, okullar açılır ve tatildeki diziler veya yenileri teker teker yayına girer. Sonbahar önemlidir çünkü izlenme oranlarının en yüksek olduğu zamandır.

Konvansiyonel düşünce: Dizileri, en çok insanın televizyon başında olduğu, sonbaharda yayına alır.

Oysa,rekabetin çok olduğu bir zamanda başlamak yerine, rekabetin az olduğu bir dönemde başlamak fark yaratan bir yaklaşım olmaz mı?

50 izleyici ve tek rakip > 100 izleyici ve 5 güçlü rakip.

Üstelik 100 izleyici rakamı geri geldiğinde 50 kişilik kitlenin büyük bir kısmı sizin dizinizi izlemeye devam etmeyecek midir? Herhalde hepimiz, pazara ilk girenin hemen hemen her zaman daha avantajlı olduğu konusunda hemfikiriz.

Gönülleri fethetmiş bir dizi> 5 rakipten birisi

8.09.2005


 

Yorumlar

Risk faktorunu minimize etmeyi amaclayan yaklasiminiz fazlasiyla amatorce ama ticari anlamda degerlendirilebilir niteligi de yok degil ancak uzun vadeli izleyici stratejileri olusturmak yerine rakibin olmadigi yerde ve yine yerde surunen izlenme oranlarinin oldugu bir zaman araligini hedeflemek ne kadar basari getirecektir sizlere bilinmez.

İstatistiksel verilerle veya reytinglere göre yapılan çalışmaların belki de en büyük handikapı bu tip çalışmaları başkalarının da yapmaya başlaması veya aynı verilere ulaşması ile başlıyor. İzleyicilerin en çok tv izledikleri saatleri ilk belirleyen yayıncılar o saatlere iddialı yayınlarla girdiler ve diğerleri de onları izledi. Sonuç olarak artık tüm tv kanallarında diziler aynı saatte filmler neredeyse aynı saatte verilmeye başlanıyor. Artık iş öyle bir halde ki, en çok izlenen saatlerde mi en iyiler yayınlanıyor yoksa en iyiler yayınlandığı için mi o saatlerde izleyici sayısı artıyor, çok emin değilim. Yayıncı sayısı arttıkça birbirlerinin pastasından pay kapma telaşları da artıyor ve belki de çok iyi olmalarına rağmen yeterli izlenme oranlarına ulaşamayan diziler filmler var. Özgün zamanlarını yaratan fazla kanal bulamıyorsunuz. Aynı şey çoğu sektörde var. Almanya bir şehrin ticaret odası başkanının konuşmasında aynı caddeye yanyana 5-6 tane dönercinin açılması karşısındaki şaşkınlığını unutamıyorum. Hepsi zarar eder hale gelmişler. Çünkü her yerin olduğu gibi o caddenin belli bir müşteri kapasitesi vardır. Biri bir caddede bir sektörde belli bir saatte iyi iş yapıyor diye peşinden gitmek ne kadar akılcı. Bir büyümüzün ilginç bir sözü vardı. İkimizde açsak ve bir ekmek ikimizi de doyuramıyacaksa bunu paylaşmamızın pek bir anlamı olmaz. Sonuçta ikimiz de doymamış olacağız. En azından birimizin yiyecek bir şeyler daha araması lazım.

Verilen örneği doğru ve tutarlı buluyorum.Size yaşanmış bir örnekle rekabetin az olduğu hatta hiç olmadığı bir dönemde, yapılan bir çalışmanın ierleyen zaman içerisinde verimliliğe katkısını anlatamm yerinde olacaktır.2. Dünya Savaşı' da ülkemizde insanlar tüketim ihtiyaçlarını çok zor şartlar altında karşılarlardı.Öyleki, o dönemde ekmek bile karne ile alınırdı.Bu şartlar altında bir yağ firması radyo reklamlarıyla garip bir şekilde aktif olmayan hedef kitleye seslenirdi.Ancak savaş bitip de insanlar yeniden tüketici konumuna geçtiğinde savaş döneminde kimsenin anlam veremediği bu reklam çalışması verimini aldı.Çünkü kendini hedef kitle nezdinde unutturmamıştı.

görsel medya gibi "duruma ayak uydurmanın" cok hızlı oldugu bir sektörde bu davranıs ancak bir sezon ise yarayacaktır(2.paragraf gerçekleştikten sonra).2. sene sonbaharda baslayan sezon hazirana kayacaktır.sonra da ocağa sonra tekrar eylüle kayacaktır.(TV kanallarının bu fikrin uygulanabilir ve karlı gördügünü kabul ettiği varsayımıyla) bu kısır döngü neticede olaya giren firmanın daha kötü bir duruma düşmesiyle son bulacaktır.

ayrıca müşteriyi de iyi incelemek gerek."iyi diziler eylülde baslar" düşüncesinde bir müsteri kitlesine hitap etmediğinizden emin olmalısınız yada bu düşünceyi yıkmalısınız.

 

Lütfen yorum yazın