Thy tecrübesi
THY, İstanbul-Ankara uçuşunda şahit olduğum 3 olay.
- Hostes: "Yana geçer misin?" Samimi ve genç görünen birisiyimdir ama yine de "sen"li hitap şekli oldukça beklenmedik.
- Uçak kalktıktan sonra tuvalet sırası bekliyorum. Hostesler arabalarıyla servise başlamış. Benim beklediğimi görüp, 2 tuvaletten birisinin kapısını çalıyorlar: Dolu. Beklemeye devam ediyorum, hostes işini bırakma kibarlığını gösterip, gelip diğer tuvaletin kapısını açıyor. İçeriye koydukları bavulu çıkarıyor, bana buyur ediyor.
- Diğer tuvaletten çıkan beyefendi, öne gitmek için hosteslerin servisinin bitmesini bekliyor. Hostes: "Keşke öndeki tuvalete girseydiniz." deyip arabayı geri çekerek yol veriyor. Bir servis elemanından "keşke" cümlesini duymak yine şaşırtıcı.
Belki üçünün aynı uçuşta olması tesadüf.
THY olsaydım, yapmaya gayret edeceğim işlerin başında, sahip olduğum köklü, güvenilir imajımı güçlendirecek adımlar atmaya gayret ederdim. İlk adım: Servis kalitesi.
15.11.2005
Acaba "uçmak" eyleminin konumlanması değişmedi mi? Üzerine TV programları yapılan bu eylem, bugün herkesin satınalabileceği, lüks olmaktan çıkan bir araç. Ayrıca, malum artık THY yanlız değil. Bu da ne getiriyor, servisimiz commodity olmasını, fiyat rekabetinin kızışmasını, maliyet duyarlı (!) operasyonları; yani kısaca örneklerden anlaşıldığı gibi servis kalitesinin düşmesini. Herkesin çift valizle kabine gelmesi, başüstü dolaplara bunların sığma olasılığı olmadığı için tuvaletlere konulması ve bu sıkıntıların yaşanması, ne kadar bu personelin suçu bilemiyorum ama, THY'nin kaliteli hizmet imajı sanırım, perdeler ile kapanmış ön 6 sırada devam ediyor :)