Ne olmak istemiyorsunuz?

Fikirler hep olumluluk üzerine doğar. “Şöyle bir şey olsa ne kadar güzel olur, süper satış getirir...”

Ürün/servis geliştirilirken de pozitif yönlere odaklanırız. Ürünün/servisin nasıl olacağına, nasıl daha iyi performans göstereceğine.

İsmini hatırlamadığım bir kaynaktan bir öneri:

En kötü özellikleri olan ürünü yaparak, ürününü bul. Rakiplerin tüm kötü özellikleriyle başla Aklınıza gelen diğer kötü, olmamasını isteyeceğin özellikleri sırala.

Kötü özellikler = ne olmak istemediğimiz.

Belki yeterli değil ama neyi istemediğini bilerek başlamak çok iyi bir başlangıç, değil mi?

2.10.2006


 

Yorumlar

temkinli,emniyetli ve gerçekci yaklşım....
tebrikler istenilmeyen davranışları bilirsek daha az hata ve zaman kaybı lehimizedir...

Güzel.

Benim aklıma da başka bir şirketin başarı sırları geldi.

Kendisine nasıl başarılı oldun diye sorulduğunda;

Rakip firmaların en çok şikayet gören yanlarını tespit ettim ve ürünümde onları giderdim.

Çok basit örnekler verilebilir;

Bir gömleğin en çok şikayet edilen tarafı nedir?

ÜTÜLEME DERDİ.

Ütü gerektirmeyen kumaş = Tavan yapan firma!!!

Kısaca "Müşteri Odaklı Yaklaşım" diyebiliriz..

Müşterilerin ürünle ilgili sıkıntılarını tespit etmek için de EN AZINDAN internette bulduğum aşağıda hikayedeki kadar ZEKİ ve AKILLI olmak gerekiyor,

Gerçekten,


Hikaye;


Mehmet İle Handan

Mehmet ile Handan öğrenci olup, aynı evi paylaşmaktadırlar. Bir gün Handan ve Mehmet,

Mehmet'in annesini yemeğe davet ederler, Mehmet'in
annesi akşam yemeği süresince Handanı uzun uzun süzer

ve aslında Handanın çok alımlı ve güzel bir kız olduğunu, acaba aralarında ev arkadaşlığından daha ileri

bir boyutta bir ilişkinin mevcut olup, olmadığını merak eder. Aklını okumuşçasına Mehmet annesine der ki: Ne

düşündüğünü biliyorum ama emin ol ki sadece ev arkadaşıyız, ötesi yok. Akşam yemeğinden sonra


Mehmet'in annesi evine döner. Aradan bir iki gün sonra Handan der ki: Mehmet, annen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesini bulamıyorum.


Mehmet yanıtlar: Annemin almış olabileceğini tahmin etmiyorum ama ben yine de kendisine bir mektup yazayım.

Oturur ve yazar: Anneciğim, Gümüş çorba kasesini sen aldın demiyorum, ama almadın da demiyorum.

Fakat konu şu ki: Sen bize yemeğe geldiğinden beri gümüş çorba kasesi kayıp.

Sevgiler oğlun Mehmet.


Bir hafta sonra Mehmet'in annesinden mektup gelir: Sevgili oğlum: Handanla yatıyorsun demiyorum, ama yatmıyorsun da demiyorum.

Fakat konu şu ki: Handan kendi yatağında yatıyor olsaydı, gümüş çorba kasesini çoktan bulmuş olurdu.

Sevgiler annen.

Yaratıcılığımızı kendimize odaklama,farkılaştırılmış ve damıtılmış fikirleri müşteriye odaklama.

bayıldım bu hikayeye yaa.. ne güzel kaynana olur bu kadından.. :D

bence başlangıçta bu düşünce gayet mantıklı ama kalite başkalarının eksikliğini gidererek oluşturalamıyor oluştutulsada bir yanı hep eksik kalıyor onun için biz diğerişletmelerin ürün politikasını bir kenara bırakıp acaba mükemmel ürünü nasıl üretebilirime yoğunlaşmalıyız bence başarının anahtarı bu!!

 

Lütfen yorum yazın