Heryerde pazarlama

Snipshot_94sbwgpq9pu2

Hangi insanlar yükseliyor sıralaması:

  1. Önemli birisinin tanıdığı olmak. En kestirme yol.
  2. Çok iş yapıp, kendini iyi pazarlamak.
  3. Az iş yapıp, kendini iyi pazarlamak.
  4. Çok iş yapıp, kendini pazarlamamak.
  5. Az iş yapıp, kendini pazarlamamak. Kovulmak

Bir yerlerde tabii ki şans var. Onu kontrol edemediğimiz bir değişken olarak konunun dışında bırakıyorum.

İdeal şirkette 4 numara ile 2 numaranın farkı olmamalı ve zirveyi paylaşmalı. Evet ama hayat bu kadar adil değil.

Terfi etmeyi gerçekten hakettiğinizi düşünüyor ve terfi etmiyorsanız, sorun belki de sizsiniz. Konuşulmaya değer olan, hayatın haksız olması değil, bu haksızlıktan nasıl faydalanabileceğimiz olmalı. 

2 yol:
 

  1. Kızmak ve bu yazıyı yok varsaymak.
  2. Kendimizi pazarlamaya zaman ayırmak.

Kendini daha iyi pazarlamak için neler yapmalı?

19.12.2006


 

Yorumlar

Şansı küçümsemeyelim işin %50'si o bence kalan insanlar birbirine çok yakın.

Herkes layığını bulur sonunda...

-Getirin yaptığınız işleri, yaptıklarınız şeyleri işaretleyin, herkesin durumuna göre terfi vereceğiz dedik iş çığrından çıktı.
Nasıl halledeceğiz bu işi? Hee?

-Benim bi' fikrim var!

-Ne?

-İŞTE PAZARLAMA

-Neeh?

-"İŞŞŞ'TE" PAZARLAMA

-Aferin artık müdür oldun, bu oda senin...

-Ben bilgisayar bilmiyorum, PAZARLAMA bilyorum!

-Afferin!


Ne diyeyim-Reklamlarımıza kadar yansımış!!!

ne deyim güzel reklam terfi etmek için patronun gözüne girmek gerekiyor ya gözünün önünde deyilsen nasıl gözüne gireceksinki o şansın bendede olmasını isterdim . hoşca kalın

"...ya gözünün önünde deyilsen nasıl gözüne gireceksin ki..."

İster bir şirket hiyerarşisinde çalışan ol, ister büyük bir bayi ağında "bayi" ol.. başarını yukarılara hissetirebilmen ve bu kalabalık içerisinde farkedilmen için aynı kurallar geçerli, ancak buradak sorunlarda aynı, hatta çok göze batarsan birilerinin işinede gelmeyebilir, ilk fırsatta golü yersin.. işte o zamanda 1. maddeye sarılmak zorunda kalırsın.. şayet varsa..:)

patronun gözü önündeysen sürekli ve hiç bir şey yapmıyorsan; bu durumda ne olur peki

bence sadece kendimizi daha iyi nasıl pazarlarız kısmını yogunlasmalıyız...İş bilende bilmeyende bunu başardığı zaman hedeflerine ulaşıyor ...

:))

Terazinin iki tarafı da önemli, hem ne yaptığınız, hem de insanların onu nasıl bulduğu/değerlendirdiği. Değerli birşeyler ortaya koyup da bunun fark edilmesini sağlayamıyorsanız, basitçe onun değeri hissedilmeyecek, görünmeyecektir. "Lafla peynir gemisi yürütenler" var ki onların sayısı giderek artıyor. Ama bu da bir yetenek ne diyiim...

Şu "pazarlama" kelimesi artık çığrından çıktı.

Sevgili dostlar,

Bazı şeyleri başarmak için, "şehvet" in tapınaklarına tırmanmak, ego ve şirket markası ile kimlik bulmak için mi insanların kendisini pazarlamaya ihtiyacı var iş hayatında !

Kimlik, Duruş ve Karakter değişmemeli...bedeli ne olursa olsun..."Kendinizi iş hayatında nasıl pazarlarsiniz ?" sorularını bir kenera bırakalım da nasıl karakterimizi, duruşumuzu ve ideallerimizi koruyarak bir AYDIN ! olabilirizi artık düşünelim...

CESARET ister ! Bununla yüzleşelim !
Kurumsallık altında, Pazarlama altında, Kurumlar ; ruhsuz, kimliksiz, kaypak ve nabza şerbet insanoğlu yarattı...

Ve şimdi ne yapıyoruz ? Bunu engellemeye değil, nasıl daha fazla ruhumuzu pazarlarızı tartışıyoruz !

Nokta.

reklam gerkli.buna inanıyorum.ancak nasıl
bu çok önemli.tavuk gibi mi yoksa inek gibi mi?birisi 50 yeni kuruşluk bir mal üretir ancak dünyayı başına toplar,diğeri en az 400 YTL lik bir değer üretir ancak sesi çıkmaz."yok mu bunun ora yolu tanrım" diye insanın sorası geliyor.ben kamuda çalışıyorum 11 yıllık bir hizmetin sonunda geçen eylülde terfi edebildim.kamuda kendimi nasıl pazarlamalıyım?kime mavi boncuk vermeliyim?son 6 yıl 4 kişilik bir performans ile çalıştığımı amirlerimde söylüyordu.ancak terfi için kıstaslar çok farklı.
saygılar.

reklam gerekli.buna inanıyorum.ancak nasıl
bu çok önemli.tavuk gibi mi yoksa inek gibi mi?birisi 50 yeni kuruşluk bir mal üretir ancak dünyayı başına toplar,diğeri en az 400 YTL lik bir değer üretir ancak sesi çıkmaz."yok mu bunun orta yolu tanrım" diye insanın sorası geliyor.ben kamuda çalışıyorum 11 yıllık bir hizmetin sonunda geçen eylülde terfi edebildim.kamuda kendimi nasıl pazarlamalıyım?kime mavi boncuk vermeliyim?son 6 yıl 4 kişilik bir performans ile çalıştığımı amirlerimde söylüyordu.ancak terfi için amirlerimin maalesef kıstasları çok farklı.
saygılar.

kısacası şu zamanda yalaka olacaksın ona değer veriyorlar çalışana değer vermiyorlar çok garip ama böyle oyüzden gerçek çalışan da,hayattan,zevk alamıyor

Scott BEDBURY( nıke ve sturbucks markalarını var eden kişilik)

Mükemmel bir marka duygularınıza hafifçe dokunur.Duygularki, her zaman olmasa da kararlarımızı fazlasıyla etkiler.Bir marka güçlü bir deneyimi de beraberinde getirir.Bu,ürüne ulaştıran duygusal bir değerdir...
Mükemmel bir marka asla tamamıyla anlatılmayan bir hikayedir. Bir marka sürekli gelişen istiareli bir öyküdür-ki öyküler insanların büyük adımlar atmak için ihtiyaç duyduğu duygusal manayı içerir..!

KENDİNİZİ AMBALAJLAYIN!!!!!
Ambalajlamak cezbetmek içindir.
Ambalaj açığa çıkarılmış kişiliktir...

Benim fikrim geldi..

Terfi etmek mi istiyorsunuz? Bi' kat daha mı çıkmak? Daha iyi bir oda..? Her ne istiyorsanız... Yukarıda söylediklerinizin dışında her zaman işe yarayan ve kısa sürede getirilerini görebileğiniz bir şey... GÜLÜMSEYİN! GÜLÜMSEYİN! GÜLÜMSEYİN! Gerçekten gülümseyin, içten gülümseyin, yapmacık olmasın... Charles Schwab gülümsemenin, bir milyon dolar değerinde olduğunu söyler. Onun hakikati, apaçık anlattığı göze çarpıyor. Çünkü Schwab'ın şahsiyeti, etkisi, kendini sevdirme kudreti, onun hesabına olağanüstü başarı faktörü olmuştur. VE bu şahsiyetin en hoşa giden unsurlarından biri, etkileyici gülümsemesi idi.
İnsanların hareketleri, sözlerinden yüksek bir sesle konuşur. Ve bir gülümseme: "Ben sizi seviyorum. Beni mutlu ediyorsunuz. Sizi görmekle bahtiyarım! der.
Köpeklerimizin bize karşı gösterdikleri bağlılık bu yüzdendir. Onlar bizi gördükçe üzerimize atılırlar ve bize adeta sarılmak isterler. Biz de bu yüzden onları görmek ister ve görmekten hoşlanırız.
Arkadaşlar başkalarıyla ilgilenin. Başkalarıyla ilgilenmek sayesinde iki ayda birçok dost kazanırsınız.Ve dostlar iş yerinde çok işe yarar.Başkalarının sizinle ilgilenmesini beklerseniz iki yıl içinde bir tek dost kazanamazsınız.
Amerika'nın en büyük lastik fabrikalarından birinin idare meclisi şefi, bir insanın yaptığı işten zevk almadıkça başarılı olamayacağını söylemişti. Ona göre, yalnız çalışmak ve çok çalışmak, arzularımızın açmak istediği kilitleri açmaya yeterli değildir.Bunun için bu zat diyor ki:
"Öyle adamlar tanırım ki, işler,n, güle güle yaptıkları için başarılı olmuşlardır. Daha sonraları bu adamların durgun durgun çalıştıklarını gördüm. Donuklaşmışlardı, işlerinin bütün zevki kaçmıştı ve bu yüzden başarısızlığa uğramaktaydılar.
İnsanların sizi iyi karşılamalarını istiyorsanız, sizin de onları iyi karşılamanız gerekir.
Çinliler dünya işlerinde çok akıllı kimselerdir.Onların bir atasözü vardır ki, unutmamamız için kesip şapkamızın içine yapıştırmamız gerekir.Bu atasözü aşağı yukaru şöyldir:
"Güler yüzlü olmayan bir adam, dükkan açmamalıdır."
Bir gülümseme insana hiç bir masraf yüklemez fakat, bir çok şey doğurur. Bir saniyede meydana gelir fakat, bir hafızada ebediyyen yaşayabilir.
Gülümseme ne satın alınabilir, ne dinlenilebilir, ne ödünç alınabilir, ne de çalınabilir.Fakar öyle bir şeydir ki, gösterilmedikçe kimseye faydası dokunmaz.
Size bir tebessüm edemeyecek derecede yorgun birine rastlarsanız, siz tebessümünüzü esirgemeyiniz. Çünkü gülümsemeye en çok muhtaç olan kimse, başkalarına verecek tebessümü olmayan kimsedir.
O halde, herkesin sizi sevmesini istiyorsanız 1 numaralı kural şudur:
Gülümseyiniz!..

BEN BÜTÜN İŞİ YAPTIĞIM HALDE PATRON BENİM HİÇ İŞ YAPMADIĞIMI DÜŞÜNÜYO ASLINDA NE KADAR SAÇMA BİRŞEY İŞLERİ YETİŞTİREN BENİM AKŞAMA KADAR OTURAN O NE YAPMALIYIM YA İŞTEN Mİ ÇIKAYIM DEĞERİMİN BİLİNMESİ İÇİN

 

Lütfen yorum yazın