Ben biliyorsam herkes bilir mi?

Bir kaç gün önce reklamcı bir arkadaşıma üzerinde çalıştığım bir projeyi anlatıyordum. Proje dökümanlarının üzerinde duran logoya yaptığı yorum beni şaşırttı: "Beta'nın bir anlamı var mı?"

O ana kadar herkesin bildiğini sanıyordum. Bilmeyenleriniz için "beta": yeni Internet girişimcilerinin projelerini resmi olarak lanse etmeden önce, proje adlarının sonuna taktıkları ektir. Anlamı: Kullanıma açık olabilir ama şu anda test ediyoruz, her şey hazır değil.

Pazarlamacı olarak en sık yaptığımız hatalardan birisi: Ben çok iyi biliyorsam, etrafımdakileri çok iyi biliyorsa, hedeflediğim kişiler de çok iyi biliyordur.

[Farketing notu]: Varsayma, test et. Varsayma, dene. Varsayma, sor.

İlgili bir yazı: Karşınızdaki ne kadar biliyor?

27.03.2007


 

Yorumlar

Ben de çok yanıldım bu konuda.
O kadar çok ki hem de!
Bana göre benim duyduğum bildiğim hemen herşeyi çevremdekiler de bilmeseler bile en azından duymuşlardır, diye düşünüyordum.

Bunun en son örneğini geçen hafta yaşadım.

Günümüzde otomobil de dahil herşeyin satıldığı büyü SÜPER marketler zincirinden bir tanesine girdim.

Bilgisayar ve parçalarının olduğu reyona yöneldim. Orada görevli olduğunu düşündüğüm (reyon başında elinde telsizle bekliyordu) birine yaklaştım ve:
-Vista var mı? diye sordum. Cevapladı.
-Efendim?
-Vista var mı?
-Valla bilmiyorum, ben istersen görevli arkadaşı çağırayım.
Bir süre elektronik eşyalara ve bilgisayar dergilerine baktım. "Görevli" arkadaş geldi.
-Buyrun efendim.
-Vista var mı?
-Efendim!!!
-Vista var mı?
-Dergi mi? Kitap falan mı? Ne o?
-Yok, yok. İşletim sistemi. Hani bilgisayara yükleniyor. İşletim sistemi. XP'den sonra çıktı. Adı Vista!
-Vista!
-Evet.
-Abi valla vista mı neyse, o dediğinden yok!
-Teşekkürler! dedim ve "görevli" arkadaşın yanından ayrıldım.

Hatırladıkça güleceğim anılarım arasında artık bu! Ve Vista'yı sadece bilgisayar ve yedek parçaları satan bir yerden aldım. Aramızda geçen diyalog da şu şekilde.
-Vista HP AV almak istiyorum.
-Tabi efendim. Buyrun!

kimi, neyi, nereye kadar bildiğini, bilmediğini varsaymayalım? :)

enter tuşu hangisi ile mi başlayalım?

ya da en baştan mı? Önce gaz ve toz bulutu vardı...

Daha dün yeni işe aldığımız bir personelin görev tanımlarını oluştururken farkettim ben de bunu...
Üst yönetim eleman için sadece 2 görev belirlemişti...
1. Süreç içi kontrolleri yapmak...
Ne demekti bu...
Üzerinde düşününce bunun bir çok alt bileşeni olduğunu ben biliyordum da yeni eleman biliyor muydu acaba...
Ve oturdum "Süreç içi kontrol yapmak" görevini tanımladım. Tam 15 alt bileşen varmış...

"Ne kadar bilirsen bil söylediklerin karşındakinin anladığı kadardır." (MEVLANA)

Empatik olmak... Sanırım yaşam kalitemizi yükseltmemizin en önemli cümlesi bu. Belki de Vildan Hanım bu hatayı fark etmemiş olsa, daha ileriki dönemde, işe yeni başlayan kişinin işini yapamadığından yakınacaktı.

Çevremdeki arkadaşlarımın garip eleştirilerinden sonra Pazar gecesi oturup Sarki soylemek Lazım programını izledim. Program bittiğinde aslında bir çok konuda mantıklıda konusuyor olsa Oray Bey'i halkımızın ne kadar anladığı sorusunu sordum kendime.. Verdiği yabancı sanatçı örneklerinden, seçtiği kelimelere aslında program izleyicisiyle çok da aynı dilde konuşmuyordu.

Matematik lisanslı biri olarak, işletme ile ilgilenmeye başladığım zaman kendimi 4 yaşında çocuk gibi hissediyordum, büyümüş gözlerle çevremem bakıp peki bu ne demek? sorusunu soruyordum bir çok kişiye. Empatik olup gerçekten seslendiği kişi/kişilere göre konuşan ve anlatan insan sayımız çok yuksek değil.

Bir de bunun tam tersi vardır. Karşındakinin hiçbir şey bilmediğini sanmak veya öyle kabul etmek.

Genellikle işini çok sıkı tutan insanlar bu şekilde davranırlar ve çoğunlukla pek sevilmezler. Zaten bildiğiniz bir konunun, tüm ayrıntıları ile size tekrar tekrar anlatıldığını düşünün.

En güzeli birşeyi bilip bilmediğini karşınızdakine sormak veya soran gözler gördüğümüzde açıklamak. Anlamıyorsa da, çok fazla uğraşmayıp anlayan birini bulmak.

Bkz: Farketing notu

Google'ın giriş sayfasını ilk kez test ettiğinde, kullanıcılardan birinin site açıldığı halde uzun uzun hala bakmakta olduğu görülmüş. Aradan baya bir süre geçtikten sonra aramaya başlamak için neyi beklediği sorulduğunda, "sitenin açılmasını.." demiş. Bizim için çok basit ama, insanlarla gerçek koşullarda test edilmek zorunda herşey. Sonradan bu sitenin sonuna Copyright mesajları konmuş, sırf insanlar sitenin bittiğini yüklendiğini anlasınlar diye. :)

bir de bunun diğer yönü var karşısındaki hiç brişey bilmiyormuşçasına anlatmak, ve sonunda o kadarını biliyoruz salak değiliz cevabıyla karşılaşmak, ikisinin dengesini iyi oluşturmak gerekir,
muhtemelen ekşisözlükte okuduğum bir olay:
kahramanımız korsan ürün satana adama yaklaşır ve "cee artı artı varmı" der, satıcı çırağına döner ve "getir bakalım ordaki sii plas plas'ı" der:)

calışma hayatında cok insanlarla karşılaşırız ilk gördügümüz insanlar hakkında giyimi duruş şekli ve konuşmasıyla hemen onun hakkında hemen bir kanaat sahibi oluruz az yada cok ondan sonrası size kalmış neyi nekadar nerden başlayarak konuşmanız gerekiyor size baglı..
kısacası iletişim bir sanattır...

Çoğu zaman iletişim kurduğumuz insanların bilgi düzeyini bilemeyebiliriz...

Ancak kendi kültür düzeyimizle konuştuğumuzda karşımızdakine de farkında olmadan çok şey katabiliriz.Tam tersi başkalarından da birşeyler alabiliriz.(Ör:Beta'yı bende ilk kez duydum. Reklamcı arkadaşınızın merakı olmasa belki de hiç öğrenemeyecektim:)

Bilgi aktarıldıkça çoğalır.Aksi halde herkes kendi bilgi,eğitim..düzeyinde insanlarla iletişim kurarsa bilgi akışı sığ bir çerçevede kalır.

Bu demek değildir ki herkesle iletişim kur,herkese anlamadığı dilden konuş...İnsanların ilgi alanlarını,tercihlerini,sosyal yaşamlarını.vs göz önünde bulundurmak önemlidir..

Aksi halde iletişim tıkanır ya da zorunlu iletişim kurmak zorunda olduğumuz insanlarla da ciddi sorunlar yaşanır...

 

Lütfen yorum yazın