Karar değiştirme hakkı

Snipshot_e41fts34cf2b
Stumbling on Happiness kitabından:

Siyah beyaz fotoğraf dersinde, bir grup öğrenciye bir proje için çekmiş oldukları kişisel fotoğraflarından en çok beğendikleri 2 adetini bastırıyorlar ve basılan fotoğraflardan seçtikleri birisini saklayabileceklerini söylüyorlar.

Ayrıca, grubun yarısına daha sonra isterlerse diğer fotoğrafla değiştirebileceklerini söylerken, diğer gruba fotoğrafı değiştiremeyeceklerini söylüyorlar.

Sonradan yapılan bir ankette, fotoğrafı değişitrme hakkına sahip olan grubun, diğer gruba göre seçtikleri fotoğrafları daha fazla az beğendiği anlaşılıyor.

Gerçek: Seçimlerimiz değiştirilemez olduğunda, seçimlerimizin doğru olduğunu gösteren, pozitif yanlarını görebiliyoruz. Bir şeye karar verdiğimizde, bunun hep iyi yanlarını görmeye eğilimliyiz.

Mesala araba aldığımızda, karar verirken bir çok şeyi değerlendirmemize rağmen, aldıktan sonra sadece pozitif yanlarını görürürüz, kararımızı etkileyen negetif yönler artık yoktur.

Veya evlilikte. Evlenmeden önce veya birisiyle çıkmaya başlamadan önce, bu kişi gerçekten uygun kişi mi derken, ilişkiye başladıktan sonra, acabalar biter çoğunlukla. "Öyle bir insan" deriz sadece. Çoğu zaman. Konu acabalarımıza geldiğinde artık "öyle bir insan olabilir ama " deyip başlayan pozitif cümleler kurarız. İlişki devam ettiği sürece. Aksi takdirde ilişki zaten yürümez. En azından sağlıklı olarak.

Peki sizce, ürünlerimizi alan insanları kararlarını değiştiremeyecekleri bir pozisyona sokmak, pazarlamanın ana görevlerindendir birisidir, diyebilir miyiz?

28.05.2007


 

Yorumlar

sanırım aktarılırken bir hata olmuş

"Daha sonradan yapılan bir ankette, fotoğrafı değişitrme hakkına sahip olan grubun, diğer gruba göre, seçtikleri fotoğrafları daha fazla beğendiği anlaşılıyor."

--- "değiştirebilen" grubun, seçtiği fotoyu daha çok beğendiği anlamı çıkıyor.

fakat

"Gerçek: Seçimlerimiz değiştirilemez olduğunda, seçimlerimizin doğru olduğunu gösteren, pozitif yanlarını görebiliyoruz. Bir şeye karar verdiğimizde, bunun hep iyi yanlarını görmeye eğilimliyiz. "

demişsiniz.

ya da gerçek: derken "aslında gerçek" demek istediniz ben yanlış anladım.

Düzeltme için teşekkürler Sn.Özyurt.

Selamlar, sanırım evlilik hakkında yazılanlar çokta sağlam bir örnek olarak gözükmedi bana. Boşanma , şiddetli geçimsizlik kavramlarını günümüzde daha sık duymaya başladık.

Pazarlama ürünleri alan insanların kararlarını değiştirmek ister aslında, kendi ürünlerini almış olsalar bile. Yoksa model-yeni-daha kullanışlı v.s. gibi kavramlar ile karşılaşmazdık diye düşünüyorum.

Seçme hakkı size sunulanlar ile ilgili bir olgudur. bu seçenek 3'e de çıkabilir, 100'e de ama seçiminiz ve bu seçim üzerinde düşünceniz 3 ila 100 arasında çok değişkenlik gösterir.

"Değiştirelemez kavramı" çok az şey için geçerli. Mesela anne - babamızı değiştiremeyiz "En azından biyolojik olarak".

Satılan mallar içinse bu durumda "iade" kavramını kullanmak daha doğru. Satın aldığımız bir malı iade etmemiz genellikle belli şartlar altında olur. Beğeni değişimi ise pek kabul gören bir iade bahanesi değildir.

İade konusu üzerinde durmam. Seçilen resmin değiştirilmesinin iade olmasındandır. Öğrenci seçtiği resmi iade eder, diğerini alır.

Tercih değişimi ise, genellikle sürekli kullanılan ürünlerde görülür. Burada bir iade söz konusu değildir. Kişi herzaman aldığı kola, tuvalet kağıdı, çorba vb. markaların yerine, başka markaları alır.

Bu tamamen alım anındaki tercih değişimi olabilir ve kolay müdahale edilemez.

"Peki sizce, ürünlerimizi alan insanları kararlarını değiştiremeyecekleri bir pozisyona sokmak, pazarlamanın ana görevlerindendir birisidir, diyebilir miyiz?"

Sorusu, tercih değişiminin engellenmesi anlamına gelmektedir. Lakin bu ancak sigara gibi bağımlılık yaratan ürünlerde sözkonusu olabilir.

Bu durumda,Pazarlamanın görevi, ürünlerin mümkün olduğunca çok tercih edilmesini sağlamaktır. Tercih değişimini engellemek değil.

Alternatifleriniz arttıkça beğenileriniz gelişir,ancak tercihleriniz zorlaşır. Bu değişmez kural gibidir nerdeyse.

Ne kadar çok seçenek o kadar çok kararsızlık.

O yüzdendir ki herşeyden bu kadar çabuk bıkar,tatmin olmaz olduk. Çünkü nerdeyse herşeyin bir alternatifi var. Bu durumun avantajı kadar,dezavantajı da var elbet.Herşeyde olduğu gibi...

Dezavantajını yok etmenin yolu ürün çeşitliliğini engellemekle olmamalıdır. Hem müşteriyi hem de firmayı meraktan, ar-ge den uzaklaştırmış olursunuz. Bu da bir yere kadar sürer. Mutlaka insanlar değişim isteyeceklerdir. işte o zaman halihazırda projeleriniz,
önerileriniz,çözümünüz yoksa çöküşünüz kaçınılmazdır. Boşuna mı bütün büyük/kurumsal firmalar kısa dönem aralıklar aynı ürüne bir çok farklı özellik katarak piyasaya "farklı" adı altında ürün sunmaktadırlar.Müşteriden önce firmalar durumdan haberdardır zaten.

Hepsinin farkında olduğu tek bir şey vardır:


"Değişim kaçınılmazdır"

ve

"Mutlaka her ürüne bir alternatif çıkacaktır"

"Er ya da geç"


(Günümüzdeki monopol sayıları da bunu destekler niteliktedir - hem dünya hem türkiye için -

Benim için durum tam tersi olurdu. Değiştirme şansım olsaydı büyük ihtimalle buna gerek duymazdım, ama değiştirme şansım olmadığında mutlaka bir kulp bulup kendimi yerdim pişmanlıktan. Belkide sorun bendedir.

Tecrübelerime(olmayan) dayanarak söylemiyorum, tamamen tahmin: ürün değiştirilemez olduğunda verilen karar daha önemli olur, müşteri daha fazla kafa yorar, aynı zamanda müşteriye huzursuzluk da verir ama değiştirilebilir bir ürünse müşterinin içi rahat olur, gönül rahatlığıyla ve daha az kafa yorarak ürününüzü alır.

 

Lütfen yorum yazın