Reklamı kim beğeniyor?

Pazarlamacıların zaman zaman yanlış yorumladığı önemli iki gösterge: Reklamın beğeni ve hatırlanma oranı.

Hedef kitlemiz çalışan 35 yaşındaki erkekler ise, televizyon izleyen çoğunluğun değil, 35 yaşında çalışan erkeklerin reklamımızı ne kadar beğendiği mühim olan.  10 kişiden 8'inin hatırlıyor olması kimin umrunda, hedef kitlemiz hatırlamayan 2 kişinin içinde ise.

Armutla elmayı kıyaslamamamız gerektiğini bilmek için pazarlamacı olmak gerekmiyor. Öte yandan, karşımıza sıklıkla çıkan soru: "Ya elimizde hedef kitlenizin ölçümleri yoksa?"

Esnek yaklaşım: "Her şeyi ölçemeyiz. Şimdilik elimizdekilerle yetinmeliyiz."

Gerçek: Bizi doğru yönlendirmeyecek olsa da, kendi ürünümüzle ilgili bir araştırma sonucunu yok saymak ve etkilenmemek mümkün değil.

O halde, bizi tamamen yanlış yöne götürebilecek bir araştırmayı hiç yapmamak daha iyi değil mi?

7.05.2007


 

Yorumlar

Afrika'ya gönderilen ayakkabı pazarlamacıları heryerde.

Bir çocuk bezi firması da Türkiye için araştırma yaptıklarında asla satamayız demiş. Çünkü markasız onlarca firma ucuz bez satıyor.

Şu anda 2. sırada olan firmanın Türkiye pazarına girmesine etki eden şey ise, Pazarlama Müdürünün Mahmutpaşada gezerken gelinlik satıcılarının ne kadar çok olduğunu görmesi...

Bağlantılar ve ODAK noktası iyi seçilirse atışlar İSABETLİ oluyor.

Araştırmayı hiç yapmamak iyi değil. Yapılabiliyorsa mümkün olduğu kadar doğru sonuç verecek olan araştırma yapılmalı.

Sonuçta kimse bile bile hatalı sonuç verecek araştırma yapmak istemez. Bu yüzden dikkat etmek şart.

Ancak araştırmayı yapmak kadar yorumlamak da önemli. Afrika'ya giden ayakkabı satıcısı örneğini bilenler iki satıcının aynı sonucu farklı yorumladıklarını da bilirler.

Biri, ayakkabı kullanılmadığı için ihtiyaç olmadığı sonucunu, diğeri ise, ayakkabı giymeyen birsürü insan olduğu için çok ayakkabı satılacağı sonucunu çıkarmıştı.

Bu noktada iş yine şansa kalıyor. Her iki yorumun da doğru olma olasılığı var. Ve karşılaşılacak duruma göre ayakkabı firması batabilir de, dev bir firma haline gelebilir de.

reklamı kim beğeniyor sorunuz için yazmak istedim sadece..

ben iflah olmaz bir reklam izleyicisiyim. evet bildiğiniz izleyici.. sadece seyrediyorum yani..
bir filmse izlediğim ''ya ara olsa da reklam filmelerine baksak'' diyorum bazen.. o kadar yani..

neden seyrediyorum: bazen fikir hoşuma gidiyor.. esprisi.. görselliği .. senaryosu.. sloganı.. bir çok dizi ve filmden daha merak uyandıran bir ''arkası yarın tadı oluyor''.

ama reklamını yaptığı ürün genellikle aklımda kalmıyor.. o reklamları benim verdiğim adlarla anıyorum.. ürünüyle değil.. hiçbir sevdiğim reklamın ürününü gidip almadım.

ama hiç..

ben aslında zaten iyi bi örnek olamam.
ben üst başını da pazardan alan biriyim. alamadığını kendi çizip diken. marka, murka umurumda değil yani..

ellerimi yıkamak için yeşil kalıp sabun kullanıyorum.. evdeki eşyalar genellikle perdeye kadar genelde eskicilerden ve evini yenileyen arkadaşlardan..

yani bu araştırmaya ben de dahil edilseydim bana sordular diyelim ki ''şu reklamı beğendin mi'' ben de derim ki ''aaa evet o reklama bayılırım hatta fanıyım ben o reklamın'' ama bu ancak o reklam filmini çekeni sevindirebilir. reklam verene faydası olmayan bir reklam izleyicisi yaratıldı bugünlerde.. gerçi ben kendimi ve küçük çevremi biliyorum herhes adına konuşamam.

reklam herzaman herkeze,ulaşmaz. Bu bir süreçtir, iyi bir reklam etkiler, sonra giderek akılda kalır. Akılda kalan ve kullanıldığında tatmin duygusu veren bir ürün (mal ya da hizmet) tekrar kullanılıp tüketilir.
araştırma yapılır,yapılacakta önemli olan kime ne kadar !hitap ettiği..

Reklam özellikle markalaşma aşamasını tamamlamış bir çok ürün için hayatta kalabilmek ve rekabet edebilmek üzere mecburi bir faaliyet.

Bugün tüketicinin -reddetse bile- alış veriş kararlarında en önemli etkenlerden bir tanesi reklam. Ürün veya firmanın kafamızda yarattığı imaj satın alım kararlarını etkilemekte. Kitlesel reklam her ne kadar bazuka ile kuş avlamaya benzesede özellikle geniş kitleye hitap eden ürünler için kaçınılmaz.

Ancak reklamın ürünü tanıtıcı ve ön plana çıkarıcı olması çok önemli. Özellikle ünlü kullanılan veya duygusal temaları olan yerli ürün reklamlarına baktığınızda bu reklamların ürünün değil daha ziyade reklamda oynayan ünlünün veya duygunun reklamı şeklinde olduğunu gözlemliyoruz. Buna çok sayıda örnek vermek mümkün. Ama ben örnek hakkımı bir başka çok sevilen başarısız reklamdan yana kullanmak istiyorum. Duygularımıza hitap eden ve hepimizi derinden etkileyen Kent Şekerlemenin reklamı çok beğenilmiş ve basında da oldukça yankı uyandırmıştı. Sonuç ise bayram ziyaretleri artmış ama kent şekerleme satışlarına bu yansımamıştı. Reklam aslında bayram ziyaretlerinin reklamı olmuştu.

evet araştırma yapmak en azından bazı temel bilgileri öğrenmek gerekiyor.

örneğin, kadın programlarının tv de fink attığı bir saatte erkeklerle ilgili ürünlerin reklamını vermek pek akıllıca değil...

 

Lütfen yorum yazın