Senin fikrin ne?

İş yerlerinde fikir alışverişi yaptığımız kişiler genellikle yakın olduğumuz kişiler. Çok sık sorduğumuz soru: "Sence, bu nasıl olmuş?", "Şöyle olsa iyi olur mu?"...

Neyi nasıl yapmalıyız sorusuna kendi düşüncelerimize ve çevremizden gelen yanıtlara göre karar veriyoruz.

Gerçek 1: Hepimiz (çoğumuz) kendimize benzer insanlarla arkadaşlık yapıyoruz, sohbet ediyoruz. Sevdiğimiz insanlar, bizi seven insanlar, fikirleri ve değerleri bizimle örtüşen insanlar. 

Gerçek 2: Fikir sorma eylemi çoğu zaman, doğruyu bulmaya değil, kendi fikrimizin doğruluğuna odaklı. Dolayısıyla doğruluğu araştırılan fikir, sadece "Ne düşünüyorsun?" şeklinde değil, fikrin seçilmesi için yönlendirici şekilde sunuluyor. Kendi fikrinin kabul edilmesini istemeyen bir insan neden fikrinin doğruluğunu araştırsın ki?

Gerçek 3: Bir çok işte, müşterilerimiz bizim arkadaşımız olacak insanlar değil. Fikirleri, yaklaşımları, değerleri farklı. Çoğu zaman. Zaman zaman.

Gerçek 1 + 2 + 3 = Bizi seven veya bize benzeyen insanlar ufak bir yönlendirmeyle bizim istediğimiz yönde fikir beyan ederler.

Yukarıdaki gerçeklerin doğruluğunu kabul edersek, yeni fikirler, yeni bakış açıları için doğru adres, yakın arkadaşlarımız ve yakın çevremiz değil, diyebilir miyiz?

8.05.2007


 

Yorumlar

Diyemeyiz,
Neden 1: Kendisine benzer insanlarla arakadaşlık yapmak , paylaşmak bir seçimdir. Fikrin oluştuğu çevreyide göz önüne alırsak bu fikir bu çevreden kopuk çıkmamıştır. Etkileşim sadece fikir esnasında olmaz, fikir birden bire çıktığını sandığımız an bile "etkilendiğimiz çevre- arkadaşlar-sohbetler "geri planda zaten uygun zemini hazırlamıştır.

Neden2: Doğruyu bulma zaten kendi fikrini doğrulatmak ile ilgili bir kavramdır. Tek bir doğru olmadığı içindir ki tüm insanlık kendi fikirlerini doğrulatmakla meşgul. Kime gore doğru?

Neden3: Birçok müşteri benim arkadaşım olamayacak tip te insan olabilir ama birçoğuda olabilecek tip insandır. Hedef kitle'de tabiride bir nevi sizin markanız ile aynı fikirde olabilecek insanlar topluluğu demek değil midir?

valla bravoo, çok iyi bir tespit.
ben şahsen sizi tanımıyorum, yakın çevrenizden değilim. size bi torpilim olmaz. ama sitenize verdiğiniz ''farketing'' adı yüzünden bende bir sempati oluşturduğunuzu ve ''yahu bu adam da kim'' dediğimi ve adınıza kadar her şeyi ''kim bilir, google bilir'' diyerek öğrendiğimi itiraf etmeliyim:)

fikir soracağımız kişiler konusuna gelince..

buseçimimize ilişkin J.P.Sartre'ın tespiti de çok can alıcı bence.

O üniversitede hocalık yaparken, bir talebesi gelir ve ''hocam bir konuda karar vermek için fikrinize ihtiyacım var'' der. anlatır. ispanyol kökenli bir çocuktur. annesiyle yaşamaktadır. babası yoktur. abisi de o günlerde hala sürmekte olan ispanya iç savaşında ölmüştür. çocuk da Franko'ya karşı savaşmak üzere bu iç savaşa gitmek istemektedir. ''ne yapayım, sizce gideyim mi?'' diye sorar.

Satre gülümser ve ona ''sen belki de bu dünyada, duymak istediklerini söyleyecek tek kişi ben olduğum için bana fikir soruyorsun, yani ne yanıt alacağını bilerek geldin. seni babasız büyütmüş ve bir kaç ay önce de abini aynı savaşta kaybetmiş annene de sorabilirdin. ama o sana asla senin duymak istediklerini söylemezdi'' der.

yani aslında biz fikrini sormak için bize pek de olumsuz şeyler söylemeyecek kişileri seçiyoruz biraz da. az çok ne fikir vereceğinden emin olduğumuz kişileri. bu yazıya konu olan fikriniz de Sartre tarafından onaylanıyor:)

yeni bir fikri geliştirmek adına doğru adres soruyorsunuz, ama bu bir paradoks. eğer öncelik sizin kendi fikrinizi ifade etmenizden geçiyorsa; fikrinizi söylerken utanıp sıkılmayacağınız, gözden düşmeyeceğiniz, fikriniz ne kadar aptalca olsa da sonrasında güvende olacağınız birilerini seçersiniz. Bundan daha doğal bir şey olamaz.

evet bu bende de fazlasıyla var ama en azından kendimden biliyorum.Ben pek eleştiriye dayanamıyorum biri bana benim fikirlerimle alakalı kötü birşey söylediğinde hemen savunmaya geçip bütün söylediklerine karşılık verip susturuyorum ta ki karşımdaki madem dinlemeyecektin neden sordun diyene kadar? tabi arada beni pes ettirip haklı olduğunu anlatanlarda oluyo.Bu insanın egolarınla alakalı birşey.Zatenm tüm hayatımız kendimizi beğendirmekle sınırlı kalıyor bu tatminsizlik yüzünden.

şöyle başlamak istedim..?bu sitenin fikri nedir!(mesela..)
fikir;Bir konu hakkında görüş sahibi olmak demek bence.
Müşteri cevaplar;aa benım neden aklıma gelmedi deriz!(ihtimal)
arkadaşımız;bize karmaşık gelen konu hakkında fikir verir!(ihtimal)
iş arkadaşı;daha önce sahip olduğum, ama bir ilgi kurmadığım fikrimde yol gösterebilir!(ihtimal).....
yani;başka kişilerden;uzak olduklarımızdan,bize direk yeni fikir vermelerini beklemiyorum."BU iyi fikir al" demezler ama biz onlarla konuşmamızdan yeni fikirler çıkartabiliriz.
fakat şöyle bir durum da var ki,yakınlarımız bize -yakın olduğu için ve hayata aynı pencereden baktığımız için onların fikri zaten bizde de olan fikirdir..
özetlee..fikrin kadar varsın..Ve..koniş ki seni görebileyim!!
özet yeterli bence..

Yeni fikir ile fikri doğrulatmak başka şeylerdir.

Eğer arkadaşımızdan bir konuda yeni bir fikir bulmasını istersek muhtemelen bizimkinden farklı bir fikir bulabilecektir.
Bu deneyimler ve akıl ile ilgili birşeydir.

Ama arkadaşımıza "bu fikrim nasıl" diye sorarsak, bunu soruş şeklimize göre onu yanlış yönlendirebiliriz. Bu biraz da arkadaşımızın karakteri ile ilgili. Eğer patavatsız veya doğrucu biri ise muhtemelen yine gerçek sonuca ulaşırız.

Bu açıdan önce ihtiyacımızı doğru tespit etmek, sonra bu tespite uygun soruyu sormak gerekir.

O zamam arkadaşımız da yeni fikirler ve yeni düşünceler için doğru adres olabilir.

Kendi adıma, bir fikri dorulatmak için soru sorduğum, hadi daha açık anlatayım, bir iş fikri konusunda başkalarından "ay, ne harika" tepkisini duymak için soru sorduğum olur. Soru sorduğum insanlar da yakın çevremden, kendi sektörümden kişilerdir. Fikrimi beğenmedikleri ya da anlamadıkları, işe yaramaz buldukları durumlarda hep "hmm, demek ki bu iyi bir fikir, ben onlardan çok daha ötesini görebilmişim" hissine kapılıyorum. Bende bir tuhaflık olabilir mi acaba?

yazıda güzel bir hataya değinmişsiniz.
Ama fikir sormak sadece bu hataya neden olmaz fikrinizdeki açık yönleri de tamamlayabilirsiniz.

yakın çevreniz ve siz aynı şeyleri düşünen insanlar olsanız da hatta fikrinizi not edip kendiniz ilerde düşünseniz de bu fark etmez fikirlerin açıklarını görmek için bilhassa aynı şekilde düşünen insanlarla konuşmak gereklidir.
başka birine sorduğunuzda fikri en baştan düşünmeye ve fikrinizi alt üst etmeye kalkabilir.
yeni fikirler için herkese sormalısınız, ama fikrinizi doğrulatmak için yakın çevreniz daha iyi bir seçimdir.

hem arkadaşlarınızı pazarlamacılıktaki düşüncelerine göre seçtiğinizi sanmıyorum =)

başka bir konu da siz ve sizin gibi düşünen insanların benzer fikirler çıkarmasının kötü bir şey olmayışı.

yine de değindiğiniz önemli bir nokta...

sürekli aynı odada kalınca pencereyi de açmazsan havasız kalır oda..dışardan içeriye giren birisi anlar bu havasızlığı.içerdekilerden de bazıları. odaya dışardan gelenler az olursa kimse farkına varmayacak durumun..ama her odada bir kaç tane insan bu havasızlıktan rahatsız olur daima. ama odada tek başınaysan hiç şansın olamayabilir..

 

Lütfen yorum yazın