Neye inanıyorsunuz?
İş hayatına başlayanlara ve diğer herkese verilebilecek belki de en iyi öğüt:
Sattığımız şeye inanmayı bırakıp, inandığımız şeyi satmalıyız. Bill Bernbach
21.01.2008
İş hayatına başlayanlara ve diğer herkese verilebilecek belki de en iyi öğüt:
Sattığımız şeye inanmayı bırakıp, inandığımız şeyi satmalıyız. Bill Bernbach
21.01.2008
ewet aslında inandığımız şeyleri satmalıyız ancak bunu yapcak için bi çok şeyi göze almalıyız.hedefleri büyük olanların yapması gerek bişeydir bu.çok ama çok doğru bir sözdür eğer neye gittiğimizi bilmezsek nasıl başarılı olabiliriz.bence her insanın da hedefi büyük olmamlıdır herkes inanıorsa başarabilir.yeterki inanın!
bize hocalarımız derslerde başarılı olmak önemli değil önemli olan bi şeye inanıp ona doğru yola çıkmanızdır der(gerçi çalışmayanın bunu yapabileceğinden biraz şüpheliyim ama).hayatta da böyle değil midir sanki herkes inandığı şeyleri yapmazmı inandığının peşinde koşmazmı
yaptıgınız işe inanmak yetmez bence idealist olmalısınız .. amacınız dogrultusunda azimle calışıyorsanız herşeyi yapabilirsiniz.azimle calışarak , zamanlaa uzmanlaşarak en kötü malı satabilmenin yolunu bile bulabilirsiniz. mazaret üreten deyil promlemi cözen olun .. herzaman size uygun satabileceginiz ürünü nerden bulacaksınız .. :)))
arkadaşlar sizi seviyorum..: ))
bence sattığın şeyden çok satıcılığa, "bir şey" satmaya inanmak yeterlidir. ama buda ticari etik kuralları içerisinde olmaklıdır. Alıcının zarar edeceği bir ürünü bile bile satmak etik değildir. ürünün ne olduğundan çok satmanın zevki bambaşkadır. koç holding, sabancı holding böyle doğmuştur.
MEHMET bey,
"Alıcının zarar edeceği bir ürünü bile bile satmak etik değildir. "
Cümlesi "sattığınız üründen dolayı alıcı zarar görmeyecek" anlamına gelir.
"Ürüne inanmak" kavramı bir açıdan bunu da kapsar. Çünkü alıcıların zarar gördüğü ürünler hem zor satılır, hem satan kişi, vicdan sahibi ise, satma konusunda isteksiz davranır.
"Satıcılığa inanmak" ise başka bir tartışma konusudur, ki o konu pazarlamanın tamamen dışına çıkar.
ben size bir satıcı fıkrası anlatmak istiyorum avrupanın en büyük alış veriş merkezlerinden birine elemanın bitanesi bizim tabirimizle köylünün bitanesi gelir satış elamanı olmak istedigini soyler iş ister(bu alış veriş merkezinde aklınıza gelebilecek herşey satılmaktadır)neyse elaman patronun karşısına cıkar ve patron haline acırve onu işe alır market bölümünde işe başlar akşam olur ve patron hani oglum sen ne yaptın der sadece bir müşteriye bakmışsın der oda evet efendimder sadece bir müşteriye bir milyon 500bin dolarlık ürün sattıgını söyler patron şaşırır nasıl olur der evet efendim der 1 adet olta orta halli 1tekne ve onu cekmesi icin 4*4 bir jeep sattıgını söyler patron sen bunların hepsini sadece olta almaya gelen müşteriyemi sattın der hayır aslında beyefendi eşine orkit almak icin gelmişti bende ona kötü bir hafta sonunun onu bekledigini ve balık tutmanın cok iyi gelebilecegini bunun icin güzel bir göl bildigimi söyledim teklifime sıcak baktı ve bunun icin önce bir oltaya kucukte olsa bir tekneye bu tekneyi cekmek icinde bir araca ihtiyacı oldugunu söyledim...
Ferah yorumunu okudum.Bana ilham verdin.Herşey gönlünce olsun.çok çok satış yapmanı dilerim.Sevgilerimle
Tabi bu öğüt yeni firma kuracaklar için geçerli olmalı. Yoksa bir satışçının baştan inandığı bir şeyi satma şansı pek yoktur.
Bir profesyonel iş ararken, bir yere kadar seçici olabilir.
Sattığımız şeye inanmak önemlidir. İnanmazsak satamayız. Tabi dolandırıcı bir ruha sahip değilsek.
Bu yüzden iş arama aşamasında inanmadığımız bazı ürünlerin satışına baştan başvurmayabiliriz.
Ancak inandığımız, kesinliği olan ürünlerin de çok fazla olabileceğini düşünmüyorum. Sadece bu tip ürünleri üreten firmalara başvurursak çok uzun bir süre işsiz kalmayı göze almamız gerekir.
Sonuç olarak biz profesyoneller için en iyisi, inanmadığımız ürünleri baştan eleyip, çalışmaya başladığımız firmanın ürünlerine inanmaya çalışmaktır. Ama inanmama riski de her zaman vardır.
"Bizzat başıma gelmiştir ve şu anda işsiz olamamın sebebidir."