Başkalarının ne dediği...
Bana deli diyorlar; karşılığında özgürlüğümü veriyorlar. Aysel Gürel
Başkalarının ne dediğinden çok, bizim ne yaptığımız önemli, değil mi?
7.04.2008
Bana deli diyorlar; karşılığında özgürlüğümü veriyorlar. Aysel Gürel
Başkalarının ne dediğinden çok, bizim ne yaptığımız önemli, değil mi?
7.04.2008
Başkaları dediğimizin kim olduguna da baglı... Dikkate almadıgım biriyse dediklerini onemsemem yaptıgım işin dogruluguna bakarım...
Ama insan bi yerde delirecek gibi oluyor, mesela bende şu şekilde oluyor, insanlara hep kendimi, karakterimi.
Biri ile küstüğümde veya ters düştüğümde ortak arkadaşlarımız dolaylı yollarla dolduruşa geliyolar yada 3. kişiler hakkımda yanlış düşünüyorlar ben ne yapıyorum ?
Kendim oluyorum ve diğerlerinin de beni çözmelerini saülıyorum.
Tabi sonra da bana kötülük yapanları veya hakkımda kötülük yapanları pişman ediyorum, tabiki bunu temiz kalplilikle yapıyorum ve sonra dan o insan benim hakkımda yanlış düşündüğünden hapçup oluyor bana karşı,
Benim için çevremdeki insanların ne düşündüğü işte bu yüzden önemlidir.
Creativity dedigimiz olgu aslinda biraz da delilik durumu degil midir... Ama bu delilik durumuna sadece golgelerde sahip olup karanlikta yalniz basimiza kaldigimda avazimiz ciktigi kadar "Ben ozgurum" deme sansina sahip bir cogumuz, emin olun, gunun aydinliginda dahi o delilige sahip olup ozgurlugun sinirlarini zorlayan Aysel'e imrenmedigini soylerse yalan soyler :)
Ama kesinlikle katildigim noktada burada sakli zaten...
Başkalarının ne dediğinden çok, bizim ne yaptığımız önemli. Aysel ornegi de bu zaten. Yaratmak icin "Ben ozgurum" diyebilen biri, kendini baskalarina karsi degil kendi sinirlarinin gidebilecegi en uc noktaya karsi sorumlu hissetmeli. Bugn TBOX denen cilginlikta aslinda gunun aydinligina cikmis bir delilik ve "Ben Ozgurum" diyebilenlerin ortaya koydugu bir yeniligi temsil ediyor. Yani asil olarak ortaya konan deger onemli yoksa baskalarinin dedikleri sadece ama sadece ozgurluge yani yaraticiliga vurulan birer tasma misali havada asli kaliyor.
SENİNLE TANIŞMAK İSTİYORUM.
mukemel.
mukemel.
evet biz insanlar geçmişten beri ürettiğimiz bir takım davranış şekilleriyle birlikte kendi özgürlüğümüzü kendimiz kısıtlamışız.suanda hala bir çok konuda bocaladığımızı farkediyorum. nasıl yaşamamız gerektiğini ne yapmamız gerektiğini neden se başkaları kabul etsin diye yapıyoruz kabullendirme çabası içersindeyiz... oysa özgür olmalıyız...
evet biz insanlar geçmişten beri ürettiğimiz bir takım davranış şekilleriyle birlikte kendi özgürlüğümüzü kendimiz kısıtlamışız.suanda hala bir çok konuda bocaladığımızı farkediyorum. nasıl yaşamamız gerektiğini ne yapmamız gerektiğini neden se başkaları kabul etsin diye yapıyoruz kabullendirme çabası içersindeyiz... oysa özgür olmalıyız...
Insanlarin cogu icin ozgurluk degil, baskasinin onayi ihtiyactir.
Bana gore insanlarin cogu secme sansi olsa da ozgurlugu secmez.
Bu konuda kucuk bir detay ekleyelim.
Her kabul edisi bir vazgecis olarak tanimlarsak eger, baskalarinin sizi otekilestirdigi yada baskalastirdigi bir noktada sizin daha ozgur ama daha yalitilmis bir hareket alani kazandiginizi soylememiz gerekiyor. Yani, kabul ettiginiz otekilestirme ya da baskalastirma cabasi sizi daha ozgur kilsada, bir noktada sizi yalitilmis bir toplumsal fanus noktasinda yasamaya zorluyor.
Hangi yaratici dusunce bu kadar yalitima dayanir, burasi da ayri bir tartisma konusu.
Aysel olmak kolay degil!
Özgürlük...zamanla birlikte tanımı değişen bir süreç...Sadece kimsenin ne dediğini umursamamak dersek, bir çok ırka, topluma, sosyal sınıfa .. ayıp etmiş oluruz.
Türkiye'nin şehirden şehire değişen değer yargılarını gözönünde bulundurursak, ve dünya genelinde bu kadar insan bu kadar toplum ve bir bu kadar da doğru ve yanlış olduğunu hesaba katarsak...neye göre doğru, kime göre doğruya gelmiş oluyoruz. Bireysel değerlerin olduğu zaman özgürleşiyorsun.aslolan budur..O sırada tabi deli de diyebilirler veli de diyebilirler.
topluma karşı şeklinizi,adınızı,biçiminizi ve her zaman topluma olan saygınızı, kendinizi ''deli'' olarak adlandırdıktan sonra( toplumun bakış açısıyla) artık toplum için elinden geleni yaptığınızı belitmektir.
bu çelişkiler içinde kaldığınızda bi belirti ve çizgidir aslında..kendimizi ifade etmek ve göstermek amacıyla yapılan bir oyundur;hayattan zevk alan insanların gösterdiği dürüstlük ve samimiyettir.
keşke topluma deli,çığrından çıkmış marjinal olup amaa hala topluma karşı saygı duyarken o toplum da aynı saygıyı gösterebilse.aysel gürel zor olan bunu başaranlardan biri.bende öle :)
Çalışırken yaşamak durumunda bırakılan bir toplumda hangi sıradan biri Aysel Gürel gibi özgür davranabilir.
Rahmetli kadın popülerdi,harika bir söz yazarıydı ve çocukları ile birlikte topluma maal olmuş bir kişilikti.Gezdiği sokaklar bulunduğu yerler arkadaşları ve sosyal yaşantısı onun özgürce yaşam sitilini ayıplamayacak,garipsemeyecek kişiler değilmiydi..!!!
Yani, Aysel gürel gibi yaşamak değil mesele, "başkaları için değil kendin için yaşamak."
Şimdi bir değerlendirelim kendimizi;
Eğlenirken bile atrafı izlemeyi ve takip etmeyi seçen, kişiler odaklı konuşmalar ve düşünceler içerisinde yoğurulup duran bireylerle dolu her yer.
Toplumun büyük bir kısmı kendi için yaşamanın ne demek olduğunu bilmiyor.
Alışverişlerini bile birilerinin beğenip beğenmeyeceği kaygısıyla yapıyor.
Birbirlerine üstünlük kurma telaşı içinde girmiş bir çok insanla karşılaşıyorum.
Bu örnekleri eminim sizde artırabilirsiniz.
Sorun şu ki, bu bir süreç.gelişmekte olan toplum süreci.
Bu süreç bittiğinde bir cluba, gittiğimizde kendimiz için eğlenmeyi öğrenicez.
Sanırım, Aysel Gürel bu sürecin farkındaydı ve geçmesi için beklemeyide hiç düşünmedi.Bence o, içinde bulunduğu anı 10 yıl sonraya göre yaşadı ve tadını çıkardı.
Hatırlıyorumda 10 yıl önce onu magazinlerde saçları kırmızılarla mavilerle görürüdük...
10 yıl sonra kırmızı ve mavi saçlı bayanları heryerde görür omadık mı..!
Özgürlüğümüz bize zaten verilmiş, bunu kendimiz için en iyi şekilde kullanmaya çalışalım.
Başkaları için yaşamayalım..
Bırakın deli desinler...!
Kimin için yaptığımıza bağlı.