Ücretsiz gazeteler

Her tarafta günlük ücretsiz gazete dağıtan genç kızlar, erkekler var.

Önlerinden her geçişimde bana “Günaydın” deyip, gazete uzatıyorlar. Her “Günaydın”a “Günaydın” diyorum, elimde değil fakat yüzlerine bakmıyorum, sanki bana “Günaydın” demiş birisinin uzattığı bir şeyi almamakla ayıp ediyormuşum gibi.

Tek miyim?

Yüzde yüz samimi olmasa da, insanların etrafta tanımadığı insanlara “Günaydın” demesi, olumlu bir etki yaratır mı?

22.04.2008


 

Yorumlar


Sabah yüzüme bakmadan,elime birşey tutuşturmaya çalışan birisinin yerine bana "Günaydın" diyen tanımadığım birini tercih ederim!

Yüzde yüz samimi olsa da,olmasa da olumlu etki yaratır!

Eski bir ispanyol deyişi söyle der:

"más vale saludar de más que de menos"

Keşke o İspanyolca deyişin ne dediğini de bilsek :)

Londra'da uzun süredir olan bu bedava gazete uygulamasını geçen hafta gittiğimde İstanbul'da da gördüm ama bir tanesini bile okuma fırsatım olmadı. Londra'da bu gazetelere aslında çok tepki var. Çevreyi kirlettikleri ve kağıt israfına yol açtıkları iddiasıyla insanlar tepkili. Fakat buna rağmen her sabah metroda insanların elinde bir London Metro görebilirsiniz. Bakalım İstanbul'da etkileri ne olacak?

Tek değilsiniz.Aynı durumu bende yaşıyorum sık sık günaydın dediklerinde günaydınlarına mutlaka karşılık veriyorum.Ama çoğu zaman gazeteyi almıyorum.
Bu ücretsiz gazete dağıtımı olayı gazete alıp okumayanlara gazete aldır mı uzun vadede bilmiyorum.
Fakat bu ücretsiz tabloid gazetelerin önümüzdeki günlerde ulusal gazetelerden bazılarının tabloid gazeteye geçme çalışmaları konusunda bir ön hazırlık oldugu konusunda kuşkularım var.

Alışkın olmadığımız için bize garip geliyor. Halbuki bir çok ülkede insanlar birbirlerine(tanımadıklarına, komşusuna, bakkala çakkala) günaydın, iyi günler, iyi akşamlar demekteler eğer sen cevap vermezsen 'seni(varlığını) hiçe sayıyorum' anlamına gelmekte. Bu da hem sosyolojik hem psikolojik hem de dinsel açıdan hoş değil. Bizim için böyle bir şey söz konusu değil. Gülümsemeleri, merhabaları, günaydınları ya paranoyakça karşılıyoruz ya da paranoyakça karşılıyoruz.Bu sosyal psikolojik bir bozulmadır. Bu yüzden zorunda hissediyoruz, korkuyoruz, acaba bana neden gülümsedi bana asılıyormu? takip mi edecek ? Tanıdık mı ? ne istiyorki benden ? gibi gibi...

Merhaba.
Çok yıllar önce Anadolumuzdaki bir gelenekten söz ediyoruz. Ben iyi hatırlarım ve galiba şu yıllarda da köylerde yoldan geçen insanlar biribirine "selamünaleyküm" diyerek selam vermekteler.
Hiç tanımasalar bile taşra yollarında size rastlayan yöre sakinleri yine selam verirler.
Gazeteler konusuna gelince, büyük ihtimal ulusal basın kuruluşları (çalışanlarına ek bir ücret ödemeden, tüm işleri onlara yaptırarak) çıkartıyor bu gazeteleri, bir arayış olduğunu sanıyorum. Tabloid için arayış olabilir, bir şeylerin propagandası için olabilir, bu kadar harcama ile hiç para kazanılmayacak bir yol izlenmesi ise dikkat çekici,anlayacağız bakalım...

Bir sabah uyandığınızda İstanbul sokaklarında turuncu montları, turkuaz renkli önlük ve şapkalarıyla insanlar durmaktaydı. Ücretsiz gazete

dağıtıyorlardı. Herkes şaşkındı. Sabahın altısında öbek öbek insanlar kentin ana duraklarında, metro önlerinde, meydanlarda ücretsiz gazete

dağıtıyordu. Hemen herkes ilk zamanlar bunun belediyenin gazetesi olduğunu düşünüyordu. Kentin temizlik işçileri de genelde turuncu renkte

kıyafetler giyiyordu. yaşadığımız devirde sistemin içselleştirmesi sonucu, karşılıksız bir şey yapılmaz diye düşünüyordu gazeteleri ilk defa ellerine

alanlar. Soru işaretleriyle doluydu İstanbullunun kafası ama daha sonraları gazetenin nasıl ücretsiz dağıtıldığı anlaşılmaya başlandı. Son dönem

bir çok televizyon programı gibi bu gazetenin de orijinali batı kaynaklıydı. İsveç'ten isim ve yayın hakkı alınan 'GASTE' kendisini reklam gelirlerine

dayıyor. Ajanslardan toplanan haberler ve bir kaç özel haberle hafta içi her gün gazeteniz önünüze, daha doğrusu İstanbul trafiğine ilk start

verdiğiniz ana merkezde size servis ediliyor. Yukarıda da belirttiğimiz gibi bolca reklam gazeteyi ayakta tutuyor. Dünya görüşü olarak en köşeli

şekliyle bugünün Türkiye'sinde yerel ve merkezi iktidarla arası iyi, genellikle iyimser bir bakış açısının hakim olduğu, dünyaya yüzü dönük liberal

demokrat bir gazete ifadeleri 'Gaste'ye en denk düşen tanımlamalar.

Gelelim bizim derdimize... Gazete 11 Şubat 2008'den beri yayınlanmaya devam ediyor. Aradan geçen sürede geldiğimiz noktada reklamlarda bir

sorun yoktu ve bir çok sermaye grubu gazeteye reklam veriyor. Masa başından haberler de sorunsuz bir şekilde kotarılıyordu. Dağıtım yapanlar

açısından da bir sorun yoktu. Ama gazete patronları kendisini ayakta tutan dinamosu olan dağıtımcılara karşı acımasız ve ikiyüzlüce davrandı.
Bizlere vaad edilen ilk baştaki çalışma koşullarımız; 500 ytl maaş, asgari ücret üzerinden sigorta ve hafta içi 4x5 saatlik mesai idi. İlk maaşlarımızı

alacağımız gün bize bir çok iş yerinde kullanılan, işçilerin hiçbir yararına olmayan ama zorunlu olan boş bir sözleşme imzalattılar. Kimi bölgelerdeki

arkadaşlarımız iş bırakarak bu olayı protesto etti. Bugünlerde ise eş zamanlı olarak gruplar halinde toplantılar yapılıyor. Toplantılarda işveren bize

1 nisandan itibaren geçerli olacak bir dayatma yapıyor: 500 ytl yerine 290ytl maaş, asgari ücretten sigortalı gösterilmek yerine 4 saatlik part-time

sigorta. Bu koşullarda 50 gün içerisinde ne değişti de koşullar değişiyor. İkiyüzlüce davranan patron temsilcisi işin başında doğru fizibilite yapmadıklarını

bundan dolayı böyle bir uygulamaya geçeceklerini söylüyor. Gazete çalışanlarına işe başladığı ilk günden itibaren sigortalı olacakları sözü verilse de bugün

çoğu arkadaşımızın sigortası bir gün ile bir hafta olmak üzer eksik yatırılmıştır. Bu bize gösterilen bordroda böyledir ama internet üzerinden yaptığımız

araştırmada ise halen sigortamız görünmüyor. Bizler yaşadığımız sorunların ne ilk ne de son olacağını biliyoruz.


Gazetenin aylık giderinin 9 trilyon olduğu ifade ediliyor. 1040 dağıtımcının işe alan bir şirketin iki ay sonra lastik patlatması, ben oynamıyorum demesini

kabullenmek olanaksız hele şu koşullarda maaşınızı yarı yarıya keselim, gelin çalışmaya devam edin demek ahlaken tartışmalı bir durum. Biz gazete dağıtıcılarının

ne idüğü belirsiz sermayenin ahlakını tartışmaya niyeti yok ama işveren diye sunulan sermayenin durumunu afişe etmek de boynumuzun borcudur.

Bu arada unutmadan yeni bir market açılıyor, bim marketleriyle rekabet edecekmiş. Biraz araştırma yaptığımızda bim marketleri de Cüneyt Zapsu'yla bir dönem

birlikte anılmış ve en son hisselerini satmıştı. Zapsu'nun adı da nereden çıktı diye soranlar olacaktır. Bizim turuncu mavi maskotlu derin ideolojik amaçlı gazetemizin

arkasında hükümetin olduğu ve Zapsu'nun Gaste'nin gizli patronu olduğu iddia ediliyor. Bu iddianın altı boş da değil. Üç günde Kuzey Avrupa'dan gelip İstanbul'da

ücretsiz kent gazetesi çıkaracaksın onu da Zaman gazetesinin tesislerinde basacaksın - ki sen şu tesadüflere bak- İstanbul'da bin adamla dağıtım yapacaksın hiç

bir yere beş kuruş vergi veya işgaliye parası vermeyeceksin, büyük holdinglerinde gözü yollarda biri gelip bir gazete çıkarsa da biz de reklam versek diye

beklemiyorlardı herhalde. Kemal Unakıtan geçenlerde mikrofonların önünde bir gaf yapmıştı; 'sıkıysa...' Bizim büyük holdingler ve şirketlerde sıkıysa reklam vermesinler.

Bizlere de yakın zamanda açılacak bu marketler zincirinde çalışabileceğimizi, bu marketlerin ilk tercihinin Gaste çalışanları olduğu söyleniyor. Gelin şimdi bir bağlantı

daha kuralım ki; ayakları havada bir şeyler kalmasın, geçtiğimiz günlerde belki duymuşsunuzdur: SAYIN BAŞBAKAN TAYYİP ERDOĞAN'IN danışmanı SAYIN CÜNEYT ZAPSU

işlerinin yoğunluğundan dolayı istifa etmişti ve kendi işleriyle meşgul olacağını söylemişti. Bu işlerden bir kaçı belki yukarıda andığımız işler olabilir mi? Ve bu değerli geçmişi

karanlıklarla dolu zatların ilk iş olarak kendine görev biçtiği işçi kıyımı mıdır acaba?


EVET HER YERDE REKLAMINI YAPIYORSUNUZ
500 bin baskı yapan İstanbul'un ilk ücretsiz gazetesi diye her gün bin ağızdan tekrarlanan, 30-40 iett otobüsünü giydirip reklamı yapılan, 1040 çalışanınızla İstanbul

sokaklarında olduğunuzu söylüyorsunuz. Peki bu övünmeleriniz belki de gazete için en hayırlı olanı
ama çalışanlarınızın maaşları ve sigortalarıyla nasıl övüneceksiniz.? Mevcut anlaşmamızı hiçe sayıp bizden dünkünün yarısına fit olup çalışmamızı beklemeniz utanmazlıktır,

yeni açılacak marketinizde çalışarak aradaki zararımızı telafi edebileceğimiz önerisi ise ahlaksız tekliftir. Emeği ile yaşayan insanların kaybedeceği hiç bir şey yoktur. Ama

siz bu utançla yaşamaya yazgılısınız, sömürü çarkının rantını yiyen hesabını da bir gün mutlaka verecektir.

Gaste Gazatesi Çalışanları
iletişim:gastecalisanlari@hotmail.com

Üniveristedeyken çok medya patronlarının kapışmasından dolayı ucuza satılan bir gazeteyi satıyordum. Otogarda, tren garında kitlelerin yoğun olduğu yerlerde satmaya çalışıyordum.
Ve şöyle bir şey keşfetmiştim; otobüs ve minibüslerin ana duraklarını gidip, oradaki şoförlere 10'ar - 15'er satmaya başlamıştım.
Üç sebepten alıyorlardı:
1.CAMLARI SILMEK İÇİN
2.CAMLARI UCUZA SİLMEK İÇİN
3. Üniversite öğrencisi bir gence yardımcı olmak için.

Sonuç:
1.Ben satıyordum,
2.Ben kazanıyordum,
3.Gazetenin tirajı artıyordu,
4.Gazete reklam alıyordu.

Bu arada Samimi olsun olmasın günaydın denmesi, denmemesinden çok daha iyidir.

Bence de günaydın denmesi olumlu etki oluşturur. Cem Karaca nın şiirindeki dize çok hoşuma gider. "Yalan da olsa söyleee... Hoşuma gidiyor !.." İnsanın olumlu şeyler düşünmesi, güzel sözler duyması mutlaka güzel şeyleri tetikleyecektir. Şahsen samimiyetsiz olduklarını bilsem bile birisinin bana güzel şeyler söylemesi hoşuma gidiyor. Şiirin etkisi midir bilmem?

Tanımadığınız birine "günaydın" demenin neresinde o derin samimiyeti arıyoruz, anlayamadım. Bir İstanbul(!)sabahında, daha sokağa çıkar çıkmaz siniri bozulan insanlar olarak, karşımızdaki birine günaydın diyebilmek, hem bizi, hem de karşımızdakini biraz rahatlatabilir. Bence herbiri de gayet samimidir eğer söylenebiliyorsa zaten. Deneyin. O an İstanbul daha çekilebilir olacak. İsmini hatırlamadığım birinin bir sözünü hatırlıyorum; "Bulunduğun her yerde, otobüste, bi kuyrukta,...insanlarla karşılaşabildiğin her yerde onlarla mutlaka konuşmaya çalış; hem de her biriyle..Sonuçta kaybedeceğin hiç bir şey yok; ama konuştuğun herkes sana bir şey katabilir, bir şey öğretebilir." Ben her sabah otobüs şöförüne günaydın, derim. Ve o da bana:=)

Doğru yerlere bu gazeteyi dağıtan arkadaşlar yerleştirilirse sizin durumunuzda olduğu gibi sabah işinize giderken defalarca aldığınız veya almak istemediğiniz ürünü size sunan kişilerle karşılaşmazsınız... Bana "Günaydın" diyerek gazeteyi uzatmaları hoşuma gidiyor... Bazen Esentepe'de otobüs duraklarına bırakıyorlar... Eğer onları göremezsem duraktan gidip alıyorum...Sabah kahvaltımı yaparken göz atıyorum... Ne güzel işte...

Güzel.

Günaydının insan üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri:)
1-Sevdiğimiz biri ise o günaydına hafifçe tebessüm edilir ve cevap verilir(belli bir noktadan sonra ya otomatiğe bağlarsınız ya da duymazsınız oda belli bir noktada tıkanır söylemez zaten)
2-Hoşlandığımız ve günaydınını birkez olsun duymak istedğimiz insanın gözüne bakarız(o günaydın ne hikmetse hayatımıza etki işe başka bir heyecanlı gelinir ama o sihirli kelime hiç duyulmaz:)
3-Gıcık olduğunuz biri ise zaten yüzüne bakmazsınız es geçersiniz...:)
4-Tanımadığınız biri ise günaydın diyen ya duymazdan gelirsiniz hele ki bu bir satıcıysa hızınız 2 katına çıkar:)(içinden bu sıcakkanlı satıcılar için garip cümleler kullananları es geçiyorum)
Şimdi şunu sormak gerek biz gerçekten ne istiyoruz:)

Kendi adıma tanıdık veya tanımadık kim olursa olsun güne başlarken birilerininde içtenlikle veya iştenlikle bunu demesi her şekilde güzel:)
Herkese GÜNAYDIN:)

İkiye ayrılmış konu;
1-Size için nötür olan birinden günaydın almanın bence hiçbir kötü yanı olamaz. Size uzattığı gazeteyi almak zorunda değilsiniz. Bu onun tavrını değiştirecekse o anda kasımpaşa olur. ("çokda fifi" tabir edilir)
2-Gaste'yi biliyorum. Tasarımı vasatın üstünde. Türkiye'de editoryal tasarım düşünüce çok iyi bile denebilir. Zaman'ı andırıyor. İçeriği, hem nitelik açısından hem de dizimi-yoğunluğu bakımından pratik insanlara ya da süreçlere yönelik. Yani yolda, mesai başlangıcında kolay atıştırılacak türden. (easy-reading) İki tane siyasi içerikli haber vardı. İkiside iktidar yanlısı haberdi. "Yanlısı" biraz kaba tabir olabilir ama sonuçta AKP'ye sıcak bakmanızı sağlayacak haber oranına baktığınızda %100'dü diyebilirim. Bazı kişilerden duyduğuma göre AKP'nin direk veya dolaylı olarak arkasında olduğu yayın.

Günaydını alın gazete satan kişide kalsın:)isteğe bağlı

aslında günaydın demlerindeki samimyetsizlik konusunda yanılıyorsunuz
ben de öğrenciyim ve de bu gibi reklam işlerinde ara sıra calısıyorum
ilk etapta birine bir reklam ya da bir dergi ya da gazete uzatırken " öff nefret ediyorum tüm bu insanlardan bu işten " demiyor ki insan içinden
gayet te insanlar onlarla ilgilendiğinizi farketsin,onların ilgisini istediğinizi bilsin diye gülümsüyor ya da günaydın diyorsunuz
bana da gazete vs. dağıtılırken ilk olarak onu dağıtan kişinin iş çabuk bitsin ona yardımcı olmuş olayım diye alıyorum,selam verse de vermese de,ve her seferinde teşekkür ederim ben bu insanlara
çünkü kolay iş değil insanın karşısına her türlü insan çıkıyor

yani bir nevi alışveriş bu sonuçta,içinde para olmayabilir,
güleryüzle dikkatinizi çekip dağıttığı şeyi vererek o para kazanıyor,elindeki leri bitiriyor,sen de hem tanımasan da birisinden bir selam almış oluyor ve de 5 dakika sonra otobüste boş boş oturacağına bir şeyler okuyorsun

tek negatif tarafı çevre konusu bence...

Çok Çok haklısın Ceren

Günaydın
iyi gunler
iyi akşamlar..

gun ıcersınde cok fazla kullandıgın kelımeler.Bılınclı olarak yapmıyorum sanırım artık dolmusa bınerken yolda evden ılk cıktıgım anlarda tanımadıgım bır semt dahı olsa kapıdasında esnafıyla karsılastıgımda vs vs.
Bu adam da kım slm verıyor dıe bır tepkıyle su ana kadar karsılasmadım.Hatta dedım ya artık farketmıyorum bıle hos bır alıskanlık oldu..

Yolda elıme gazete tutusturulması yada brosur yada ankotorlerın gulumseyerek yaklasması..Eger vaktım varsa mutlaka zaman ayırırım belkı ögrencılık yıllarım aklıma geldıgınden belkı bır testın parcası olmaktan..Bılemıyorum.

ve yerel gazetelerın haberlerını okuman taraflı yada tarafsız bultenlerıne göz atmak hayatımdan buyuk bır zamanı calıcagını düşünmuyorum..

yada herhangı bır brosuru incelemek..

kısaca ben gunaydın dıyerek gune baslıyan ve yururken uzatılan bır seyı reddeden bırı degılım..

artı/eksi kazanımı/degerlendırmesi asamalarında yorumlar yapmak belkı kendı adıma zaman kaybı..

Aslında ben ücretsiz gazete konusuna pek değinmiyeceğim, benim yazma sebebim "günaydın" kelimesi ve tepkileri. GÜnaydın denilip uzatılan birşeyi geri çeviremiyor olmanın sebebini en iyi Robert Cialdinin "İknanın Psikolojisi" adlı kitabında bulabilirsiniz. Günlük hayatta neden anlam veremediğimiz davranışlarda bulunduğumuzu bu kitabı okuduktan sonra daha iyi anlayacağınızı düşünüyorum. Bu tarz blog takipçisi kişilerin entellektüel seviyesini düşünerek böyle bir yorum yazmak ve öneride bulunmak istedim.

 

Lütfen yorum yazın