Kontrollü iş görüşmeleri

Belki yıllar boyunca birlikte çalışmayı planladığınız bir kişiyi kontrollü bir ortamda sadece bir kaç saatte değerlendirmek ne kadar mantıklı? Soruları belli bir kaç soruya çalışıp gelmiş, olmadığı gibi davranan insanlar arasından en iyi rol yapanı işe almak...

Yanınızda oturacak, sizin başarınızı direkt olarak etkileyecek, zor anlarda bizi destekleyecek, belki bir gün yerimizi dolduracak kişiden bahsediyoruz. İş görüşmesi performansı ile işte performansın aynı şey olduğunu düşünmüyoruz herhalde?

Daha iyi bir yöntem olmalı, değil mi?

Mesala yemeğe çıkmak. İşe aldığınızda yemeğe çıkacaksanız, şimdi neden çıkmayasanız? 10 kişiyle görüşüyorsanız, en iyi 2,3 adayla belki?

Veya, 5, 10 gün birlikte çalışmak, en azından yeni mezun adaylarla. Acımasız mı, daha mı adil?

Bu fikirlere burun kıvırabiliriz ama insanları doğal ortamlarında tanımak, kontrollü bir ortamda tanımaktan şüphesiz daha doğru.

Şovmenler değil, iyi performans gösterecek insanlar arıyorsak...

28.07.2008


 

Yorumlar

Nerde okuduğumu, kimin söylediğini hatırlamıyorum ama, bir yönetici işe alacağı insanların "Yalan Söyleme" kabiliyetine de önem verdiğini söylemişti. Çünkü bu kabiliyete sahip çalışanların işleri ve müşterileri idare etmede daha başarılı olduklarını düşünüyordu.
Aslında bu kabiliyetin önemini etrafımızdaki yöneticilere baktığımızda daha iyi anlıyoruz.

Bu yüzden bence işe alım görüşmesinde "Rol Yapan" bir insan sırf bunu yapabildiği için doğru insan olabilir. Ne dersiniz ?

Bir İlaç firmasının Represantlık için yapılan yazılı sınavını en iyi derecelerden birini yaparak geçmiştim.

Mülakatta oldukça dürüst davranmış, takım çalışmasından falan bahsetmiştim.

Dürüst birini aramadıklarını çok sonra öğrendim...

Aslında olaya şöylede bakılabilir. Mülakatlar ona katılan adaylar için oldukça stresli ve zorlu bir süreçtir. Çünkü belki ileride iyi bir kariyer yapıp yapmayacağınız bu yarım saatlik sürede belli olacaktır. İnsanlar haliyle sıkılır stres yapar. Önceden araştırabilecekleri bir yer varsa araştırır sorulabilecek sorulara aklında cevaplar hazırlarlar... Aslında ben bütün insan kaynakları uzmanlarının bu dediklerimi bildiklerini biliyorum. Bence onların dikkat ettikleri mülakata en iyi şekilde hazırlanıp gelen adamı bulmak... zaten kim alınırsa alınsın onun için en azından bi iki ay deneme süresi olucaktır... Demek istediğim bir aday mülakata hazırlanıpta önceden bişeyler araştırarak geliyorsa bence o mülakatı yapan kişinin gözünde bu işi ne kadar istediğini gösteriyordur bence mülakatlarda dikkat edilen şey de bu ...tabi grup mülakatları kişisel gelişim testleri vs.vs saymıyorum.

Bu aynen üniversite veya orta öğretim kurumlarına giriş sınavlarının mantığına benziyor. O kadar yıl çalış çabala ve kaderin sadece 2 saatte belli olsun. İş görüşmelerinde de aynı mantık var bence.

Türkiye'de malum işsizlik dizboyu. Haliyle iş ilanlarına, açık pozisyonlara başvurular da haddinden fazla oluyor. İş verenler veya işverenlerin yetkili kıldığı İK firmaları da günde belki 10 kişiyle görüşme yapmak zorunda kalıyor.

Sorun şu ki, başvuru yapan adaylara ayrılan süre en fazla yarım saat. Siz normal şartlarda, hayatınızda ilk defa gördüğünüz ve sadece yarım saat boyunca aynı odada bulunduğunuz bir insanı iyi tanıdığınızı ya da en azından işe bakış açısını çözdüğünüzü iddia edebilir misiniz? "Evet" diyen yalan söyler. Ama bunu söyleyenler o kadar çok ki.

"Sizin işe bakış açınızın kurum kültürümüzle pek uyuşmadığını düşünüyoruz. Biz biraz daha gelenekselci birini arıyoruz."

"Enerjinizden, bilgi ve deneyimlerinizden etkilenmemek mümkün değil ama siz bizim için biraz fazla kalifiyesiniz."

"Daha önce pek çok markanın yurt dışı interaktif ilişkilerini ve içerik projelerini aynı anda yürütmüşsünüz. Peki baskı altında çalışabilir misiniz?"

Bu gibi cümleler, işverenin veya İK yetkilisinin adayı çözmesine, işe ve hayata bakış açısını anlamasına, performansını ölçmeye çalışmasına, tecrübelerini özümsemesine değil, tabiri ciazse cahilliğine delalettir. Ya da sizin de onun için sıradan bir adaydan başka birşey olmadığınızın daha süslü cümlelerle ifade edilişidir.

İş görüşmelerinde böyle cümleler sarfedenlere "Sen kim oluyorsun da beni tanımadan, nasıl iş yaptığımı bilmeden hakkımda böyle yüzeysel kararlar verebiliyorsun" demek istediğim anlar çok oldu. Hatta bir kısmına söyledim de.

İşin ciddiyetini, yaptığının hata olduğunu anlayıp bana hak verenler özür diledi, anla(ya)mayanlar ise aynı kafada gitmeye ve başka adaylara da aynı şekilde davranmaya, onları küçümseyip "az paraya çok iş yapan eleman" arayışına devam etti.

Ben elimden geldiğince, yanlış olduğu genel kurallar dahilinde kabul edilmiş bu tip görüşmeleri blogumda dillendiriyor ve insanların okuyup birşeyler anlayabilmesi için çaba gösteriyorum.

Bazen umutsuzluğa kapılmıyor da değilim ama yine de zaman zaman enimle aynı düşünceleri paylaşanların yazılarını okudukça, onları dinledikçe seviniyorum, "Bunun böyle olması gerektiğini düşünen bir tek ben değilmişim" diye seviniyorum.

Yöneticilik yaptığım dönemde fark ettiğim bir olguyu sizlerle paylaşmak isterim.

İş görüşmesinin iki tarafı var lakin bu konuda esas hazırlanması gereken taraf kurum olmalı.

Kurum ne istediğini, ne şekilde çalışılmasını, hangi çerçevede verimlilik beklendiğini, iş tanımlarının gerçekçi olup olmadığını bilebiliyorsa ancak o takdirde görüşme her iki taraf için de başarılı olabilir.

Unutulmamalıdır ki karşınızdaki insan kurumunuzu tanımıyor. Doğru anlatmak ve dahi orayı doğru bir yer haline getirmek kurumun sorumluluğunda.

Tabii ki ülkede şirketler şirket değil, kurumlar kurumsal değil; aslında doğru çalışana da çok ihtiyaç yok. Gelsin işini yapsın, parasını alsın; hatta sallasın başını, alsın maaşını beklentisi mevcut. Başımıza iş çıkarmasın diye eleman alıyor büyük çoğunluk.

Kurumun bir dünya görüşü, anlatacak bir şeyi, bir derdi - kaygısı olmalı. Kültürü olmalı kısacası. Yoksa akıllı bir genç: "Ben neden sizinle çalışayım?" dediğinde ne cevap verebilirsiniz ki?

Saygılarımla dikkatinize sunarım.

tabii ki işe giriş mülakatlarının max. 30 dk olması ve bu süre içinde İK uzmanlarının bir kişiyi tanımaları imkansıza yakın... Anca kafalarında bir iki fikir oluşabilir bu süre içerisinde sadece... Tamamen haksızlık....ama birde işe diğer tarafından bakın...Mesela geçen sene Garanti bankasının açtığı MT pozisyonuna başvuran kişi sayısı 9000'in üstünde... bunların her birini tam olarak tanıyabilmek inanılmaz bir vakit gerektirir.Bunu da hiç bir firma tercih etmez.

Mülakatlara hazırlığında insanın kendi markasını pazarlaması gibi bir olgu olarak gördüm hep. size verilen kısa bir süre var ve o süre içerisinde kendinizi hede kitlenize en iyi şekilde tanıtmanız gerekiyor. Burda hedef kitle sizinle görüşen İK uzmanları... dış görünüşünüz, oturuşunuz konuşma tarzınız, jest ve mimikleriniz, CV nizi hazırlama tarzınız ya da ek aldığınız eğitimler hepsi bu pazarlama kampanyasının bir parçası...

Ama bu süreci ÖSS ile eş tutmak yanlış... çünkü ÖSS nin başka bir alternatifi yok...o sınavı veremezseniz otomatik olarak hayatınızdan bir sene gidiyor ama iş görüşmelerinde bundan daha fazla şansınız oluyor...Birine kabul edilmezseniz bir başkası ...o da olmasa bir başkası... Morali yüksek tuttuğunuz sürece alternatif bol...

 

Lütfen yorum yazın